Geçenlerde bir rapor yayınlandı; İnsan Hakları Derneği (İHD), 7 Haziran seçimlerinden bu yana toplam 262 sivilin öldürüldüğünü, 759'unun ise yaralandığını açıkladı. Bu süreçte gözaltına alınan 5 bin 713 kişi. Aynı dönemdeki silahlı çatışmalarda 150 asker, polis ve korucunun yaşamını yitirdiği 421'inin de yaralandığı açıklandı. Çatışmalarda 181 PKK'lı öldürüldü, 19'u da yaralandı. Çatışma ortamı içerisinde kalan sivillerden dokuzu yaşamını yitirdi, 101'i yaralandı. Bu süre içerisinde 188'i çocuk 5 bin 713 kişi gözaltına alındı, 36'sı çocuk 1004'ü tutuklandı.
***
Kısa tutmaya çalıştım. Bir ülkenin birkaç aylık panaroması bu rapor. Evet. Ajanslar ölüm haberleriyle dolu. Bombalar patlıyor, insanlar ölüyor, çığlık çığlığa yürek burkan sahneler ve 'gerçek' her nasıl bir hal alıyorsa, sanki bizim gerçeğimiz değilmiş gibi, duymazlıktan geliyoruz. 'Ölüm' yalnızca dört harfli bir sözcük sanki. Yaşananlar sıradan bir şeymiş gibi.
Oysa kendine insanım diyen hiç kimse, kendisini ilgilendirmeyen işler olduğu gerekçesiyle vicdanını yatıştırmaya çalışmamalı. Çünkü; 'zalim zulmünü işletirken ak ellilerin elleri temiz olamaz'
İnsanın insana karşı başlatığı taaruzun haklılığını ya da haksızlığını tartışmaya yanaşmıyoruz. Bizi, beynimizi ve yüreğimizi kasıp kavuran acılı manzaraların önünü arkasını çok araştırmıyoruz. Kendimizi 'Ama'lı,'fakat'lı cümlelerle avutuyoruz. Kendimizden uzaklaştırılıyoruz. Irkçı bir şiddet ve hiddet sarmalında sallanıp duruyoruz. Sonrası sınıfsal, etnik, cins vb. toplumsalımızın felç olmuş alanları, yani hayatın zehreden kavramları. Onları konuşalım biraz.
***
Herhangi bir millete mensup olmak, yalnızca başka yapılara mensup olanlardan daha aşağı ya da yukarı olmamak duygusu ve güveni vermelidir sadece. Bunun ötesinde 'üstün' anlamlar yüklemek ırkçılıktır. Milliyetçilik denilen illet bu çizginin dışında bir anlam ifade ettiği oranda, "öteki"ler için tehdite dönüşür. Din veya mezhepler için de öyledir. Kimliklere aşırı vurgu yapan, bu kimlikleri matah bir şeymiş gibi öne çıkaran her söz, davranış, politika veya yazı insani değerleri azaltan, kişilik yapısında ciddi gedikler açan çaresizlik ve zavallılık göstergesidir. Irkçılığa ve şovenizme çanak tutar.
Her hangi bir gruba olan aşırı, nedene dayanmaksızın oluşan bağlılık ve tapınma, sıklıkla karşı gruba olan nefret ve kötü niyet duygularını da beraberinde getirir. Varılan nokta bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğer(ler)inden üstün olduğuna ve diğer(ler)ine hükmetmeye hakkı bulunduğuna duyulan saçma inanç.
Kimi toplumlar ümmeti milletleştirirken kullanılan harç o kadar katı kullanıldı ki bu ırkçılığa doğru kaydı ve bu düşüncenin şerri tarihte olmadık insanlık suçları işledi.
Kültür, tarih, kimlik vs. kavramları güzelleştiren başkalarına da aynı düzeyde yaklaşmaktır. Bir yerlerde ırkçılık aşılmıyorsa ve başkalarının istek ve özlemlerini yok sayıyorsa temeli sorgulamak gerekir. Bu noktada mücadele etmek yüreğinin kavrukluğunu hırçınlığa dönüştürmüş, taşlık ve çorak yürekler için yegane ilaçtır.