Cizre’deki ilk yasakta oğlu Osman Çağlı’yı, ikinci yasakta ise eşi Nurettin Çağlı’yı kaybeden Hemşe Çağlı, acısının ve öfkesinin ilk günkü kadar taze olduğunu dile getirdi. Yasak sürecinde doğan iki torununun adları ile kaybettiklerini anımsayan Hemşe, “Bu direniş ve mücadele unutulmasın” dedi.

“Kürt’e ferman kesildi ama bizler yıldızlar gibi çoğalıyoruz” sözleri, Hemşe Çağlı’ya ait. Oğlu Osman Çağlı’yı, 4 Eylül 2015’te başlayan ve 9 gün süren yasakta; eşi Nurettin Çağlı’yı ise 14 Aralık 2015’teki yasakta  kaybeden Hemşe Çağlı, yasak sürecinde yaşadıklarını anlattı.

Gök yarıldı ve bombalar yağdı 

“Beklenmedik bir anda, soğuk bir kış günü savaşın başlatılmasıyla Kürtler üzerine bir ferman kesildi” diye sözlerine başlayan Hemşe Çağlı, Cizre’de göklerin yarıldığını ve bombaların üzerlerine bocalandığını ifade etti. Cizre’de ilan edilen ilk sokağa çıkma yasağında bir yere gitmediklerini dile getiren Çağlı, “Havalar soğuktu, yasak uzun sürmez dedik. İlk yasak çok uzun sürmedi, dolayısıyla evimizi terk etmedik. Evimizin avlusuna çıkamıyorduk. Çıktığımız gibi keskin nişancıların hedefi oluyorduk” dedi.

Saldırılara cevap oluyoruz 

Silah, tank ve top seslerinin eksik olmadığı ilçede 9 günlük yasak sürecinde oğlu Osman’ın askerler tarafından katledildiğini anımsatan Çağlı, Osman’ın çok akıllı ve çalışkan biri olduğunu söyledi. Çağlı, “Erdoğan yıllardır biz Kürtleri öldürmekle, katletmekle bitiremedi ve bitiremeyecek. Çünkü bizler mücadele ve direnişimizle bu saldırılara cevap oluyoruz. Yaşam o günden sonra bizim için bir cehenneme dönüştü. Çünkü ilk yasaktan sonra en uzun yasak süreci başladı” diye devam etti.

Abdest alıp namaz kılacaktı 

Cizre’deki ikinci yasak sürecinde ise eşi Nurettin’i kaybeden Hemşe Çağlı, o anları şu sözlerle dile getirdi: “Eşim evin avlusuna çıkıp, abdest alıp namaz kılacaktı. Çıktığı gibi bomba parçası avluda eşime denk geldi ve bacağından ağır yaralandı. Biz ardından onu ambulansla zar zor hastaneye yetiştirmeye çalıştık. Eşimi hastaneye kaldırdıktan sonra doktorlar bize ‘zehirli silahlar ve bombalar kullanılıyor’ dedi. O zaman anladık bu savaş daha çok canımızdan can alacaktı. Doktorlar, ‘en fazla bir ay kadar falan yaşar’ dedi. Eşim yaralandığında Ocak ayının başları idi ve Şubat ayının başlarında da yaşamını yitirdi. Tank ve toplar yetmezmiş gibi zehirli silahlar da kullanıyorlardı.”

Sokaklardaki çocuk seslerinin yerini tank ve top seslerinin aldığını dile getiren Çağlı, acısının ve öfkesinin ilk günkü kadar taze olduğunun altını çizdi.

Kader ve Osman… 

Yasak sürecinde bir torununun dünyaya geldiğini kaydeden Çağlı, “Nurettin ‘bu yaşadıklarımız bizim kaderimiz ise torunumun ismini Kader koyun’ dedi. Sanki öleceğini hissediyordu. Ben de torunumun ismini Kader koydum ve şu an dört yaşında. Onun ismi ile yaşadıklarımız hep aklımızda kalıyor ve hiç unutulmayacak. Ardından başka bir torunum dünyaya geldi. Biz onun ismini de Osman koyduk. Artık her torunuma baktığımda oğlum aklıma geliyor. Oğlum unutulmasın, bu direniş ve mücadele unutulmasın diye bu ismi koyduk” dedi.

Onların direnişini sürdüreceğiz 

Yasakların üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen ne direnişi ne de kendilerine yaşatılan katliamları unutacaklarını söyleyen Hemşe Çağlı, şunları ekledi: “Bizler hayatta olduğumuz süre boyunca onları hep direnişleri ile hatırlayacağız ve anacağız. Bizler hep onların izinde olmaya ve yürümeye devam edeceğiz. Onların direnişini sürdüreceğiz. Bütün dünya çok iyi biliyor bu katliamı ve savaşı Erdoğan ve AKP iktidarının yaptığını. Bizleri öldürmekle bitireceklerini sanıyorlar, ama bizler yıldızlar gibi her gün çoğalıyoruz. Bizler terörist değil, insanız. Kürtlüğümüzü inkar etmeyeceğiz.”

ROJDA AYDIN / JINNEWS/ŞIRNAK