AKP Hükümeti, Ekim ayı içerisinde “yol haritası”nı netleştireceği yönünde beyanlarda bulunurken, HDP heyetiyle geçtiğimiz hafta görüşen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, yeni hükümetin hiçbir mazeret kalesine sığınmadan anlamlı ve derinlikli müzakereleri başlatacak ilke ve mekanizmaları bir an önce hayata geçirmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizdi. Türkiye Barış Meclisi (TBM) de tartışma ve beklentilerin arttığı bu süreçte Akil İnsanlar Komisyonu üyeleriyle bir araya gelerek, sürecin ilerlemesi için atılması gereken somut adımları masaya yatırdı. Önceki gün İstanbul’da gerçekleşen buluşmaya katılan heyet üyeleri Doğu Ergil, Sibel Eraslan, Kezban Hatemi, Mithat Sancar, Levent Korkut ve Fuat Keyman DİHA’ya konuştu.


‘Niyet var, süreç yok’

Doğu Ergil, hükümetin “süreç” kelimesini sürekli dillendirdiğini fakat bunun hayat bulmadığı eleştirisinde bulunurken, “Toplum barışına sahip çıkmazsa, şu silahlı güçle bu silahlı gücün kendi aralarında vardıkları şey ateşkes olmanın önüne geçemez. O yüzden ‘süreç var’ denmesine rağmen bu sürecin açılımı hiçbir zaman yapılmadı. Çünkü gerçekten bir süreç yok. Bir niyet var. Ve bu niyet hep ‘terörizmi’ sonlandırmak üzerinden tanımlandığı için bir toplumsal olguya dönüşemedi” diye konuştu.

Uzmanlar müdahil olmalı

Kürt Halk Önderi Öcalan’ın açıklamalarının “Artık bu anlaşmanın pratik alanda açılımını yapalım” anlamına geldiğini belirten Ergil, sürecin keyfi olarak ele alınamayacağını, ilerleyebilmesi için birtakım uzmanlara ihtiyaç olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Uzmanlar, bu süreci kolaylaştırmalılar. Bu sürecin gelişmesine katkıda bulunmalılar. Arızalar, takılmalar olduğu zaman bu anlaşmazlıkları giderecek bilgiye sahip olan bir grup uzman buna müdahil olabilmeli. Ve her aşamada kazanımlar kayda geçmeli. Bunların yapılmasında kimin üzerine ne düşüyorsa yapmalı. Tüm bunların gerçekleşmesini gözeten, kollayan ve kolaylaştıran bir yapılanma olmalı.” Ergil, her iki tarafın da güvenilebilir bir ortamda buluşması ve sonuca varabilmesi için uluslararası bir takip komisyonunun olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Seçimlerlerden önce olmalı

Heyet üyesi Sibel Eraslan, 2015 genel seçimlerinden önce olumlu ve icraii adımların hızlandırılması gerektiğini belirterek, “Seçim sürecine girerken tüm partiler bir takvime giriyor ve tüm meseleler ikincileşebiliyor. O yüzden önümüzdeki bu kısa zaman bir fırsat olarak değerlendirip, barışa dair karşılıklı güvenceyle daha somut adımlar atılmalıdır” dedi.

Anayasaya değişmeli

Akil İnsanlar Heyeti’nden Kezban Hatemi ise, anayasal değişikliğin önemine vurgu yaptı. Hatemi, “Bu tür uzun soluk isteyen ve ülkenin geleceğini dizayna kalkışan anti-demokratik figürleri ortadan kaldırma çabası bu Anayasayla mümkün değildir. Dolayısıyla, her şeyden önce toplumun bütün bireyleri, tüm farklı etnisiteden, etnik farklılıklardan gelen vatandaşlarımızın bu bilinçle Anayasamızın değişmesi için çaba göstermesi lazım” dedi. Anayasa öncesi de acil bir takım yasaların çıkmasına ihtiyaç olduğunu kaydeden Hatemi, şöyle devam etti: “Anayasa yapılıncaya kadar da hükümetin siyasi iradesinin ve tabi ki Abdullah Öcalan’ın iradesinin çözüm sürecinden yana olduğunu ve bunu sürdürülebilirliğinin temini açısından çabalarını ve gayretlerini göstermesi önem taşır. Batı’da İrlanda örneğine baktığımızda da bu böyle olmuştur. Bu yüzden, acil birtakım yasaların çıkması lazım. Bunu bekliyoruz.”

