
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın “İşimizi geri istiyoruz” talebiyle başlattığı eylem sürüyor.
Sincan Cezaevi’nde açlık grevlerinin 92. gününde olan Gülmen ve Özakça’nın tutuklanması ardından Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı da polis bariyerleriyle kapatılmış olsa da her gün aralıksız yaşanan polis saldırılarına rağmen Yüksel Caddesi’nde eylemler sürüyor.
Türkiye’nin birçok ilinde de destek eylemleri sürerken, Semih Özakça’nın eşi Esra Özkan Özakça ve annesi Sultan Özakça da destek için açlık grevindeler. Özakça’nın eşi ve annesinin açlık grevleri de 18. gününde.
İlk duruşma 31 Ekim’de
Gülmen ve Özakça’nın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşması 31 Ekim’de. Avukat Selçuk Kozağaçlı daha önce yaptığı açıklamada duruşma tarihinin geç bir tarihe verilmesine tepki göstermiş, “direnişin sabrı 31 Ekim’i bekleyecek durumda değil” diyerek, hem tutukluluğa itirazının önündeki engellerin kaldırılmasını hem de duruşmanın biran evvel görülmesi gerektiğini vurgulamıştı.
B1 vitamini temin edilmiyor
Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumları da kaygılandırıyor. Hem Özakça hem de Gülmen’in ciddi kas ağrılarının başladığı belirtilirken, açlık grevindekilere verilmesi gereken B1 vitamininin temin edilmemesi kaygıları daha da arttırıyor.
Onları oradan çıkarmalıyız
Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen, geçen Pazartesi günü ablası Gülmen’le açık görüş gerçekleştirdiklerini ifade etti. Kardeş Gülmen, “Çok geç olmadan onları oradan çıkarmak zorundayız” dedi.
Ablası Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın en başından beri girdikleri mücadeleyi kazanacaklarına inandıklarını ve kazanma umutlarının güçlü olduğunu ifade eden Gülmen, şunları söyledi: “Onlar sadece kendileri için başlatmadı bu eylemi, haksızlığa uğrayan yüzbinlerce insan adına da mücadele ediyorlar. Dolayısıyla bu herkesin mücadelesi bu yüzden çok geç olmadan büyük bir destekle onları oradan çıkarmalıyız. Devlet aslında korkmuyormuş gibi yapıyor ama aslında onların mücadelesinden çok korkuyor yoksa sadece işlerini isteyen insanları tutuklamazlardı.”
Polis yine saldırdı
Yüksel Caddesi’nde 211 gündür işlerine geri dönmek için direnen kamu emekçileri Veli Saçılık, Esra Özakça yine polis saldırısına maruz kaldı. Dünkü eyleme önceki polis saldırısı sırasında yüzüne sıkılan plastik mermiler nedeniyle fenalaşarak hastaneye kaldırılan Acun Karadağ katılamazken, çok sayıda kişi destek verdi.
Konur Caddesi’nde bir araya gelerek, “İşimizi geri istiyoruz” ve “Nuriye Semih işe geri alınsın” dövizleri ile Yüksel Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçen eylemciler, bir sürü sonra polis tarafından ablukaya alındı. Eyleme saldıracağını duyuran polis, etrafta toplanan kitleye yönelik ise ”Etrafta toplanan meraklı kitleye sesleniyorum. Birazdan müdahale olacak, dağılın” anonsu yaptı.
17 gündür açlık grevinde olan Esra Özakça, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça serbest bırakılıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. “Zafer direnen emekçinin olacak” ve “İşimizi geri istiyoruz” sloganlarının atılması ile birlikte çevik kuvvet polisleri ellerindeki kalkanlarla eylemcileri ittirerek, Konur Sokak’a doğru sürükledi.
Polis Özakça’yı kalkanlarla Yüksel Caddesi’nden Konur Sokak’a doğru sürüklerken, duruma tepki gösteren Özakça, “Alanlar bizim, siz buradan uzaklaşın” dedi. Polisin sert saldırısından dolayı çevreden bir yurttaş çevik kuvvet polislerinin önüne geçerek, “Yaptığınız insanlık mı? Akşam bir de oruç açacaksınız ha” diyerek tepki gösterdi.
Sonrasında polis, yakın mesafeden Esra Özakça ve Veli Saçılık’ı hedef alarak plastik mermi ve biber gazı sıktı. İsabet eden plastik mermi nedeniyle aksamaya başlayan Saçılık, “Bizi Konur Sokak esnafı ile karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Kafede oturan insanlara bile saldırıyorlar” dedi. Biber gazı sıkan polisin yüzüne karşı güldüğünü kaydeden Saçılık, “Hem gaz sıkıyorsun hem de gülüyorsun öyle mi? Bravo size” şeklinde tepkisini dile getirerek, saat 18.30’da yapılacak açıklamaya çağrıda bulundu.
Talepleri yerine getirilsin
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için İstanbul Ankara ve İzmir’de bir araya gelen demokratik kitle örgütleri, “Nuriye ve Semih serbest bırakılsın, OHAL son bulsun” talebinde bulundu.
Barış İçin Akademisyenler, Özgürlükçü Hukukçular Platformu, THİV, HDP, KESK, TOHAV gibi bir çok demokratik kitle örgütü, İstanbul’daki Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelerek, Kalkedon Meydanı’na yürüyüş düzenledi. THİV Başkanı Ümit Efe, ”Mücadelemiz, onların talepleri yerine getirilinceye kadar devam edecek” dedi.
Basın metnini okuyan Çağdaş Hukuk Derneği avukatlarından Ebru Timtik, OHAL ile birlikte çıkarılan KHK’lerle yaşanan hak ihlallerine değinerek ”Bizler, hak savunucuları, cesaret ve kararlılıkla bu gidişata ‘dur’ diyeceğiz. Her yandan yükselen itirazlar ve tepkiler, haklar ve özgürlüklerin umududur” diye belirti. Timtik, ”Nuriye ve Semih serbest bırakılsın, OHAL son bulsun” dedi.
İzmir Kadın Platformu da Gülmen ve Özakça’ya destek amacıyla açıklama yaptı. Açıklamanın ardından kadınlar yaşanan hukuksuzluklarına son bulmasına ilişkin Gündoğdu Meydanı’nda gökyüzüne dilek fenerlerini uçurdu.
Onlar için yeryüzü sofrası
Konur Sokak’ta önceki akşam da yeryüzü sofrası kuruldu. Gülmen ve Özakça’nın çağrısı üzerine bir araya gelen onlarca kişi yere serilen gazeteler üzerine kurdukları sofrada iftarını açtı. İftar öncesi Semih Özakça’nın eşi Esra Özkan Özakça kısa bir konuşma yaptı. Özakça şunları söyledi: “Nuriye ve Semih’in isteği üzerine bu etkinliği yaptık. Onlar cezaevinden yolladıkları mesajda, ‘direnişimizin cevabını aldığımızda, adaleti aldığımızda bizde bir iftar sofrası kuracağız. O da böyle çok büyük ve coşkulu olacak. Ama o güne kadar halkımız Ramazan ayında oruç tutuyor. Onların açlığını paylaşmak ve onlarla birlikte olmak istiyoruz’ dediler. Biz de onları kırmadık ve böyle bir sofraya sizleri davet ettik. Yarın Nuriye ve Semih’le görüşmeye giden avukatlar burayı anlatacak onlara moral olacak. Ayrıca bu bizlere saldıranlara da çok büyük bir cevap oldu. Onları oradan alacağız. İşlerimize de geri döneceğiz. Burada mücadeleye devam ediyoruz.”
ANKARA