Totemizm, hiçbir kişiselleşmiş bir ruh veya tanrıya sahip olmasa bile, bir din biçimidir. Totemizm, kesinlikle günümüzde bildiğimiz ve muhtemelen daha ilkel biçimi bulunmayan en ilkel din tipidir. Bu yüzden totemizmin kökenini oluşturan faktörleri belirlemek muhtemelen aynı zamanda, insanlıkta dinsel duygunun oluşuma yol açan nedenleri keşfetmektir.
Toplumlarda totemizm klan sisteminin tamamlayıcı unsurudur. Totemci klanın kendine göre has bir özelliği, klan grubunun kimliğini gösteren ismin, aslında hususi özelliklere sahip olduğuna inanılan maddi bir nesne ismi -bir totem- olmasıdır. Aynı aşiret içindeki iki klandan hiçbiri aynı toteme sahip değildir. Bir klanın üyelerinin kendi totemlerinin sahip olduğuna inandıkları nitelikler incelendiğinde, totemin kutsal/kutsal olmayan dikotomisinin eksenini oluşturduğu görülür. Totem "kutsal şeylerin asıl proto-tipidir." Totemin kutsal karakteri, kendini totemi faydacı amaçlarla kullanabilen sıradan nesneler yasaklar aynı zamanda totemin temsilini -çevreler; bu semboller, çoğu kez, bizzat totem - nesneyle ilişkili nesnelerden bile daha sıkı yaptırıma tabidir.
Ayrıca bizzat klan üyelerinin kutsal niteliklerine sahip olduğu düşünülür. Daha gelişmiş dinlerde inanan kutsal-olmayan bir varlıkken, totemizmde bunun aksi doğrudur. Her insan kendi toteminin -bizzat toteminin dinselliğini paylaştığını gösteren- adını taşır ve bireyle totemi arasında soy bağları olduğuna inanılır. Bu yüzden, totemizm üç tür nesneyi kabul eder: Totem, totemin sembolü ve klan üyeleri. Bu üç kutsal nesne kategorisi ayrıca genel bir kozmolojinin parçasıdır. Kimi toplumlar için, şeylerin kendisi, evreni dolduran her şey, kabilenin bir parçasıdır; onlar kabilenin kurucu unsurlarıdır ve deyim yerindeyse, onun sürekli üyeleridir. Tıpkı insanlar gibi onlar da toplumun düzeni içinde belirli bir yere sahiptir. Örneğin, bulutlar bir toteme, güneş bir başka toteme aittir: Doğadaki her şey totemci klanın organizasyonu temelinde düzenli bir sınışamaya tabi tutulur. Genelde belirli bir klan veya fratri (bir klanlar grubu birleşimi) içinde sınışandırılan tüm nesnelerin ortak özellikler taşıdıkları düşünülür ve klan üyeleri bu nesnelerin kendilerini birleştirdiğine inanır. İnsanlar "onları kendi arkadaşları olarak görür ve onların kendileri gibi aynı bedenin cisimleşmesi olduğunu düşünür." Bu, dinin etki alanının ilk bakışta görünenden çok daha öteye uzandığını gösterir.
Nitekim üç tür kutsal nesneden hiçbiri kutsal karakterini diğerlerinden almaz, zira tümü ortak bir dinsellik taşır. Bu nedenle onların kutsal karakteri, tümünü kucaklayan bir kaynaktan, hepsinin kısmen paylaştığı, ancak yine de onları birbirinden ayıran güçten çıkmak zorundadır. Avustralya totemizminde bu kutsal enerji aslında kendisine vücut kazandıran nesnelerden açıkça farklılaşmamıştır. Ancak bir başka yerde açıkça farklılaşmıştır; bu farklılaşmış güç; örneğin Kuzey Amerika yerlileri arasında ve Malenezya'da mana olarak adlandırılır. Avustralya totemizminde yaygın olarak rastlanan bu dinsel enerji, daha kompleks dinlerde tanrılar, ruhlar ve şeytanlar biçiminde kendini gösteren bu genel gücün sonraki daha özelleşmiş tüm somut örneklerinin ana kaynağıdır.
