• Yüzde 98 engelli raporu olmasına ve tutuklandıktan sonra da dört kez kalp krizi geçirmesine rağmen 5 aydır tahliye edilmeyen 74 yaşındaki Sadi Özdemir'in, iddianamesi bile hazırlanmadı.

Cezaevinde dört kez kalp krizi geçiren ve yüzde 98 engelli raporu olan hasta tutsak Sadi Özdemir’in kardeşi Şadi Özdemir, “5 aydır iddianame bile hazırlanmadı. Bu, bir işkencedir” dedi. 

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 2 Haziran’da gözaltına alınan Sadi Özdemir, çıkarıldığı mahkeme tarafından “Örgüt üyesi” olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan 74 yaşındaki Sadi Özdemir, tutuklanmadan önce kalp krizi geçirdiği için kalbine pil ve uyarıcı aparat takıldı. Özdemir’e, geçirdiği ameliyatlar sonrası Silivri Devlet Hastanesi’nde yüzde 98 engelli raporu verildi. Yüzde 98 engelli raporu olmasına ve tutuklandıktan sonra da dört kez kalp krizi geçirmesine rağmen 5 aydır tahliye edilmeyen Özdemir’in, henüz iddianamesi de hazırlanmadı.

Hekim kardeşi konuştu

MA'dan Rukiye Adıgüzel'e konuşan Özdemir’in hekim olan kardeşi Şadi Özdemir, ağabeyinin tutuklanmasının ardından savcıyla görüştüğünü ve savcıya, “Ağabeyim geçirdiği kalp krizi sonucu baypas ameliyatı oldu. Bunun sonucunda yüzde 98 engelli raporu verildi. Bu dönemde kalp damarındaki tıkanma nedeniyle beslenme, kanlanma bozukluğu ve kardiyak yetmezlik gelişti. Raporu incelerseniz yüzde 98 engelli ve kalbi yüzde 25 oranında çalışmaktadır” dediğini aktardı. Ağabeyinin raporunda kalbinde, periyodik olarak voltaj ölçümlerinin yapılması gereken ve kalbin kan pompalama özelliğini yitirdiği zamanlarda devreye giren bir pilin olduğunu söyleyen Özdemir, bu aparatın sürekli kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.

Savcı kendilerini dinlemedi

Savcıya, ağabeyinin kalp pili taşıdığını, ilaçlarını sürekli kullanması gerektiğini, bazen de acil kalp bozulduğunda merkeze taşınması gerektiğini ve bütün bunların da çok kısa bir süre içerisinde olması gerektiğini anlattığını dile getiren Özdemir, ağabeyinin gözetim altında tutulması talebinde bulunduklarını aktardı. Özdemir, “Hasta sadece evden yürüyüş, egzersiz yapmak amacıyla sokağa çıkabiliyor. Tekrar evine dönüyor. O sırada getirip götürdüğümüzde imza atabilecek vaziyettedir. Bu vaziyetteki 74 yaşındaki bir hastanın kaçması, yurt dışına çıkması, evinden uzaklaşması söz konusu bile değil. Hatta hastane merkezinden uzaklaşabilmesi dahi söz konusu değil” diyerek, savcının kendilerini dinlemediğini söyledi.

Kelepçe dayatması

Ağabeyinin sağlık durumuyla ilgili savcılığa bir dilekçe yazdığını söyleyen Özdemir, dilekçeden sonra ağabeyi için Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne götürülerek, sağlık raporu hazırlandığını aktardı.  Özdemir, ağabeyinin sağlık kuruluna götürülürken kelepçeyle götürüldüğünü ve kelepçeye itiraz edip, “Benim kaçma durumun zaten yok, zor yürüyorum” dediğini aktardı. Özdemir, ağabeyinin kelepçeye itiraz etmesine rağmen hastane odasında kelepçeli bir halde bekletildiğini ve sağlık kuruluna da kelepçeli götürülerek muayene edildiğini söyledi.

Ismarlama rapor düzenlenmiş

Hazırlanan bu raporu bir hekim olarak incelediğini belirten Özdemir, şöyle devam etti: "Heyetin içerisinde kardiyolog var ama cerrahi bir müdahaleye ihtiyacı olup olmadığını, cerrahi bir müdahaleyle konulmuş olan aparatın yerinde olup olmadığını, voltajının olup olmadığını, periyodik muayenelerinin, voltaj tahinlerinin yapılması gerekip gerekmediğini, sağlık kurulu raporuna not etmeleri gerekirken, engellilik halinin olmadığı yazılmış. Esasında ısmarlanmış bir rapor düzenlenmiş. Eski raporla yeni rapor arasında çelişki olduğundan, engelli ve ‘Kocama hali yoktur’ diye yazılmış olmasından kaynaklı Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğüne itiraz ettim. Bu konuda ilgili üst kurula sevk edilmesi gerektiğini ve tutukluluk halinin kaldırılması gerektiği konusunda taleplerde bulundu. Henüz cevap gelmedi.”

Yargısız infaz yapılıyor

Üç kişilik koğuşta kalan ağabeyimin cezaevinde tutulması ve neyle suçlandığını bilmemesinin ayrıca bir psikolojik işkence olduğunu vurgulayan Özdemir, şunları ekledi: “Hiçbir gerekçe olmaksızın tutuklanıyor. Yani bu hastalara yargısız infaz yapılıyor. Bu bir işkencedir. Özel olarak korunması gereken yüzde 98 oranında engelli olan bir hastanın bir mahpushane koğuşunda kalması bir kere insanlık dışıdır. Hiçbir ciddi hukuk devletinde olmaması gereken bir durumdur. Biz insan olarak buna karşı çıkıyoruz. Tutuksuz yargılansın, diyoruz."