Êzîdî Kürtler, dini ve kültüründen dolayı yıllarca katliamlara ve baskılara maruz kaldı. Sürgün, diaspora çok tercih ettikleri bir yol olmazsa da Avrupa’nın yolunu tutmak zorunda kaldılar. 

Kuzey Kürdistan’da yaşayan Êzîdî Kürtler, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin geliştiği 1990’lı yılların başlarından itibaren devletin koruculuk dayatması başta olmak üzere köylerinin yakılması yıkılması nedeni ile topraklarını terk ederek Avrupa’ya göç etti. Avrupa’daki Êzîdîler, DAİŞ’in Şengal’e saldırısı ile adeta toplumsal bir deprem yaşadı. Yaşanan bu depremin en fazla gençlik üzerinde etkiyi yarattığını söylemak yanlış olmaz. 

DAİŞ çetelerinin Şengal’e saldırması, Êzîdî kadınların köle pazarlarında satılması, tecavüze uğraması Avrupa’da yaşayan örgütsüz Êzîdî Kürt gençliğini sokaklara dökerek kendi özünü hatırlamasına ve kendi kurumları etrafında buluşmasına bir şekilde neden oluyordu. Tam bu süreçte Almanya Êzîdî Federasyonu çatısı altında 2014 yılı sonlarında “Hevgirtina Ciwanên Êzdayî” (HCÊ-Êzîdî Gençler Birliği) adı ile bir gençlik yapısı kuruldu. Tüm Almanya’da faaliyet yürüten HCÊ Eşbaşkanı İnce Bezek ve HCÊ Yönetim Kurulu Sekreteri Hamo Tarak çalışmalarını anlattı.

Hamo Tarak, temel amaçlarının Êzîdî gençliğine ulaşmak olduğunu belirterek şunları belirtti, “Başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa’da yaşayan gençlerimizi uyandırmak, örgütlemek istiyoruz. Kendi dinlerini, kültürlerini, dillerini öğrenmeleri için faaliyet yürütüyoruz. Burada asimile olmalarının önüne geçmek istiyoruz. Biz Êzîdîliği Kürtlüğün Kürdistan’ın temeli olarak görüyoruz. Dolayısıyla Êzîdî dinini, Kürt dilini koruyarak Kürdistan’ı koruyoruz. Bir diğer amacımız ise gençlerimizin kendi kurumlarına bağlı olmalarını, ülkelerine kültürlerine duyarlı olmalarını sağlamaktır.”


Acılar örgütlülüğe çevrilmeli

“Biz yok olmayacağız” diyen Hamo Tarak, “Büyüklerimizden hep 72 ferman hikayelerini dinledik, fakat DAİŞ çetelerinin saldırıları ile yaşadığımız bu katliamlar karşısında harekete geçtik. Bizi yok etmek isteyenlere cevabımızı örgütlenerek vermek zorundayız. Çok acı çektik. Fakat bu acıların yanında sevindirici gelişmelerde oldu. Êzîdî dini dünyada resmi olarak tanındı. Şimdi herkes Êzîdîleri tanıyor. Konuşuyor. Ortadoğu’nun temel halklarından olduğumuz gibi eski dini olduğumuzu da herkes daha iyi öğrendi. Acılarımızı örgütlülüğe çevirmeliyiz” dedi. 

HCÊ yapılanlamasının farkı kesimlerde yanlış anlaşıldığını ifade eden Tarak devamla şu ifadeleri kullandı: “Bazı platformlarda ‘Êzîdîler sadece kendilerini düşünüyorlar’ şeklinde eleştiriler oluyor. Evet biz Êzîdîyiz. Aynı zamanda da Kürt’üz. Kutsal topraklarımız, kutsal ülkemizin adı Kürdistan’dır. İkincisi, AKP şu anda Kürt halkına saldırıyor. Biz halkımızın yanındayız. Bu ilkelerimizden vazgeçmedik, böyle biline.”

HCÊ’nin Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK), Kürt gençlik örgütlülüğü Ciwanen Azad gibi gençlik kurumlarıyla da ortak çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Tarak, “Biz yalnız değiliz. Kollektif çalışmalarla örgütlülüğümüzü daha da güçlendirebiliriz” dedi.

2014’te HCÊ’nin kurulduğunu hatırlatan Hamo Tarak, o tarihten bu yana ilk olarak DAİŞ’in saldırılarına karşı Êzîdî gençliğini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. 


