Fransa Gündemi


Fransa'da artan ırkçılık, faşist uygulamalara karşı geçtiğimiz pazar akşam üzeri "adalet ve saygınlık" yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe katılım yine Fransa'da verili siyasi sol partilerin dışında kalan otonom sol gruplar, kolektifler ve sol yapılanmaların etkili olduğu sendikal çevre ile sınırlı kaldı. Göçmen kurumların katılımı neredeyse parmakla sayılı denebilecek düzeyde kalırken, "adalet ve saygınlık yürüyüşü" radikal solun kitle tabanının dışına geçemedi. 

Oysa ırkçı söylem, faşizan uygulamalar, devlet kurumlarına da sirayet eden ayrımcılık giderek yükselirken, milyonlarla ifade edilen göçmenler; "adalet" arayışından çok uzakta duruyor. Öyle ki geldikleri coğrafyaya göre göçmenler kendi içerisinde bu kez kategoriler yaratarak, birbirini dışlayan bir tutum izliyor. Kürt Arap’ı kötü ve öteki görüyor, Arap Afrikalıyı, Afrikalı Asyalıyı Fransa'da yaşanan tüm sorunların kaynağı olarak görmeye başlıyor. Göçmenin göçmene karşı ırkçılığında en uç örnek ise Kürtlerin bile Le Pen'e oy vermeyi tartışması oldu. Bazı Kürtlerin, "evet Le Pen haklı. Ona oy verelim ki şu pis Arapları bu ülkeden silsin süpürsün" cümleleriyle vardıkları nokta aslında göçmenliğin psikolojisi açısından açıklanabilir yanları var. Devlet, siyasi partiler, toplum içerisinde artan ırkçı söylem, ötekileştirme durumu karşısında göçmen grupları bir koruma kalkanı gibi kendi içerisinde kategoriler yaratarak, aynı kaderi paylaştığı diğer bir göçmen grubunu suçlu olarak görmeye başlıyor. Siyasal, sınıfsal bilinç düzeyi, Fransa'daki yaşananları anlamlandırma ve sistemin bir sorunu olarak görme yetisinden uzaklaştıkça ona göre suçlu yanındaki ötekileştirilen başka bir göçmen ulusun insanı oluyor. 

Fransa'da göçmen kurumları peki bu konuda ne yapıyor? sorusunu sorduğumuzda aslında koca bir "hiç" duruyor karşımızda. Asya, Afrika, Kürt, Türk, Arap ve birçok ülkeden gelen göçmenlerin ülke bazlı dernek ve lokalleri bulunuyor. Fransa'nın hemen hemen her yanına yayılan bu dernekler ya sadece kültürel bazlı çalışmalar yürütüyor ya da dini mekan olarak kullanılıyor. Yüzde doksanı da genç kuşakları kapsamaktan ve onların Fransa'da iki kültür arasındaki yaşadığı bocalamaya yanıt vermekten uzak. Fransa iç siyaseti, Fransa'da eğitim, sağlık, barınma ve çalışma yaşamı içerisindeki sorunlar göçmen derneklerinin gündemi olamıyor. 

Fransa'daki Türk ve Kürtlerin derneklerine bakalım. Türkler içerisinde örgütlü olan dernekler, daha çok mevcut Türkiye iktidarının Fransa ayağı niteliğinde. Dini törenler, bayramlar, cenaze ve taziye evi şeklinde kullanılan bu derneklerin Türkiye'de mevcut AKP, MHP ya da bir dönem Gülen hareketi etrafında şekillenmiş bulunuyor. Konsolosluk eksenli çalışma yürüten bu derneklerin ayrımcı politikalara karşı bırakın politika üretmesini aynı zihniyeti üreten kurumsal yapılar olarak işlev görüyor. 

Türkiyeli olarak kendini tanımlayan devrimci-sol derneklerin ise gündemi daha çok Türkiye'deki siyasal ve toplumsal sorunlar etrafında şekilleniyor. Bu derneklerin tabanlarına bakıldığında ise Türkiyelilikten uzak, yüzde doksan Kürtlerin siyasallaşmış kesimlerinden oluşuyor. 

Kürtlere bakıldığında ise Fransa'da hemen her şehirde lokal, dernek, cami, dergah, yöre derneği, gençlik, kadın olmak üzere 40 civarında kurumsal yapı bulunuyor. 

Bütün bu kurumsal yapılar, Kürdistan ve Türkiye'deki siyasal gündem çerçevesinde hareket ediyor. Bu siyasal gündem dışında kültürel, inançsal ve sosyal hizmet kapsamında çalışan bu kurumsal yapılar, Fransa'da göçmen olarak yaşanan sorunlara dair politika üretemiyor. 

Geçtiğimiz aylarda kurulan bir de HDK-Fransa çatısı bulunuyor. Demokrasi ve özgürlükler sorunu olan Türkiyeli ve Kürt kurumları kapsayan bu çatı örgütü, kongresinde sadece ülke bazlı çalışmalar değil aynı zamanda göçmen olmaktan doğan sorunlara dair çalışmaların hızlanacağını ifade etmişti. Şuana kadar bu anlamda kamuoyuna yansıyan bir çalışmanın olduğunu gözlemleme şansımız olamadı. 

Bütün bu nedenlerle Pazar günü gerçekleşen yürüyüşte göçmen kurumları sınıfta kaldı. En başta demokrasi ve özgürlükler cephesinde yer alan Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar!