Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin talimatıyla devreye konulan savaş konsepti ile birlikte Kürdistan'da katliamlar, Türkiye kentlerinde ise linç saldırıları geliştirildi. Her geçen gün şiddetlenerek bir iç kaosa dönüştürülen savaş karşısındaki cephe de büyüyor. Bodrum'da yaşayan feminist aktivistlerden Figan Erozan ve Feyza Taner Arslanalp de bu cephede yer alanlardan. Bodrum'da savaş çığırtkanlığına karşı barışı haykırmak için bir araya gelen iki kadın, farklı etkinlik ve eylemlerle Bodrum halkına barışın önemini anlatıyor.


Barışın ana sesi kadın olursa savaşın sesi kısılır

Figen Erozan, savaşı kadınların çıkarmadığını ancak savaşın en çok kadınları etkilediğini belirterek, kadınların savaşa karşı barışı haykırmasının bu nedenle önemli olduğu için mücadele ettiklerini söyledi. Barışın ana sesi kadın olduğu takdirde savaşan erkek zihniyetinin sesinin kısılacağına inandığını kaydeden Erozan, "Savaşı tanımlarken kadınlar, çocuklar ve yaşlılar mağduriyet alanından göç edendir. Tacize, tecavüze uğrayandır. Alınan satılandır. Bedenine el konulandır" dedi. 


Savaşta değil barışta çoğalmak

Bodrum gibi yerlerin hep tatil bölgesi, diğer bölgelerin ise savaş bölgesi olarak algılandığına dikkat çeken Erozan, "Bu ayrıştırmayı kırmak gerekiyor. Bu algıyı yaratan sistemdir. Bu savaş her yerde. Bu algıyı kırmak için batıdan barışın sesini yükseltmek gerekiyor" diye belirtti. Savaşın aslında her yerde olduğunu söyleyen Erozan, bölgede yürütülen savaşın yansımasının kıyılarına vuran küçük bir çocuğun bedeninde görüldüğünü söyledi. 

Erozan, Bodrum'da barışı haykırmanın önemli olduğunu belirterek şunları dile getirdi: "Bu saatten sonra sessiz kalmak mümkün değil. Savaşın önünü açacak unsurlardan taraf olmamak en değerli olandır. Savaş değil barışta çoğalmak gerek. Bu yüzden barışa ses vermek, bir kişi bile olsa varız demek önemlidir. Buradaki insan savaşı bilmiyor, hissetmiyor. Biz bunu Roboskîli kadınlardan fark ettik."


Kadınlar yüz yüze gelmeli

 Geçen yıl Roboskîli ailelerle bir araya geldikten sonra yaşadıkları acıyı fark ettiklerini belirten Erozan, "Onları dinlerken hiçbir şey bize aktarıldığı gibi değilmiş. Bu bizde kırılma noktası oldu. Onları buraya çağırırken kaygılıydım. Onlar da buraya gelirken kaygılıydı. Ancak kadınlar yüzleştikçe, bu kaygılar son bularak ayrımcı dilde yok oldu" şeklinde konuştu.


Savaş, rahat alanlardan destek alıyor

"Barış kolay bir süreç değil ama bir merhaba ile başlar" diyen Erozan, Bodrum'da bir kişinin dahi barışı haykırmasının önemli olduğunu söyledi. Erozan, savaşın desteğini bu rahat alanlardan aldığını ve bu alanlardan desteğin çekilmesi halinde savaşın sona ereceğini aktardı. 


Doğu ile batı arasındaki köprüyü kadınlar kuracak

Feyza Arslanalp da, Bodrum'da iki kadın olarak barışı dillendirmek için yola çıktıklarını ve kendi güçleri yettikçe Bodrum'da yaşayanlara barışın önemini anlattıklarını söyledi. Bir kadın olarak barışı haykırırken Bodrum'da birçok zorlukla karşılaştıklarını ve hatta iş bile alamadığını kaydeden Arslanalp, "Bodrum'da barış haykırmak daha önemli. Doğu ile batı arasındaki köprüyü kuracak olan yine biz kadınlarız. Bugün burada çalışırken, bu kopukluğun ne kadar derin olduğunu görüyorum" dedi. 


Acıların ortaklaştırılması gerek

"Gezi'yi anlayanlar, bölgenin şu an yaşadığı süreci anlamak istemiyor" eleştirisinde bulunan Arslanalp, insanlara bölünme algısının empoze edildiğini ve söz konusu Kürtler olunca yaşanan acıların görülmediğini söyledi. Pirsus'ta 33 genç katledildiğinde Bodrum'da barlara girmek için insanların sırada beklediğinin altını çizen Arslanalp, barışın tesisi için acıların ortaklaştırılması gerektiğini ifade etti. 


Barışı getirecek olan kadındır

Kadınların barışı durduracak gücü olduğuna inandığını kaydeden Arslanalp, şunları aktardı: "Kadınların kendi güçlerinin farkına varması gerekiyor. Asker cenazelerinde görüyoruz; kadınlar feryat, isyan ediyor. İsyan ediyorlar çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor. Kadınlar her şeyin farkına varıyorlar. Bu coğrafyaya barışı getirecek olanlar yine kadınlardır. Bunun için de bir olmaları lazım. Etnik sınıf, din, dil, ırk ayrımı yapmadan bir olmalıdır." 


 DİHA/MUÐLA