Rehin tutulan DTK Eşbaşkanı Güven’in 27 gündür, tüm PKK ve PAJK’lı tutsakların 8 gündür sürdürdüğü açlık grevi eylemine destek büyüyor. İktidar ise çözüm yerine baskıyı artırıyor.
Mersin il binasının basılarak dayanışma eylemi yapanların gözaltına alınması üzerine HDP Eşbaşkanı Buldan, 10 vekil ile birlikte Meclis’te, diğer vekiller de illerde açlık grevine başladı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı 27 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde bulunan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e destek için HDP Mersin İl Örgütü’nde açlık grevi eylemine giren 10 partili, önceki akşam yapılan polis baskınıyla gözaltına alındı. HDP, partililerin gözaltına alınmasına açlık grevi eylemlerini büyüterek yanıt verme kararı aldı.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde “kişiye özel bir hukuk” altında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit politikası 20. yılına giriyor. 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatlarıyla görüştürülmeyen Öcalan en son Amed’de siyasetçilerin başlattığı açlık grevi eylemi üzerine 11 Eylül 2016’da kardeşi Mehmet Öcalan’la yarım saatlik bir görüşme yapılmasına izin verilmişti. O günden bu yana haber alınamayan Öcalan üzerindeki tecride karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 27. gününe girdi. Güven’den sonra aynı taleple PKK ve PAJK tutsaklar da 27 Kasım’dan beri dönüşümlü süresiz açlık grevi eylemindeler. Güven ve tutsakların ”Öcalan üzerindeki tecride son verilsin” talebini sahiplenen halk, HDP il teşkilatlarında bir haftadır aralıklı olarak dayanışma eylemleri yapıyor.
Mersin’de greve gözaltı
Türk devlet güçleri, önceki akşam dayanışma eyleminin sürdüğü HDP Mersin il binası bastı. Baskının ardından HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, milletvekilleri Rıdvan Turan, Tülay Hatimoğulları, Meral Danış Beştaş ve Kemal Peköz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Canan Yüce ile avukatlar il binasına girdi. Binayı dağıtan polis, önlükler ve pankartlar ile Öcalan’ın posterine el koydu. Polis, 10 kişişi gözaltına aldı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle: HDP Mersin İl Eşbaşkanı Zuhal Önen, Ali Alper, Gule Kaya, Mehmet Aykut, Zahide Yavuz, Abdulbaki Akkoyun, Ali Bilen, Diyar Turgut, Bahattin İlet ve Doğan Atay.
Gözaltında açlık grevi
Aralarında HDP Mersin İl Eşbaşkanı Zuhal Önen’in de bulunduğu 10 isim, gözaltında tutuldukları İl Emniyet Müdürlüğü’nde dün avukatlarıyla görüştü. Partililer, eylemlerini gözaltında sürdürmeye devam ettikleri bilgisini verdi.
HDP’de büyütme kararı
Bunun üzerine toplanan HDP Örgütlenme Komisyonu, eylemlerin büyütülmesi kararı aldı. Planlama doğrultusunda Eşbaşkan Pervin Buldan’ın da aralarında olacağı 10 partili vekil, bugün Meclis’te açlık grevi eylemine başlayacak. Meclis’te başlatılacak bu eylemin yanı sıra yine milletvekili olan tüm yerellerde sadece milletvekilleri il örgütlerinde 3 günlük açlık grevine başlayacak. Hazırlıklarını tamamlayan vekiller, dünden başladı. Hazırlıklarını yetiştiremeyecek vekiller ise bugün eylemlerine başlıyor. Tüm PM, MYK, il ve ilçe örgütleri de milletvekillerinin gireceği bu açlık grevi eylemlerine kitlesel olarak ziyaretlerde bulunacak.
Mersin’de başladı
Gözaltıların yaşandığı Mersin’de, milletvekilleri Fatma Kurtulan, Rıdvan Turan ve Tülay Hatimoğulları açlık grevine başladı. Açlık grevine başlayan vekilleri, partililerin yanı sıra İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube yöneticileri ve SYKP Eşbaşkanı Canan Yüce ziyaret etti. HDP’li vekiller, verdikleri mesajlarında Leyla Güven’in sesi olacaklarını kaydetti.
Van da takip etti
Van’da ise HDP Milletvekili Muazzez Orhan partilerinin İl Örgütü binasında açlık grevine başladı. HDP’li vekil, “Leyla Güven haklıdır, tecrit son bulmalıdır!” yazılı pankartın asıldığı parti binasındaki eylemine başlaması öncesinde partililerin yanı sıra DBP, DTK ve TJA üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenledi. Leyla Güven’in taleplerinin, talepleri olduğunu vurgulayan Orhan, şunları söyledi: “Faşizme, dikta rejimine boyun eğmeyeceğiz. Özgürlükleri, eşitliği, mücadeleyi, demokrasiyi hayata geçirinceye kadar mücadelemize her alanda devam edeceğiz.”
