
Gelen gideni aratmasın
ÖYM'lerin kaldırılmasının olumlu olduğunu ancak yapılması planlanan değişikliğin henüz içeriğinin ne olduğunun netleşmediğini aktaran Korkut, "Yalnız Türkiye'de bazı şeyler kaldırılırken başka şeyler kuruluyor. Bilindiği gibi ÖYM'ler DGM yerine kuruldu ve DGM'yi aratır duruma geldi. Onun için bunlar tamamen ortadan kaldırılmalı ve usul hususu ile ceza kanunları açısından yeknesak bir uygulama getirilmeli, çünkü özel alanlar artırıldıkça kişinin hak ve özgürlüklerini kısıtlıyor" diye konuştu.
Güvenlik değil özgürlük
Türkiye'nin sürekli bir güvenlik reaksiyonu ile hareket ettiğini DGM'ler kaldırıldığında da "Bunlar kaldırılıyor ama kim güvenliği sağlayacak" gibi bir mantık içinde olunduğunu beliren Korkut, şöyle devam etti: "Bunun böyle düşünülmesinin nedeni ise; güvenlik, Türkiye'de bireylerden ve toplumdan bağımsız bir şey olarak düşünülüyor. Sanki toplumdan bağımsız bir devlet güvenliği varmış gibi düşünülüyor. Tabi ki güvenlik sağlanmalı ama bireylerin güvenliği sağlanmadan, toplumun güvenliği sağlanmadan da devletin güvenliği sağlanamaz. Dolayısı ile özel nitelikli kanun ve özel yasalar ile cezaları ağırlaştırarak güvenlik sorunları ile baş edilemez. Onun için özgürlükleri, hakları kısıtlayarak oluşturulmaya çalışılan mantığın değişmesi gerekiyor."
Korkut bunun temel şartının ise, bütün özel yetkilerin ve özel kanunların kaldırılmasından geçtiğini ifade etti.
TMK, TCK'ye devredilmemeli
TMK'nin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Korkut, şunların altını çizdi: "Özelikle TMK'nin en sıkıntılı maddeleri olan 1. ve 10. maddelerin değiştirilmesi gerekir. TMK'de makyaj niteliğinde bir değişme yapılacaksa ve geri kalan hükümler TCK'ye aktarılacaksa bu pek anlam ifade etmez. Bu hayal kırıklığından başka bir anlam ifade etmez."
Yüzde 40'ı Türkiye'de
Dünyada TMK gibi hükümlerde 35 bin kişinin yargılandığını bunun 15 binin ise Türkiye de olduğunu hatırlatan Korkut, ekledi: "Bu veriler bile tek başına Türkiye de bu konuda bir sorunun olduğunu ve TMK'lerin sorunlu olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor."
Korkunç olur
Hükümetin TMK ve ÖYM'lerin kaldırılmasını aslında istemediğini, hiçbir zaman da bu yönde bir irade ortaya koymadığını belirten Avukat Feyzi Çelik ise AKP'nin daha çok günü kurtarmak ve kamuoyunu tatmin etmek için kısmi adımlar attığını söyledi. TMK'nin bazı maddelerinin TCK'ye aktarmanın "korkunç bir şey" olacağının altını çizen Çelik, "TMK, olağanüstü hallerde, olayların yoğun olduğu dönemlerin bir ürünüdür. Yani onu siz normal TCK'nin içine attığınız zaman daha korkuncunu meydana getirmiş ve onu meşrulaştırmış olursunuz. Bu tehlikelidir" dedi.
Yargıtay da değişmeli
Yargıtay'ın yapısının da değişmesi gerektiğini vurgulayan Av. Çelik, şunları söyledi: "Özel bir Yargıtay yoktur. Tek bir Yargıtay vardır. Genel mahkemelerde çıkan kararlarda aynı Yargıtay'a gider ÖYM'de çıkan kararlarda aynı Yargıtay'a gider. Dolayısıyla onun bağlayıcılığı var. Örneğin Yargıtay bu yasalar ile KCK davaları kapsamında yargılananları KCK'li olarak kabul ediyor. Yargıtay bunu söyleyince ÖYM mahkemeleri de bize burada 'yargılananların KCK'li olduğuna biz değil Yargıtay karar veriyor' diyebiliyorlar. Yargıtay'ın yerel mahkemeler üzerindeki etkinliği bu kadar ortadayken siz alıp TMK ile ilgili hükümleri TCK'nin içine koymuş olursanız buna şark kurnazlığı denilir."
SADIK TOPALOÐLU/DİHA/İSTANBUL
Cumhurbaşkanı Gül de bilmiyor
Hükümetin içeriğine ilişkin kamuoyuna ayrıntılı bilgi vermediği yasal değişiklerin kapsamından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de haberi yok. Romanya Devlet Başkanı Traian Basescu ile Çankaya Köşkü'nde basın toplantısı gerçekleştiren Gül, hükümetin tutukluluk süresinin 5 yılla sınırlandırılmasına yönelik çalışması hakkında, uzun tutukluluğun cezaya dönüşmemesi gerektiği yönünde yaptığı açıklamalarını hatırlattı. Gül, "Bu düzenlemelere, bu çerçeve içerisinde bakarım. Nasıl bir düzenleme yapılıyor, onu da bilmiyorum. Hükümetimizle görüşmelerde detaylarını öğrenip o zaman belki daha geniş fikrimi sizinle paylaşabilirim" diye konuştu.