Sorunlar envanteri çıkarılmalı

Sürece yönelik çıkarılan “çerçeve yasa”nın her ne kadar eleştirilse de bir yasa niteliği taşıdığını ifade eden Levent Korkut ise yasanın açtığı bazı kapılar olduğunu ve bu kapılardan geçerek yasanın altını doldurmak gerektiğini söyledi. Korkut, önerilerini ise şöyle sıraladı: “Öncelikle bir sorunlar envanteri çıkartılmalıdır. Yani, ne tür sorunlar var. Vatandaşlık tanımı ve özerkliğin yanında yüzlerce sorunlar var. Bunların önce bir envanterini yapabilmek lazım. Örneğin, Avrupa’da yaşayan örgüt üyeleri ne olacak? Ya da başka bir sorun Mexmûr’da yaşayanlar ne olacak? Ya da 90’lı yıllardaki olaylar, faili meçhuller sorunu. Bunların envanteri yapıldıktan sonra birtakım çalışma grupları STK ve bürokrasinin katılımıyla bir öneriler bütünü hazırlanması ve bunun müzakereye zemin oluşturulması gerekir.”

Kurullara ihtiyaç var 


Aylardır sürecin kurumsallaşması gerektiğini sürekli dillendirdiğini söyleyen Akil İnsanlar Heyeti’nden Mithat Sancar da Öcalan’ın İzleme Komisyonunu önermesi ve somut adımları talep etmesinin son derece meşru, doğru ve haklı talepler olduğunu söyledi. Sancar, anlaşmazlıkları, çatışmaları önleyebilecek kurullara ihtiyaç olduğunu ve bu kurulların yasal bir dayanağa oturtulması gerektiğini söyledi. Hükümetin bu konuda kanun yapması gerektiğini belirten Sancar, “Yasaları İzleme Kurulu oluşturulacaksa, bu kurul iki taraf arasında uzlaşmayla belirlenecek isimlerden oluşmalı ve hükümet bunu kanununu çıkararak kurmalıdır. Mesela yetki ve sorumlulukları ne olacak tüm bunlar kanunda yer almalıdır. Süreç böyle yürürse o zaman sonucu mutlaka çok daha kolay ve mümkün olacaktır. Ama kurumsallaşma geciktikçe müzakerenin doğasına uygun şartlar oluşturulmadıkça süreçte sıkıntılar beklemek de son derece normaldir. Süreç zarar bile görebilir” şeklinde konuştu. 


Hükümet net olmalı

Fuat Keyman da somut adımların atılmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Çerçeve yasaya işaret eden Keyman, “Bundan sonra da sadece HDP’nin İmralı’ya gidişi değil Akil İnsanların ve STK’lerin bu adımları atmaya çalışması gerekiyor. Son dönemlerde IŞİD olarak gördüğümüz ve farklı boyutlarda da devam eden Ortadoğu’daki büyük çalkantı da Türkiye’de Kürtlerin işbirliğini de içeren çözüm sürecinde adım atmayı gerekli kılıyor. O yüzden her iki anlamda da adımların atılması gerekiyor. Sadece söylemde kalınmamalı, uygulamaya da sokulması lazım” dedi. 2015’te çok net bir noktaya gelinmesi gerektiğini belirten Keyman, “O yüzden de hükümetin bundan sonra çok net olarak siyasi tavrını ortaya koyması gerekiyor” dedi. 



ZUHAL ATLAN / DİHA/İSTANBUL