Bu yüzden, dinin varlığını açıklamak için kutsal olan her şeyin kaynağını oluşturan bu genel enerjinin temelinin ortaya konması gerekir. Niçin onlara kutsal güç atfedilmesi gerektiğini açıklayan şey, fiziksel nesneler olarak totemlerin ürettiği dolaysız duyumlar değildir. Totem nesneler çoğu kez -doğaları gereği, kendilerine yüklenen güçlü dinsellik duygularını uyandıramayacak- önemsiz hayvanlar veya küçük bitkilerdir. Ayrıca totemin temsili genellikle totem nesneden daha kutsal olarak görülür. Bu durum, "totemin öncelikle bir sembol, bir başka şeyin maddi ifadesi olduğu"nu gösterir. Bu nedenle totem, hem kutsal enerjiyi hem de klanın kimliğini simgeler. Durkheim, şu retorik soruyu sorar; "O aynı anda tanrının ve toplumun simgesiyse, bunun nedeni tanrı ve toplumun aynı şeyler olması değil midir? Totemizmin ilkesi bizzat -totem olarak hizmet eden bir bitki veya hayvanın algılanabilir suretleri biçiminde tasavvur ve temsil edilen- klan grubudur." Toplum yükümlülük ve saygıyı emreder: Kutsalın iki karakteri ister yaygın insan dışı bir güç, isterse kişiselleştirilmiş bir şey olsun, kutsal nesne, gerçekte toplumun birey üzerindeki üstünlüğünü simgeleyen yüce bir varlık olarak algılanır.
Durkheim, dinsel sembolizmin seremonik bir biçimde nasıl yaratıldığı ve yeniden yaratıldığını ampirik olarak göstermeye çalışır. Avusturalya toplumları düzenli döngülerden geçerler; bu döngülerden birinde her akrabalık grubu tüm etkinliklerini ekonomik hedeşer çerçevesinde bağımsız olarak sürdürürken, bir başka döngüde klan veya grubun üyeleri belirli dönemlerde bir araya toplanır, birkaç gün kadar kısa veya bir kaç ay kadar uzun bir dönem için bir araya gelirler. Bu evrelerden ikincisi genellikle oldukça yoğun ve duygusal karaktere sahip kamusal ayinler için bir vesiledir. Burada biz, dolayısıyla oluşum halindeki bir kutsal inanç karşınızdayızdır. Kutsallık bilinci bu kolektif coşkunluktan doğar ve bu yüzden o kutsalın gündelik kutsal- olmayan dünyadan ayrılışı ve üstünlüğünün başladığı noktadır.
O halde niçin bu dinsel gücün belirli bir totem biçimini alması gerekir? Çünkü, totem klanın sembolüdür. "Totem, klan veya kabilenin soyadı ve kimliği gibi anlaşılmalı."(Sümer Rahip Devletinden Demokratik Cumhuriyete Doğru) Kolektivitenin varlığının yarattığı duygular, grubun en kolay biçimde tanımlanabilir simgesi olarak toteme odaklanır. Bu, totemin temsilinin niçin totem nesneden daha kutsal olduğunu açıklar. Bu, yine de kuşkusuz, klanın niçin başlangıçta bir totem biçimini alması gerektiği sorusunu açıklamaz. Totem, nesneler basitçe insanların sürekli içinde oldukları şeylerdir ve her klan grubu kendine totem olarak toplanma yerinde sıkça rastlanan bir hayvan veya bitkiyi alır. Totem, nesnenin oluşma döneminde totem fikrinin yeşermesine yardımcı olan, totemi andıran ve ondan ayrılan, üreten bu özlere dinsel duygular yüklenir. Ayrıca dinsel güç, özel bir amaçla bir araya gelmiş topluluktan kaynaklandığı, ancak aynı zamanda "bireylerin dışında tezahür ettiği ve onlar üzerinde bir tür alışkanlık kazanabileceği" için, sadece onların içinde ve onlar aracılığıyla algılanabilir. Bu anlamda onlara içkindir ve onlar zorunlu olarak dinsel gücü temsil ederler. Burada totemizmin üçüncü özelliği çıkar. Topluluğun birey üyeleri totemin dinselliğini taşır.