Yapılan yardım çalışmaları 

Şengal’de mağdur olan halka yönelik yardım çalışmalarını da anlatan Tarak, “Êzîdî Federasyonu ve diğer Kürt kurumları aracılığı ile Şengal’e 7 TIR’lık (40 tonluk) yardım gönderdik. Sonrasında 4 ayrı komisyon kurarak Kürdistan’daki kampları ziyaret ettik. Newroz, Sengal, Amed, Suruç, Viranşehir kamplarına gittik. Oradaki halkımıza yalnız olmadıkları mesajını verdik. Şengal’in yeniden inşa edilmesi içinde çalışmalara aktif katılıyoruz. Diğer yandan Avrupa’da diplomasi çalışmalarına ağırlık verdik. Bölgelerde Seminerler düzenledik, Alman partileri ile diyalog kurduk. Êzîdîlerin sorunlarını anlattık. Bu konuda duyarlılık sağlamak için Almanya Başbakanı Angela Merkel’e mektup gönderdik. Bazı yerellerde belediyelerle yardım çalışmalarını organize ettik. Temel çalışmalardan biri de Şengal için yardım toplamak halkımıza ulaştırmaktır” dedi.

HCÊ Yönetim Kurulu Sekreteri Hamo Tarak, Êzîdî gençliğinin kendi özünden koparılmak istendiğine ve buna karşı mücadele ettiklerini ifade etti. Hamo konu hakkında şu tespitleri yaptı: “Öyle bir noktaya gelindi ki bazı gençler ‘biz Êzîdîyiz. Kürt değiliz’ diyorlardı. Biz bunu kabul etmediğimizi açıkça haykırdık. Büyüklerimizin dediği gibi birlik olunmalıyız. Diğer önemli nokta gençlerimiz asimile oluyor. Son Şengal olayları ile gençler şu soruyu sordu kendi kendisine ‘Evet tamam biz Êzîdîyiz fakat Êzîdîlik nedir?’, fakat bunun ifadesini yapamıyorlardı. İşte biz burada biraz devreye girdik diyebilirim. Gençlerin bu sorusuna cevap olacak toplantılar düzenliyoruz. Tartışıyoruz, anlatıyoruz.”


‘Ülkemize karşı duyarlı olmalıyız’

HCÊ Eşbaşkanı İnce Bezek ise Êzîdî gençlerinin en büyük sorunu kendilerini tanımamaları olduğunu söyledi. Bu sorunun giderilmesi için de eğitimlerin çoğaltılması gerektiğini ifade eden Bezek, “Avrupa genelinde gençlerimizin kültürünü, dinini ve ulusal değerlerini tanıması için çalışmalarımız var. Bu konuda planlamalar doğrultusunda bu çalışmalar sürüyor” dedi. 

Birçok bölgede komisyonların olduğunu söyleyen Bezek, bu komisyonların çoğaltılmasınının çok büyük bir önem taşıdığını dile getirdi. Bezek, “Genellikle derneklerimizin olduğu merkezlerde gençlik yapılarımız da var. Bu yeterli değil tabii ki. Biz bunu Almanya dışına çıkarmak istiyoruz. Tüm bölgelerde ilişkilerimiz var. Komisyonlarımızın olmadığı yerlerde komisyonlar oluşturmak gibi bir hedefimiz var. Avrupa’da yaşayan Êzîdî Kürt gençleri kendi kimliğine, ülkesine karşı duyarlı olmalı. Önümüzde büyük sorumluluklar ve görevler bizi bekliyor. Şengal’in yeniden kurulması gibi bir görev var. Tüm gençler, Şengal’in yeniden inşaasında aktif olarak yerlerini almalı. Kürdistan’da direnişlere de duyarlı olmamız gerekiyor” vurgusu yaptı.

8 Kasım 2015’te yaptıkları HCÊ kongresiyle bir dizi karar aldıklarını da hatırlatan Bezek şunları dile getirdi: “Eksikliklerimizi gidiremek için, üye sayısının arttırılması, Almanya dışındaki Avrupa ülkelerinde de örgütlenme çalışmalarının yapılması, Êzîdîlerin yaşadığı her yerde komitelerini kurulması, Şengal‘e periyodik olarak 2 ayda bir heyet gönderme ve orada bir okulun açılması vb.”


MURAT MANG/BIELEFELD