Amed’de dün başladı
HDP Amed milletvekilleri, 3 günlük açlık grevi eylemi başlattı. HDP il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu’nda başlatılan eyleme, vekiller Selçuk Mızraklı, Dersim Dağ, Remziye Tosun, Semra Güzel, Musa Farisoğulları ve Saliha Aydeniz katıldı. Eylem öncesi açıklama yapan HDP’li vekillere, partililer ve halk da destek verdi. HDP Milletvekili Selçuk Mızraklı, ”İnsani ve barışçıl olan toplumun her kesimini ilgilendiren tecrit politikalarının sonlandırılması için bedenlerini açlığa yatıranların sesine ses olmak, barış çığlıklarına çığlığımızı katmak için bizlerde Amed milletvekilleri olarak, 3 günlük destek amaçlı açlık grevine giriyoruz” dedi.
HABER MERKEZİ
Leyla Güven’den açık mektup
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, eylemine destek olmak amacıyla 3 günlük açlık grevi yapan TKP/ML’li tutsaklara açık mektup gönderdi.
Leyla Güven’in mektubu şöyle: ”Demokratik bir ülke yaratabilmek için yıllardır kesintisiz mücadele eden devrimci, demokrat, sosyalist, yurtsever direnişçilerin açtığı yolda kararlı adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz. Kuşkusuz bunun hiç de kolay olmadığını bizlerden önceki devrimcilerin başına gelenlerden biliyoruz. Faşizmin bütün dayatmalarına rağmen Deniz yoldaş darağacına yürürken Türk ve Kürt halkının kardeşliğine vurgu yapabilmişse; İbrahim yoldaş işkencenin her türlüsüne direnip ser verip sır vermemişse; Sakineler, Kemaller, Mazlumlar kahramanca bir direniş sergilemişse bize de onlara layık bir tutum sahibi olmak düşer.
Gelinen aşamada tek adam diktatörlüğüne karşı daha örgütlü ve kolektif bir direnişin ortaya konması gerekmektedir. Bunun mümkün olduğunu Rojava Devrimi’nde görebildik. Bütün devrimci dinamikler enternasyonalist bir ruhla öz savunmasını geliştiren halkın yanında yerini aldı. DAİŞ çeteleri bu ortak ruhla bertaraf edildi.

Ortadoğu’da kaos ve krizin müsebbibinin emperyalistler olduğu aşikardır. Sayın Öcalan, Ortadoğu çözümünün orada yaşayan halkların ortaya koyacağı özgür irade ile mümkün olduğunu; demokratik ulus ve demokratik konfedarilizmin de en uygun model olabileceğini ortaya koymuştur. Bu düşünceden rahatsızlık duyan AKP iktidarı Öcalan üzerindeki tecridi derinleştirerek bir nevi bu sesin duvarların içerisinde kalmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Oysa Sayın Öcalan’ın geliştirdiği özgürlükçü paradigma, İmralı zindanının duvarlarını çoktan aştı ve toplumsallaştı diyebiliriz.
Başta CPT olmak üzere; tecridin bir insanlık suçu olduğunu bilen ve kendi yasalarında da böyle tanımlayan kurum, kuruluş ve çevrelerin neden tutum geliştiremediklerini elbette biliyoruz. Ancak bu konu; menfaat, çıkar ve iktidar hırsına kurban edilmeyecek kadar önemli bir konudur. Hayatidir, ahlakidir, vicdanidir, insanidir diye düşünüyorum.
Sevgili yoldaşlar; ben insanlık suçu olarak gördüğüm bu tecrit karşısında sessizliği kırabilmek için açlık grevine başladım. Denizde bir damla olduğumun farkındayım. Ancak açıklamanızda belirttikleriniz de bu damlanın büyüyeceğinin işaretidir. Bu nedenle başladığınız 3 günlük açlık grevini çok anlamlı bulduğumu belirtmek istiyorum.
Bu eylemin başarıya ulaşacağına olan inancımla alanınızda bulunan bütün yoldaşlara, dostlara saygı ve sevgilerimi iletiyorum.”
Temelli: Kritik eşiği beklemeyelim
Parti binalarının basılmasına ve açlık grevi eylemcilerinin gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, ”Leyla Güven’in sesine ses katmak hepimizin görevidir. Açlık grevinde kritik eşiği beklemeden bugünden tezi yok herkes inisiyatif almalıdır” dedi.

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, bir dizi temaslar kapsamında bulunduğu Mersin’de basın çalışanlarıyla bir araya geldi. Nobel Otel’de gazetecilere konuşan Temelli’ye milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Kemal Peköz de eşlik etti. Mersin il binalarına yapılan polis baskını ve açlık grevinde olan partililerin gözaltına alınmasına tepki gösteren Temelli, Kürt sorunun çözüm adresinin Öcalan olduğunu ifade etti.