Bu açıklama, dini inançların özsel içeriklerine göre tanımlama girişiminin niçin boşuna olduğunu gösterir. İster belirli bir nesne isterse bir sembol olsun, kutsal onun doğal özelliklerine bağlı değildir. En genel-yer nesnesi ancak dinsel güç aşılandığında kutsallık kazanabilir. "Bu yolla, bir bez parçası kutsallık kazanabilir ve bir kağıt parçası oldukça değerli hale gelebilir." Bu ayrıca, kutsal bir nesnenin niçin kutsallığını yitirmeden parçalara bölünebileceğini gösterir.
O dinin ikinci temel boyutunu -tüm dinlerde karşımıza çıkan ritüel pratiklerin varlığını- açıklar. Yakından iç içe geçmiş iki tür ritüel vardır. Kutsal fenomenler tanım gereği kutsal-olmayan fenomenlerden bağımsızdır. Bir ritüeller seti bu bağımsızlığı sürdürmeye hizmet eder: Bunlar kutsal ve kutsal-olmayan arasındaki ilişkiyi sınırlandıran negatif ritüeller veya tabulardır. Bu yasaklar kutsalla davranışsal ilişkiler kadar sözel ilişkileri de içerir. Normalde, kutsal-olmayan dünyadan hiç bir şey kutsalın alanına değişmeden girmemelidir. Nitekim, ayin günleri için özel kutsal giysiler belirlenir ve bütün normal, dinsel olmayan meslekler tamamen askıya alınır. Kuşkusuz ki dinsel ritüel ve oyun arasında yakın ilişkiler vardır. Durkheim takım oyunlarının kökünde disel törenlerin tam anlamıyla "yeniden yaratma" olduğunu söyler. Negatif ritüeller pozitif bir yana sahiptir: Onlara sahip olan birey kendisini kutsal ve böylece kendini kutsalın alanına girmeye hazırlar. Uygun pozitif ritüeller tüm komünyonu dinselle etkileyen ve bizzat dinsel ayinin çekirdeğini oluşturan ritüellerdir. Her iki ritüel setinin işlevi kolayca belirlenir ve yukarıda ana hatlarıyla ifade edilen dinsel inançların oluşumunu açıklamak için gerekli bir unsurdur. Negatif ritüeller iki alanın birbirinin alanına tecavüz etmemesini sağlar. Pozitif ritüellerin işlevi, salt faydacı bir dünyada gücünü yitirecek dinsel ideallere bağlılığı canlı tutmaktır.
Bu noktada, bu analiz ile toplumda işbölümündeki analiz arasındaki ilişki kısaca yeniden ifade edilebilir. Küçük geleneksel toplumlar, birlikleri için güçlü bir kolektif bilince ihtiyaç duyarlar. Böyle bir toplumu toplum kılan şey, üyelerinin ortak inanç ve duygulara bağlılıklarıdır. Bu yüzden, hakikatle ifade edilen idealler toplumun birliğinin temel dayanağı olan ahlaki ideallerdir. Dolayısıyla, bireyler dinsel ayinlerde bir araya toplandıklarında inançlarını mekanik dayanışmaya dayalı ahlaki bir düzen içinde pekiştirirler. Böylece, dinsel ayinin içerdiği pozitif ritüeller grubun düzenli ahlaki bütünlüğünü sağlar, bu zorunludur, zira bireyler din dışı dünyadaki gündelik etkinliklerinde bencil çıkarları peşinde koşarlar ve neticede toplumsal dayanışmanın temel dayanağı olan ahlaki değerlerden kopma eğilimindedirler.
* Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi
Kaynaklar:
- Sümer Rahip Devletinden Demokratik Cumhuriyete Doğru (Abdullah Öcalan)
- Sosyal Teorinin Temel Problemleri (Antony Giddens)
ABDULLAH ÇELİK*: Totem klanın kimliğidir