İsviçre’nin Basel kantonunda gerçekleşecek Kanton Parlamento seçimleri için geri sayım başlarken, göçmen kökenli adaylar özellikle gelişen milliyetçiliğe karşı durma, göçmen çocuklarının eğitim sıkıntılarını giderme  ve göçmenlerin anadillerini öğrenme hakkı gibi bir çok konuya sahip çıkılması için seçmenlerini sandık başına çağırdı.
İsviçre’nin Basel kantonunda 28 Ekim Pazar günü gerçekleşecek parlamento seçimleri için adaylar propaganda çalışmalarına hız verirken,  Kürt ve Türk kökenli adaylar seçmenlerin mutlaka sandık başına giderek veya mektupla gelen oy pusulalarını doldurarak seçimlere katılmaları çağrısında bulundular.
Basel kanton parlamentosu milletveki Mustafa Atıcı, Uğur Çamlıbel ve Atilla Toptaş gazetemize yaptıkları açıklamada, özellikle İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) yabancılar üzerinde yürüttüğü milliyetçi politikalara dikkat çektiler. Adaylar, „doğru partiler, doğru adaylar ve seçmenin oy kullanması bu ve benzeri politikaların önüne geçebilir“ dediler. Üçüncü dönem millitvekilliğine Sosyal Demokrat Parti’den (SP) aday olan Mustafa Atıcı, göçmenlerin daha çok geldikleri ülkelerin sorunlarıyla ilgilendikleri için buradaki ırkçı, milliyetçi ve yabancı düşmanlığı için gerekli bilgi ve araçlara sahip olamadıklarını belirtti. Atıcı, „İlgi daha çok dönemsel gelişiyor. Fakat son aylarda özellikle göçmen topluluklar ve dernekleri gelişen milliyetçiliğe karşı duyarlı olmaya başlayarak güçlerini ortaklaştırmaya çalışıyorlar“ dedi. Irkçı politikalara ve uygulamalara karşı mücadele ettiklerini söyleyen Atıcı, „Seçilmişler kadar seçmenler veya bir bütünen göçmenler de bu mücadeleye omuz vermelidir. Bu sorun hepimizin sorunudur ve buradaki yaşamımızı ciddi anlamda sorunlu hale getiriyor“ uyarısında bulundu.

‘Anadil için kurumsal çalışma gerek’

Atıcı, göçmenlerin seçme ve seçilme hakkı, sertleşen mülteci yasaları ve özellikle göçmen çocukların iyi bir eğitim alabilmesi için mücadeleye devam edeceğini de sözlerine ekledi. Kürtçe başta olmak üzere göçmen çocuklarının anadil öğrenme hakkına yönelik de Atıcı, bunun bir hak olduğunu ama bu hakkı elde edebilmenin yol ve yöntemlerin çoğu zaman yanlış kullanıldığını belirterek, „Öncelikle anadil hakkı için kurumsal bir çalışmanın yapılması gerekiyor. Salt dernekler aracılığıyla bu ve benzeri projeler yürümüyor. Oluşan kurumlar başta kantonların ilgili bakanlıkları; örneğin, Eğitim Bakanlığı’yla temasa geçerek projeler hakkında bilgiler almalılar ve ondan sonra başvurularını yapabilirler“ önerisinde bulundu.  Atıcı, bunun sağlanması halinde seçilmişler olarak tüm argumanları kullanmaya hazır olduklarını da sözlerine ekledi.
Yeşiller Partisi’nden (GP) üçüncü dönem Basel Parlamentosu’nda milletvekilliği görevini sürdüren adaylardan Uğur Çamlıbel ise, ırkçı politikalara karşı bundan rahatsız olan tüm göçmen grupların birlikte mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

‘Göçmen projelerini desteklemeye hazırız’

Çamlıbel, „Politik, siyasal, kültürel ve sosyal alanlarda topyekun bir mücadele gerekiyor. Göçmen topluluklar bu sorunun ciddiyetini öncelikle anlamalı. Milliyetçilik ve ırkçılık ya da bunun üzerinde çıkarılan yasalar tüm göçmenlerin yaşamlarını ağır bir şekilde etkiliyor, ama ne yazık ki, bu hususta hala tekli duruşlar mevcut“ diye konuştu.
Göçmen toplumlarına ait dernek ve örgütlerin bir an önce konuyla ilgili harekete geçmesi gerektiğini belirten Çamlıbel, „Irkçılık öyle bir şey ki, bugün örgütlenme hakkı olan göçmenlerin örgütleme hakkını bile elinde alabilir. Bu nedenle göçmen örgütleri, toplulukları kendi aralarında bir koordine oluşturarak kitlesel çalışmalar yürütebilirler“ dedi. Anadil öğrenme hakkına ilişkin ise Çamlıbel, İsviçre’de bunun yasalarca güvence altına alındığını, ama göçmen grupların ciddi girişimlerde bulunmadığını; bulunsalar bile projelere ilişkin devamlılık sağlayamadıklarını belirtti.
Çamlıbel,“Bir çocuk anadilini bilmiyorsa veya öğrenmiyorsa, bu daha çok aile ve mensubu bulunduğu göçmen topluluklara aittir“ dedi. Kürtçe okullar için girişimlerin başlaması gerektiğini belirten Çamlıbel, bir çok dilin tehdit altında olduğunu, dolayısıyla Avrupa’da da Kürtçe’nin bundan nasibini aldığını vurgulayarak, „Hazırlanacak bir projenin devlet tarafında desteklenmesi için tüm olanaklarımızı devreye koyabiliriz“ dedi.

‘Irkçılığa karşı ortak mücadele etmeliyiz’

Sosyal Demokrat Parti (SP), Basel ikinci dönem kanton milletvekili Atilla Toptaş, özellikle SVP göçmen toplulukları kiriminal gösterdiğini belirterek, „Ülkede gerçekleşen tüm kiriminal suçların tek sorumlusu olarak göçmenler gösteriliyor. Bu da toplumda önyargılara ve  kamplaşmalara neden oluyor. Buna karşı ortak platformlar kurarak mücadele etmeliyiz. Bu ve benzeri politikalara karşı özellikle sol partilerle birlikte mücadele etmeliyiz“ dedi. Eğitimde fırsat eşitliğine ilişkin projeler geliştirmek istediğini belirten Toptaş, devlet kurumlarında göçmenlere daha fazla yer verilmesi için mücade edeceğini de belirtti.  Anadil öğrenme hakkına ilişkin devletin gerektiği kadar bütçe ayırmadığını belirten Toptaş, bütçe ayrılsa bile kursların ya haftasonu ya da ders saatleri dışında verilmesinin aileleri ve çoçukları zor durumda bıraktığını söyledi. Topbaş, „Öncelikle kursların ders saatleri içinde verilmesi için mücadele edilmelidir“ önerisinde bulundu. Devletin anadil için daha fazla kaynak ayırması gerektiğini söyleyenToptaş, anadil öğrenme mağdurlarının başında en çok Kürt ve Tamil çoçukların geldiğine dikkat çekerek, „Devlet anadil hakkını vermekle hükümlüdür. Ben de bir pedagokum ve geçtiğimiz yıllarda Kürtçe kurslar düzenledim. Bu gün de bunun gerçekleşmesi için hazır olduğumuzu belirtebilirim“ dedi.


ALİ ONGAN/BASEL