Türkiye'deki nefret söylemlerinin yol açtığı şiddet eylemlerini değerlendiren Sosyal Değişim Derneği Başkanı ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur de! Girişimi Sözcüsü Alğan, bu suçlara gereken ceza verilmediği ve nefret söyleminin önü alınmadığı için, toplumsal adalet duygusunun sarsıldığını belirtti. Alğan, nefret suçlarının asıl amacının dezavantajlı gruplara mesaj vermek olduğunun altını çizerek, "Hrant Dink'i öldürüp bütün Ermeni cemaatine toplumda istenmedikleri mesajını verirler. İzmir'de BDP konvoyunun taşlayıp toplu lince giriştiklerinde sadece araç konvoyundakileri değil hiçbir Kürdü istemedikleri mesajını verirler. Bu suçlara götüren yolu da nefret söylemleri besler" dedi.

Hükümetin temel argümanı

Son dönemlerde Kürtlere yönelik artan saldırılarda Hükümet'in kullandığı dilin önemine işaret eden Alğan, "BDP'ye yönelik saldırıların tek bir adı vardır: Irkçılık. Bu saldırıları tetikleyen nedenler arasında nefret söylemlerinin etkisinin çok büyük bir yer tutuyor. Son dönemlerde artan ırkçı söylemler hükümet tarafından en çok kullanılan argümanlardan biridir. Toplum tarafından ötekileştirilmiş gruplar ve halklar, sık sık bu söylemlerin körüklediği baskı ve şiddetle karşı karşıya kalıyor. Özellikle de son dönemlerde Kürt Alevilerine dönük şiddet eylemleri sık yaşanıyor" diye belirtti.

Tekçi politika aşılmalı

Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk, Müslüman, Sünni, Hanefi, laik ve erkek bir nüfus tasavvur edilerek kurulduğunu belirten Alğan, bunlar dışında kalan kategorilere hayat hakkı tanınmadığının altını çizdi. Alğan şöyle konuştu: "Ermeniler ve Süryaniler soykırımla imha edildi. Rumlar sürüldü. Çünkü Türk olmamanın dışında Müslüman da değildiler. Müslüman olup da Türk olmayanlar ise (Kürtler, Lazlar gibi) asimile edilme yoluna gidildi. Çoğunda başarılı da olundu. Bütünüyle asimile edilemeyen, dil birliğini, aşırı baskılara rağmen, büyük ölçüde koruyan bir tek Kürtler kaldı. Kürtler de asimilasyon politikasına örgütlü biçimde direndikleri için bu durumda kalabildiler. Kuruluşta tasavvur edilen toplum modeli bu olunca bu modeli yönetmeye uygun olan tekçi, tepeden inmeci, dışlayıcı veya asimile edici, hatta yok edici bir devlet yapısından bir arpa boyu ileri gidilmedi."

Nefret suçları yasası şart
Nefret suçlarının ceza hukuku konusu olduğu için Anayasa'da cezai yaptırımı olamadığını ve bunun sağlanabilmesi için öncelikle devletin tekçi kimliğinden sıyrılması gerektiğini vurgulayan Alğan, devletin bütün kimliklere karşı eşit mesafede durması ve nötr olması gerektiğini hatta bazı kimliklere pozitif ayrımcılık gözüyle yaklaşması gerektiğini söyledi. Nefret suçları yasası çıkarılmasının çok önemli olduğunun altını çizen Alğan,"Yasa var diye bu suçlar bir anda ortadan kalkacak değil ama devletin azınlıktaki dezavantajlı grupların tarafında yer aldığını göstermesi açısından önemli" dedi. Yasanın çıkarılmasının nefret suçu mağdurlarının korunacağı ve onlara karşı işlenen suçların cezalandırılacağını anlamına geleceğini belirten Alğan, "Bizde aksine bu suçları işleyenler neredeyse ödüllendirileceklerini bildikleri için bu tür suçları gönül rahatlığıyla işleyebiliyor. Bir Ermeni öldürdüğünüzde devlet elinize bayrak verip sizinle, 'Aslanım!' diyerek, jandarması, polisiyle hatıra fotoğrafı çektirirse Ermeni öldürmekten neden korkasınız ki" diye sordu.

DİHA/İSTANBUL