Kobanê ve Şengal’deki direniş ile birlikte diasporadaki Kürt diplomasisi, çok önemli ivme kazandı. Direniş, Kürtlere yönelik ‘terörist’ algısını yerle bir etti, devlet politikalarını değişime zorladı.
Kürtler Avrupa’da, dünyanın farklı bölgelerinde Şengal ve daha sonra da Kobanê’deki saldırıya karşı; bir ulusal direniş, ulusal ruh, ulusal onur, ulusal ölüm kalım meselesi, ulusal birliktelik ruhuyla yaklaştı. Başlangıçta DAİŞ çetelerinin ordulardan elde ettiği ağır silahlarla gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle çekinceler vardı. Bu çekinge, bir telaş durumu da ortaya çıkarmıştı. Ama zamanla Kobane’de direnişin gelişmesiyle birlikte, bu direnişin daha çok gelişmesi için büyük çaba sarfedildi. Öyle ki, diasporadaki Kürtler, Kobanê ve Şengal’den uzak olmalarına rağmen, günlük ve anlık orayı yaşıyorlardı. Şengal ve Kobanê direnişiyle güçlü bir bağ kuruldu. Sanki savaş ve direniş burada yürütülüyordu. Böylesi bir hassasiyet oluştu.
Diasporadaki direnişi büyüttü
Diasporada Kürtler birçok defa ulus olarak kendilerini olumsuz olarak etkileyen olaylara karşı tepki göstermişti. Fakat Kobanê ve Şengal saldırıları ve buna karşı gösterilen tepki, geçmişe göre farklılıklar arzediyor. Öncesinde Avrupa’nın bazı ülkeleri ile ve sınırlı bir kitleyle gösterilen tepki, Şengal ve Kobanê ile birlikte dünyanın her tarafındaki Kürtler tarafından sahiplenildi.
Demokrasi savaşı tescillendi
Kobanê ve Şengal ile birlikte Kürtler kimliklerinden, gösterilen görkemli direnişten onur ve gurur duydu. Tüm dünya, Kürtlerin demokrasi savaşçısı bir halk olduğunu tescil etti. Dünya basını, sivil toplum örgütleri büyük bir gıptayla bakıyorlardı Kürtlerin mücadelesine. Kürtler, direnişin sembolü olmuştu. Kürtlerin savaşı; demokrasi savaşı, kadın özgürlük savaşı, gericiliğe karşı bir savaş olarak yepyeni bir algı kazandı.
Kürtlere bakış açısı değişti. Kürtler artık sadece mağdur edilen, işkenceye uğrayan, ülkesi alınan, hakları gasp edilen değil; öncülük yapan, direniş sergileyen ve ortaya koyduğu direnişi dünyaya mal eder hale geldi.
Direniş sadece diasporadaki Kürtleri değil birçok farklı çevreyi harekete geçirdi. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü, bunun çok somut bir kanıtıdır. 40 ülkede, yüzden fazla şehirde etkinlikler oldu.
Halk diplomasisi kazandı
Diplomatik alanda da ciddi kazanımlar ortaya çıktı. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, diplomasi biraz da çıkar ilişkisidir. Ulus devletlerin diplomasi faaileyetlerine bakıldığında, diplomasi ilişkilerinin daha çok devletler arasında yürütüldüğü görülür. Devletler de çıkarlarını gözeterek diplomasi faaliyetleri yürütürler. Kobanê saldırısı ve ardından gelişen direniş ile birlikte, devletten devlete diplomasi boşa çıkmış, ilk defa halk diplomasisi ön plana çıkmıştır. Zira dünyanın başına bela olmuş bir güce karşı devletler değil, bir halk direnişe geçmiştir.
Devlet politikalarını değiştirdi
Bundan dolayı birçok devlet kendi teamüllerini de aşarak, bu direniş karşısında istemezseler de tavır belirtmek zorunda kaldı. Avrupa’dan Amerika’ya, bölge ülkelerine kadar yeni bir tavır belirlemek zorunda kaldı. Bazıları, direnişin artık yıkılamayacağını gördükten sonra bundan yararlanmaya, bazı yardımlarla çıkar sağlamaya çalıştı. -Bu da normaldir.- Ama devletten devlete diplomasinin gerçek tehlikeler karşında nasıl boşa çıktığı net bir şekilde görülmüştür. Halkların, direnişleriyle diplomasi yapabilecekleri gerçeği ortaya çıkmıştır. Kobane direnişinin uluslararası alanda yarattığı birinci boyutu böyle özetleyebiliriz.
