11. Zilan Kadın Festivali 13 Haziran Cumartesi günü Dortmund'da gerçekleştiriliyor. Rojava ve Şengal direnişi şahsında dünyada kadın direnişi ve demokratik ulusun inşasında kadının öncülüğü temalarının öne çıkarılacağı festivalde, halkların rengini yansıtan kültürel programlar gösterilecek. 

Festivale sayılı günler kalırken Avrupa Kürt Kadın Hareketi Üyesi Hanım Nurhak ile 11. Zilan Kadın Festivali'nin evrensel niteliğini, ana tema olarak belirledikleri kadın direnişini ve örgütlülüğünü konuştuk. Şengal ve Kobanê başta olmak üzere Ortadoğu'da devam eden savaş ve direniş sürecini gündemde tutmak adına acıları ve direnişi daha görünür kılacaklarını belirten Nurhak, "O gün Rojavalı ve Şengalli kadınlarla dayanışma içerisinde olmalıyız. Kadın kırımına hayır demek için festivalde buluşmalıyız. Kadınların tek başına iken değil, duygu, düşünce ve eylemde bir aradayken güçlü olabileceklerini haykırabiliriz" diyerek çağrıda bulundu. 


Her yıl binbir emekle gerçekleştirilen kadın festivalleriyle ne amaçlandı? Festivallerin kadın örgütlülüğüne getirisi ne oldu?

 11 yıldır Ceni Kürt Kadın Barış Bürosu tarafından organize edilen kadın festivalleri, her geçen yıl önemli tecrübe ve birikimleri beraberinde getiriyor. Güncel gelişmelere göre festivalin ana temalarının belirlenmesinden tutalım, sahne programına ve teknik ve içeriğine kadar kolektif bir çalışma yürütülüyor. Diğer yandan ise başta Almanya olmak üzere Belçika ve Hollanda'da kadınların festivale katılımları için birebir örgütlenmeler gerçekleştiriliyor. Tüm bunlar kadın örgütlülüğünün geliştirilmesi açısından tecrübeler yaratmıştır. Kadınları ulusal, sınıfsal, inançsal kimliklerine bakmadan cins özgürlüğü ekseninde biraraya getirmek önemlidir.

 

Festivallerinizi her yıl belirli slogan ve ana tema üzerinden yürütüyorsunuz. Bu yılki festivalin ana temalarına ilişkin neler belirtmek istersiniz?

Festivalin sloganlarına ilişkin pek tartışılacak pek bir şey yoktu. Çünkü geçen yıl Ağustos ayında Şengal’de tüm dünyanın gözleri önünde büyük bir insanlık trajedisi yaşanmış, bunun karşısında ise direnen güçlerin mücadelesine tanıklık etmiştik. Ardından Kobanê'de görkemli bir direniş süreci yaşandı. Kaçırılan Şengalli kadınların çığlıklarına, YPJ güçleri direnişle cevap olmaya çalıştı. Bu açıdan 8 Mart etkinlikleri de "Şengal'den Kobanê'ye yaşasın YPJ direnişi" sloganlarıyla karşılandı. Devam eden bu süreci gündemde tutmak, acıları ve direnişi daha görünür kılabilmek için de festivalin ana sloganını "Şengal'den Kobanê'ye yaşasın kadın direnişi" olarak belirledik. 

Yine Kürdistan halklarının özgürlük ve demokrasi sorunu hala gündemde ve 40 yıllık savaşa rağmen barış sağlanamadı. Türkiye'de sorunun demokratik yollarla çözümü için Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan büyük bir çaba içerisindedir. Henüz müzakereye dönüşmeyen ancak devam eden görüşmeler sonucu Türkiye'deki siyasette büyük bir değişim yaşamıştır. Ancak tam sonuç vermemesi AKP hükümetinin yaklaşımlarıyla bağlantılı olarak geciktirilmektedir. AKP'nin süreci oyalamaya dönük yaklaşımlarının olduğu son seçim politikalarıyla da deşifre edilmiş durumdadır. 

Türkiye'de değişim konusunda rol üstlenmesi gereken en dinamik güç ise kadınlar ve gençler olmaktadır. Özgürlüğe en çok ihtiyacı olan ve kendisiyle birlikte toplumu özgürleştirecek olan kadındır. Her gün kadınların öldürülmesine neden olan eril zihniyet ve sistemin değişime uğraması açısından kadınların demokratik ulusun inşasına öncülük etmesi gerekmektedir. Bunun kadının özgürlüğüyle direkt ilgisi bulunmaktadır. Özgür kadın çabası ve gelişimi, özgür bir toplum ve ulus olmak anlamını taşımaktadır. Bu yüzden kadınlar bu süreçin öncüleri olarak kendilerini ortaya koydular, bu konuda iddialı olduklarını gösterdiler ve mücadele etmektedirler.

