"Çıplak ve sahici yaşayıp 

çıplak ve sahici ölmek için

Adım onların adının yanına yazılmasın diye

acı çekecek 

yerlerimi yok etmeden

acıyla baş etmeyi öğrendim.

Yoksa bu kadar 

konuşabilir miydim?"

Murathan Mungan


Her gün bir saldırıya, işkenceye, zulme maruz kalıyoruz. Gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılıyoruz. Her gün öldürülüyoruz. Cenazelerimizi gömmemize izin vermiyorlar. Yasımızı tutamıyoruz. Olgunlaşmamış bir başak gibi koparılıyor başları gençlerimizin bedenlerinden. Ölü bedenleri sürükleniyor tüm insanlığını yitirmiş robotik kafaların kumanda ettiği panzerlerin arkasında. Yaşama henüz boynunu uzatmış incecik bir filiz gibi kırılıyor bedenleri çocuklarımızın. Yarım kalıyor düşlerimiz, sevdalarımız aşklarımız. Çocuk oyunlarımız yarım kalıyor. Birden bire büyüyüveriyor çocukluğumuz toma denen canavarı taşlama peşinde koşarken, yarım kalıyoruz. Yarınsız kalıyoruz. Yarsiz kalıyoruz. 

Her gün öldürülüyoruz. Her gün direniyoruz. Her gün cenazelerimizi kaldırıyoruz. Cenazelerimizi kaldırabilmek için direniyoruz. Cenazelerimizi kaldırabilmek için direnirken öldürülüyoruz. Yine… Tarifsiz acılar salıyorlar yüreğimize. Yemek yiyoruz. Uyuyoruz. Gülüyoruz bazen. Buruk, acılı. 

Gerçekten nasıl baş edeceğiz bunca ölüm, acı ve yıkımla savrulmadan karanlık kuyusuna bedenimize dolanan ağrının. Ya alışırsak acıya? Ya nasırlaşırsa acı çeken yerlerimiz? O zaman ne anlamı kalır direnmenin. Acı çeken yerlerimizi kaybedersek, yaşamın neresinden yürürüz mutluluğa. Bütün bu mücadele, bütün bu direniş, çekilen bütün acılar insan kalabilmek için değil mi? Tüm ödetilen bu bedel insan kalabilmek, onurluca nefes alıp verebilmek için. Onurluca nefes alıp verebilmek için insan olmaktan çıkacağımız bir bedel ödetilmek isteniyor bize. 

Onurlu yaşam sürme mücadelemiz, insan olmaktan çıkmaya bedellenmeyecek asla. Asla kirlenemeyecek mücadelemiz bir dirhem. Bir dirhem eksilmeyecek zulüm sahiplerine olan öfkemiz. Ama asla zulmedenlerin yöntemleriyle yan yana düşmeyeceğiz hiçbir adımında mücadelemizin. Ama asıl ve en önemlisi asla ve asla alışmayacağız acıya. Her ölümde, her zulümde bir dirhem eksiltmeden aynı büyüklükte yaşayacağız ve aynı büyüklükte baş edeceğiz acılarımızla. "Acıyan yerlerimizi eksiltmeden baş edebilmeyi öğreneceğiz acılarımızla"

Yitirdiğimiz bütün canlarımızla, çektiğimiz bütün acılarımızla, hiçbir kirliliği kendine bulaştırmayan öfkemizle insan kalarak, onurluca yaşayarak, "yaşamı uğruna ölecek kadar severek" biz kazanacağız. Çocuklarımız bu insanlığın içinde büyüyecek. Bu iklimde şekil tutacak, yol tutacak şiirlerimizin, romanlarımızın, şarkılarımızın, filmlerimizin ruhları. Duru bir su gibi yaşayıp duru bir su gibi konuşacağız. Çok konuşacak dillerimiz bin yılların acılı suskunluğunu bozarak. Barajları aşıp nehirler gibi akacak.