‘Terörist’ balonu patladı
İkinci boyut, Kürtlere karşı, Kürtleri sömürgesi altında tutan devletlerin özellikle Türkiye’nin dışarıda yaratmış olduğu algıyla ile ilgilidir. Bu da Kürtlerin özgürlük mücalesi’ne yönelik ‘terör’ suçlamasıydı. Kobanê direnişinde bu algı değişti. Ancak algı değişikliği Şengal ile başladı. Çünkü Şengal’de insani koridoru açanın PKK hareketi olduğunu görüldü. Bu gerçeklik Türk devletinin yaratmış olduğu algıyı da boşa çıkarttı. Bu durum partilerde ve uluslararası kurumlarda bir politika boşluğu doğurdu. Kendi kendilerine “Biz şimdi ne yapacağız” diye tartışmaya başladılar. Yıllarca sokaktaki insana ‘PKK teröristtir’ diyorlardı. Şimdi artık bu yalanı söyleyemiyorlar. Çünkü sokaktaki insan DAİŞ’in saldırısında sonra, PKK’nin direnişini, düşüncesini, hareketini net olarak gördü.
Politika arayışı devam ediyor
Bir politika oluştu demiyoruz ama bir politika arayışı var ve bu süreç halen devam ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; politika arayışına girerken, Türk tarafını değil doğrudan Kürtleri muhatap almalarıdır. Bunu yaparken de mücadele içinde yer alan kurum ve kuruluşlarla ilişkilendiler. Uluslararası kurumlara, kendi partilerinin toplantılarına davet ettiler. “Ne diyorsunuz? Neler olabilir” diye sorarak bilgi aldılar. Biz diasporadaki Kürtler bunu iyi değerlendirir, kamuoyunu doğru ve iyi bilgilendirirsek yaratılan algı değişimi, politika değişimi halkların lehine olabilir.
PKK’yi anlamaya başladılar
Öncesinde “Türkiye’nin kaygısı var” gerekçesiyle bazı kapılar Kürtlere kapatılmıştı. Ancak Kobanê saldırısıyla birlikte Türkiye’nin gerçek yüzü ortaya çıktı. Kobanê bombalanırken, Türk askeri tanklar içinde seyrediyordu. Bu görüntü bütün dünyaya yayıldı.
Kürt Kadın Hareketi’nin, DAİŞ’e karşı yürüttüğü görkemli mücadeleyi, Başkan Apo’nun projesine ne kadar bağlı olduklarını tüm dünya gördü. Devletlerin orduları tek bir mermi sıkmadan, bütün mevzilerinden kaçarken, Kandil’de gerilla otobüs kiralayarak DAİŞ’e karşı savaşa gidiyor. Nedir bu? Bunun arka planı sorgulanmaya başlandı. Ki, yüzlerce konferans ve toplantı oldu. Herkes, bu direnişin arka planındaki projeyi, ideolojiyi irdelemeye başladı. Artık PKK’yi anlamaya başlıyorlar.
Diplomaside farklı gelişmeler de yaşandı. Parlamentolar ve partiler Kürt sorununu gündemine aldı ve tartıştı. İtalyan Senatosu, İsveç, Almanya, Kıbrıs Parlamentosu’nda oturumlar yapıldı. Avusturya’da partiler içinde tartışmalar oldu. Avrupa Parlamentosu’nda ciddi tartışmalar oldu. Artık resmi kurumlar, tartışma yapıp daha sonra bir tavır belirlemeye çalışıyorlar. Yürütülen mücadele dünyada kabul gördü. Bunun, kendi ayakları üzerine oturması için yapmamız gereken, 2015 yılında daha fazla fedakarlık, daha fazla direniş ve diplomatik çalışmadır.
2015’in herkese barış, özgürlük ve demokrasi getirmesi dileğiyle…
* KNK Yürütme Konseyi Üyesi