 

Avrupa da yaşayan Kürt kadınların Rojava ve Şengal'de yaşananlara dair tepkisini, desteğini yeterli buluyor musunuz? Bugüne kadar neler yapıldı, neler eksik kaldı? Direniş daha nasıl sahiplenilebilir?

Avrupa'da yaşayan Kürt kadınlar, Rojava ve Şengal'de yaşananlara karşı ilk günden bu yana tepkilerini ortaya koydular. Günlerce devam eden eylemselliklerle Şengal ve Rojavalı kadınları hissettiler. Manen olduğu kadar somut ihtiyaçlarına cevap olmak için de büyük çaba harcadılar. 

Ancak tüm bunlar yeterli mi? Hayır. Eylemlerle tepkilerini ortaya koymak, kamuoyunda duyarlılık yaratmak ilk adım olarak önemliydi. Önemli etkileri de oldu. Ancak bu süreç daha doğru ve kadın örgütlülüğü açısından daha iyi değerlendirilebilirdi. Eylem ve kampanyalarda süreklilik sağlanmalıydı. 

Bunun böyle olmaması bir örgütlülük sorununun ifadesidir. Bu açıdan dönemsel yaklaşım ağır bastı diyebiliriz. Çünkü ne Şengal ne de Kobanê’nin yaraları sarılmış durumda, kaçırılan kadınların akibeti bilinmiyor. DAİŞ'in elindeki kadınlar için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor. Avrupa’daki tüm örgütlü kadın yapıların gündeminde bu konu olmalı. Bugün Şengalli kadınlar için kenetlenmezsek, yarın başka coğrafyalarda da buna benzer vahşetlerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır. 


Festivale yabancı kadın örgütlerinin katılımı giderek büyüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Farklı örgütler bu festivalde ne buluyor, neyi ifade ediyor?

 Türetilen DAİŞ, Boko Haram gibi çeteler aracılığıyla dünya üzerinde savaşlar artmaktadır. Savaşın şiddetlenmesi kadın kırımının, toplumsal şiddetin  daha da artmasına neden olmaktadır. Nitekim Türkiye'de Özgecan’a,  Afganistan'da Ferhunde'ye, Rojhilat Kürdistanı'nda Ferînaz'a vs. saldırıları bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Buna karşı da büyük toplumsal bir tepki ve dayanışma gelişti. Bunun böyle olması kaçınılmaz. Kadınlar saldırılara karşı daha güçlü örgütlenmek durumunda. Bu açıdan festivalimizde kadınların dayanışması, buluşması kadar doğal bir şey olamaz. Kadınların rengi, coğrafyası, inancı, sınıfı, ulusu ne olursa olsun acılarının kaynağı aynıdır. Baskılayan, geliştirmeyen, saldıran, katleden eril zihniyet ve kurumlaştığı yapılara karşı kadınlar ortak cephe yaratmaya doğru gidiyor. Festivalde bir araya gelmek; örgütlenmek, eylemde ortaklaşmak, özgürlüğe doğru yol almak demektir. 

Festivalimizin sadece siyasi yönünün olmadığını belirtmek isterim. Zilan Kadın Festivali, aynı zamanda sosyal-kültürel aktivitelerin en yüksek düzeyde yaşandığı mekandır da. Bu bakımdan da bütün halklara hitap edecek kültürel programlara yer verdik. 

 

Festivale ilişkin çağrınız nedir?

Her kadının o gün Rojavalı ve Şengalli kadınlarla dayanışma içerisinde olmalı. Kadın kırımına hayır demek, YPJ ve tüm alanlarda direnen kadınları selamlamak ve onlarla birlikte olduğumuzu göstermek için festivalde buluşmalıyız. Kadınların tek başına iken değil, duygu, düşünce ve eylemde bir aradayken güçlü olabileceklerini haykırabiliriz. Zîlanları, Arîn Mîrkanları, Ivanaları anmak ve onlarla birlikte olacağımızı haykırmak için festivalde bir arada olmalıyız.


SOZDAR DÊRSIM/KÖLN