Seçim çalışmaları olağanüstü bir çaba ile sürüyor. Keyifliyim. Diktatöre karşı başkaldırı giderek yayılıyor. Dillendirilen en büyük kaygı baraj değil ‘hırsız’ sorunu. 

Hırsız deyince aklımızı klasik çalma yöntemleriyle sınırlamayalım. 13 yıllık iktidarın deneyimi, gündem değiştirerek, yalan söyleyerek, iftira atarak, gerçeği çarpıtarak sürdürdüğü algı yönetimindeki büyük başarısı AKP iktidarını günümüze kadar taşıdı. Ama artık yolun sonu göründü. Diktatörü dizlerinin üstüne çökerterek Türkiye halklarından özür dileme noktasına getirebiliriz.

İşkembeden atmıyorum. Biraz ayrıntı düşünüp, biraz yakın geçmişi anımsayarak geleceğe ilişkin saptamalara ulaşmak mümkün. Aynen o yaşlı Kürt nenenin yaptığı gibi yani: 

"Erdoğan Kürt illerinden birinde açılım-çözüm süreçlerini anlatırken, sürecin başarısızlığını Kürt halkı üzerine yıkmaya çalışıp, sorunu "terörle ilişkinizi kesin" diye bağlayınca, o cesur kadın bağırır: "Vıy, o belasını bize satmış!"

 ***

Adana bir yiğidini daha AKP Devleti’nin öz evladı IŞİD’e karşı savaşta kaybetti. Kobanê savunması sırasında Birleşik Özgürlük Güçleri’nin saflarında, Cizire kantonunun Mebruka bölgesinde IŞİD’in döşediği mayınların temizlenmesi sırasında SDP’li Bedrettin Akdeniz’i üç yoldaşıyla birlikte kaybettik. Aileye taziyeye gittiğimizde Bedrettin’in annesinin o gün 16 şehit olduğu haberini alınca ağlayarak söylediği sözler, inanılması zor bir yüceliği sergiliyordu: 

"Ben kendi oğlum için nasıl ağlayayım şimdi! 16 eve ateş düşmüşken, 16 ananın gözü yaşlıyken, 16 ananın ciğeri yanarken ben nasıl kendi oğlum için ağlayabilirim şimdi!"

***

"AKP çökecek" iddiamı, beni yormadan, kendiniz de kanıtlayabilirsiniz. Önce, devletin "bir anonim şirket gibi yönetilmesi" gerektiğini söyleyen o kifayetsiz muhterisin başkan olamadığını düşünün. Sonra, birkaç anıyı tazeleyelim: Yeni Türkiye uğruna yoksullaştırılmış halkın alım gücü düşünce, birlikte hükümranlık sürdürdükleri rant alanının daralması nedeniyle eski kankası Fethullah ile nasıl birbirine düştüklerini hatırlayın. Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi eski yol arkadaşların nasıl devre dışı bırakılarak tasfiye edildiğini de hatırlayın. Ekonominin giderek hızla gerilemekte olduğu; buna karşı barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin giderek yükseldiği bilgisini de ekleyerek düşünürsek eğer, tek başına iktidar olamayan AKP’nin, rant alanlarından pay kavgasıyla hızla çökeceğini söylemek, bir kehanet değil, olsa olsa bir gerçekliğin tanımı olur. 

***

Tek başına iktidar olamayan bir AKP’nin, en az tek başına iktidar olabilmiş bir AKP kadar tehlikeli olacağını söylemeye gerek yok. Yasa tanımayan usulsüzlükleri ve hırsızlıkları nedeniyle yargılanma korkusunu taşıyan AKP, bu sürecin önünü kesmek için can havliyle saldırıyor. Ve biliyoruz ki o adam, kendi iktidarını güçlendirmek için savaş dahil her felaketi deneyecektir. 

Sağduyuyu kaybetmeden, provokasyona izin vermeden ama sükûnetle örgütlü olarak alınan önlemlerin başarısı için çalışmak bizim yolumuz olmalıdır. 

***

Sosyal medyada bir video dolaşıp duruyor. Bir çocuk bağırıyor: "Ey çocuk katili… Seni başkan yaptırmayacağım… Seni başkan yaptırmayacağım… Kendimi başkan yaptıracağım!"

Çok güldüm ama çok şeyi çağrıştırdı bu kısacık çekim bana.

1-Çocukluk hayallerini kaybetmeyiniz. 

2-Ayaklar, Erdoğan’a inat, "baş olmaya" soyunmuşlardır artık. 

3-Oyunuzu HDP’ye verip, sandık güvenliğini de sağladıktan sonra sınır kapılarını tutun. Neden mi? Bu pislikler o ünlü uçaklarına binip kaçmak için ilk fırsatı kullanacaklar. 

Olamaz mı bu?

40 yıl önceye bakın ve gelinen noktayla kıyaslayın. Mücadelenin yaratıcı gücüne tanık olun. İnanıyorum ki artık "olur!" diyeceksiniz!