
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'dan 427 gündür haber alınamıyor. Tecride son verilmesini isteyen Türkiye ve Kürdistan cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsaklar ise 12 Eylül'den itibaren "Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması" talebiyle açlık grevinde. 13 cezaeviyle devam eden açlık grevine katılan tutsaklar, talepleri karşılanana kadar eylemlerine devam etmekte kararlı. Aileler de açlık grevindeki yakınlarına tam destek veriyor. Kürt sorununun çözümü, barışın sağlanması için Öcalan'ın özgürlüğünün şart olduğuna işaret eden aileler, hükümeti sorumlu davranmaya ve adım atmaya çağırdı.
Siirt E Tipi Cezaevi'ndeki açlık grevine katılan Gülen Kılıçoğlu'nun annesi Zekiye Kılıçoğlu, "Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koşulları devam ediyor. Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülere yönelik baskılar artarak sürüyor. Devlet zaman kaybetmeden gereken adımları atmalıdır. Bizlerin yüreği yandı. Artık hem gerilla hem de asker annelerinin yürekleri yanmasın" dedi. "Türkiye kan gölüne dönüştü" diyen anne 'Kürt kardeşlerim' lafını ağzından düşürmeyen Türk Başkan Recep T. Erdoğan'a, "Hangi kardeşlikte, kardeşi öldürme var" diye sordu. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki Herdem Kızılkaya'nın babası Şükrü Kızılkaya, Kürt halkının daha öncede imha ve inkar politikalarına karşı bedenlerini ölüme yatırdığını hatırlatarak, gerekirse ailelerin de açlık grevi eylemine başlayabileceklerini belirtti.
Kandıra 2 Nolu F Tipi ve Diyarbakır D Tipi cezaevlerinde tutuklu bulunan iki oğlu da açlık grevinde yer alan Muhittin Kaplan ise sonuna kadar çocuklarının eylemini desteklediğini ve onların yanında olduklarını belirtti. Baba Kaplan, "Artık ölümlerin olmasını istemiyoruz. Ölümlerin önünde durma sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. Adalet Bakanlığı ve Hükümet sessizliğini bozmalı ve cezaevlerindeki direnişi görmeli, gereken adımları atmalıdır" dedi.
Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki Mizgin Ari'nin babası Mehmet Ari ise, barışın gelmesi için açlık grevi eylemcilerinin taleplerine kulak verilmesi gerektiğini söyledi. Kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapan Ari, "Operasyonların sonucunda Dicle ve Fırat nehri gibi kan akıyor. Bizler akan bu kanın önünde barıştan bir set oluşturmalıyız" dedi.
DİHA/AMED