Tecrit hemen kaldırılmalı
En demokratik haklarını kullanan 10 partilinin gözaltına alındığına dikkat çeken Temelli, ”Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt meselesidir. Kürt meselesinde bir çözüm geliştirmedikçe, Kürt meselesinde çözüme yönelik yol alınmadıkça, Türkiye’nin bütün sorunları da çözümsüz kaldığını geçmişteki deneyimlerimizden çok iyi biliyoruz. Kürt meselesinin çözüm adresi de çok nettir, İmralı’dır, Sayın Öcalan’dır. Devlet ve bu siyasi iktidar, 5 Nisan 2015’ten bu yana Sayın Öcalan’a bir tecrit uygulamaktadır. Ağırlaştırılmış tecrit koşulları sürmektedir. Bu koşullar sürdükçe Türkiye’de barışın, demokrasinin önü tıkanmakta. Kürt meselesi çözümsüzlüğe mahkum edilmektedir.
Kürt meselesi çözümsüzlüğe mahkum edildiği sürece bu ülkede gözyaşı dinmemekte, kan akması durmamaktadır. Biz buna dikkat çekmek istiyoruz. Dolasıyla Halkların Demokratik Partisi olarak bir an önce bu tecridin sonlanmasını istiyoruz. Bu tecrit bir an önce son bulmalı. Sayın Öcalan, önce ilk adım olarak avukatlarıyla görüşmeli. Tecrit koşulları bir an önce ortadan kaldırılmalıdır” dedi.
Güven’in kendisi için talebi yok
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in kendisine yönelik bir talebi olmadığını, en ciddi ve en kronik soruna dikkat çektiğini, demokrasi mücadelesine güç kattığını kaydeden Temelli, ”26 gün çok uzun bir süredir. 26 gün boyunca bütün Türkiye kamuoyunu, bütün demokratik kesimleri bu konuda duyarlı olmaya davet ettik. 26 gün geride kaldı. Bugün hala bu konuda birçok kesimin sessiz olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu eylem, bu itiraz çok önemlidir. Bugün içine sıkıştırıldığımız durumdan çıkmak için atılmış çok ciddi bir adımdır. Bu vesileyle buradan bir kez daha Leyla Güven’i saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Açlık grevinde kritik tarihi beklemeden bugünden tezi yok herkes inisiyatif almalı” şeklinde konuştu.
Temelli, toplantıdan sonra beraberindeki heyetle birlikte Mersin Cemevi’ni ve Kültürhane’yi ziyaret etti.
Güven’in fedakarlığını paylaşmalıyız

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Leyla Güven’in tecride karşı eyleminin bir çığlık olduğunu belirterek, ”Bu fedakarlığının sorumluluğunu bizim paylaşmamız gerekir” dedi.
Bilgen, Meclis’te gündeme dair basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin can yakıcı sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Bilgen, Leyla Güven’e ilişkin şunları söyledi: ”Milletvekilimiz Leyla Güven cezaevinde açlık grevi yapıyor. Kendisi için bir şey istemiyor.
Milletvekilliği seçildiği anda tahliye edilmemiş olması, Meclis çalışmalarına katılamıyor olması değil onun gündemi. Leyla Güven’in gündemi bu ülkede barışın, huzurun gerçekleşmesi. Buna dikkat çekmek için tecride karşı bir eylem içinde. Bu bir çığlıktır. Elbette onun bu fedakarlığının sorumluluğunu bizim paylaşmamız gerekir, bizim üzerimize düşeni ne kadar yapabildiğimize dair irade ortaya koymamız gerekir. Seçilmiş bir milletvekili Meclis’e gelmiş olması gerekirken, bu haktan mahrum bırakılıyor ve parti yönetimleri sessizliği tercih ediyorlarsa bu siyaset için büyük bir ayıptır.”
Bilgen, DTK Divan Üyesi Mülkiye Birtane ve HDP MYK Üyesi Mahfuz Güleryüz’ün tutuklanmasına da tepki göstererek, HDP’ye yönelik operasyonları bir kez daha kınadı.
DTK: Tecride son verin!
DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, AKP hükümetini bir kez daha mutlak tecrit uygulamasına son vermeye, halkların geleceğini karartmayı amaçlayan politikalardan vazgeçmeye çağırdı.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), dün Amed’deki irtibat bürosunda basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDP milletvekilleri Saliha Aydeniz ve Musa Farisoğulları ile DTK Eşbaşkanlık Divanı üyeleri katıldı.
DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, ürkiye halklarına, uluslararası kamuoyuna, demokratik siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, aydın ve yazarlar ile kanaat önderlerine seslendi. Öztürk, Öcalan’ın tarihi misyonu, öngörüsü, kişiliği ve tarihsel, bilimsel fikirleriyle Ortadoğu halklarının ihtiyaç duyduğu bir aktör olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: “Sayın Öcalan üzerinde 1999’dan beri yürütülmekte olan tecrit uygulaması, 5 Nisan 2015’ten itibaren de mutlak tecrit düzeyinde derinleştirilmiştir. Mutlak tecrit uygulaması ile derinleştirilen İmralı işkence sistemi, esasında barışa, demokrasiye ve halklarımızın birlikte yaşamına kasteden, stratejik amaçları olan bir özel savaş politikası ve uygulamasıdır. AKP hükümeti, mutlak tecrit uygulamasıyla Sayın Öcalan’ın Ortadoğu’daki sorunların çözümüne dair geliştirdiği paradigmanın Kürt Özgürlük Hareketi dinamiklerine, Türkiye ve Ortadoğu halklarına, yanı sıra uluslararası topluma ulaşmasını ve toplumu etkilemesini engellemeyi hedeflemektedir.”
Öcalan’ın özgürlüğünü savunmak
Mutlak tecride karşı çıkmanın ve tecridi kırmanın, Öcalan’ın özgürlüğünü savunmanın, barışı, halkların birliğini, geleceğini, demokrasisini, adil bir düzende kardeşçe birlikte yaşamalarını, tüm Ortadoğu halklarının demokratik geleceğini savunmanın ilkesel ve ahlaki özü olduğunu belirten Öztürk, şöyle devam etti: ”DTK Eşbaşkanı Sayın Leyla Güven, bu anlamda bizlere, halkımıza ve uluslararası topluma bu görev ve sorumluluklarımıza sahip çıkma çağrısını yapmış; mutlak tecrit uygulamasına karşı çıkmadan, tecridi kırmadan barış ve demokrasi mücadelesinin verilemeyeceği ve başarılı olunamayacağı gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır.”
Bedenini ölüme yatırarak
Leyla Güven’in İmralı işkence sistemine karşı mücadele edilmeden, tecrit kırılmadan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin asla başarılı olamayacağı gerçeğini bedenini ölüme yatırarak Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve tüm uluslararası topluma göstermek istediğine işaret eden Öztürk, ”Bu realite, demokratik Kürt siyaseti başta olmak üzere, halkımızın, demokratik sivil toplum örgütlerinin, demokratik siyasi partilerin, kanaat önderlerinin, aydınların ve bir bütün olarak uluslararası toplumun bütün demokratik, vicdani, ahlaki ve insani reflekslerinin yüksek bir irade ve mücadele ruhuyla harekete geçmesini zorunlu kılmaktadır” dedi.
Açlık grevi eylemleri uyarıdır
Güven’in, açlık grevi eylemine tarihi bir anlam ve önem atfettiklerini açıklıkla ifade eden Öztürk, ”Eşbaşkanımız süresiz açlık grevi eylemi ile halkımızın, ilerici, devrimci, demokrasiye inanmış bütün insanlığın duygularına, vicdanına ve taleplerine tercüman olmuştur. Bu nedenle onun talepleri halkımızın, demokrasi ve özgürlük arayışçısı olan insanlığın talebidir. Eşbaşkanımız Leyla Güven’le başlayan, 27 Kasım tarihi itibariyle de tüm Türkiye ve Kürdistan cezaevlerindeki özgürlük tutsaklarının yaygınlaştırdığı açlık grevi eylemleri sürecin nereye doğru evrileceği konusunda uyarıcı bir nitelik taşımaktadır” şeklinde konuştu.
Talepleri tartışılmaz taleplerdir
Cezaevlerinde başlayan ve tüm toplumsal kesimler tarafından sahiplenilen açlık grevi eylemleri başta olmak üzere, Kürdistan ve diasporadaki diğer tüm açlık grevi eylemlerine ve etkinliklere büyük bir anlam ve önem verdiklerini tekrarlayan Öztürk, şunların altını çizdi: ”Eşbaşkanımız Leyla Güven ve özgürlük tutsaklarının açlık grevi eylemlerinin talepleri hukuken, ahlaken ve insan hakları bakımından meşruiyeti ve haklılığı tartışılmaz ve gerçekleşmesi de son derece mümkün olan taleplerdir. AKP hükümetini bir kez daha mutlak tecrit uygulamasına son vermeye, halklarımızın geleceğini karartmayı amaçlayan ve tüm toplumu geren ve kutuplaştıran politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”
Uluslararası kurumlara da çağrı
DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, AİHM, CPT vb. kurumlar başta olmak üzere bütün uluslararası insan hakları kuruluşlarını, Avrupa Parlamentosu’nu, Avrupa Konseyi’ni, Birleşmiş Milletler vb. kurumları mutlak tecride karşı çıkmaya ve harekete geçmeye çağırdı.