• Türk cezaevlerinde tecride karşı süren açlık grevi 191. gününde.

 

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 191. gününde devam ediyor. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 170, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 153 gündür açlık grevi yapılıyor.

Aile, vasi ve avukat başvurusu

Öcalan’ın avukatları, Pazartesi günü görüşme talebiyle dün bir kez daha Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaptı. 

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç, İmralı’daki diğer tutuklular Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de avukatları aracılığıyla görüşme başvurusu yaptı. 

 Başvurulara yanıt verilmiyor

 Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Eylül 2020’de 6 aylık avukat görüş yasağı getirmişti. Yine avukatların yaptığı başvurularda Ocak 2021’de Öcalan’a yeni bir disiplin cezasının verildiği ortaya çıktı. Tüm başvurulara ne olumlu ne de olumsuz yanıt veriliyor.

İkinci telefon görüşmesi kesildi

 Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020’de yararlandırılmıştı. Öcalan, sosyal medyada yer alan kimi paylaşımlardan kaynaklı kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart günü kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

O günden beri haber alınamıyor

Mehmet Öcalan, dün MA’ya yaptığı açıklamada, ”O günden beri de kendisinden haber alamıyoruz. Nasıl bir oyun oynanıyor bilemiyoruz. Çok kirli oynuyorlar. Her tutuklu gibi başkanın da yasal ve demokratik olan görüş hakkının yerine getirilmesi gerekiyor. Ne avukatları ne de ailesi ile görüştürülüyor. Başkan telefon görüşmelerinin bu şekilde yapılmasını kabul etmiyor. Anayasal haklarımızın tanınmasını istiyoruz. Başkan’ın da demokratik, yasal ve hukuki hakları var, her tutuklu gibi. Başkan sıradan bir insan değil. Ortadoğu’da etkisi ve büyük bir gücü var. Yine Kürt meselesinin muhatabıdır. 2015’ten bu yana herkese kapılar kapatılmış. Bu kabul edilemez” dedi. 

CPT’nin de sorumluluğu var

 Uluslararası İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve uluslararası insan hakları kurumlarına büyük bir sorumluluğun düştüğünü vurgulayan Öcalan, şöyle devam etti: “Tecridi dile getirmekten dilimiz damağımız kurudu. Yasal haklarımız çiğneniyor. En büyük sorun Kürt sorunudur. Bu sorunun en büyük aktörü de Öcalan’dır. Yaklaşık 2 aydır gece gündüz bombardıman yapılıyor. Kürt sorununda öldürmekle çözüm olsaydı; 40 yılda zaten çözülürdü. Bunca insan yaşamını yitirdi. Savaş çözüm değil. Bu sorun, ancak demokratik zeminde Başkan ile çözülür. Devlet bunu göz önüne alarak, gereğini yapmalıdır.”

Açlık grevinin son bulması için

 Cezaevlerinde devam eden açlık grevine dikkat çeken Öcalan, şunları söyledi: “Binlerce insan tecridin kaldırılması için açlık grevinde. Açlık grevinin son bulması için bir an önce İmralı Adası’nın kapıları avukatlara ve aileye açılmalıdır. Buradan vicdan sahibi ve adalet duygusu olan insanlara sesleniyoruz; İmralı kapılarının açılması, Kürt sorununun çözülmesi ve açlık grevinin son bulması için demokratik haklarınızı kullanın.”  AMED