Kadınlar 8 Mart’ı özgür bir ruhla ve coşkusuyla karşıladı. Kürdistan’ın her yerinde kadınlar kendi renklerinde bir bahar gününü, kendileri olarak yaşamanın bilincinde ve sevincindeydiler. Halaylar, tilililer, rengarenk Kürdistan çiçekleri gibi açılan giysilerle kadınlar, Kürdistan’ın kültürel zenginliğini 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sokaklara, meydanlara, dağlara taşıdılar. YJA STAR gerillalarının görkemli törenleriyle Adıyamanlı anaların 8 Mart semahı en fazla ilgimi çeken 8 Mart kutlamaları oldu.
Binlerce kadının dağ başlarında, Newroz ateşine hazırlanırcasına, 8 Mart’ta kendi bedenlerini, ruhlarını, varlıklarını bir emeğe dönüştürüp Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamaları, Kürdistan kadınının öz savunma gücünü büyük bir görkemle tüm dünyaya göstermeleri tüm dünya kadınlarına hem ilham veriyor hem de büyük bir güven veriyor.
Adıyamanlı anaların 8 Mart semahı da tarihin akışını izlercesine, dünyanın etrafında dönercesine, tüm evreni, tüm insanlık tarihini kendi benliğimde yaşarcasına bir hakikat, bir bütünlüklü varoluşu hissettirdi. Ve bu hakikat televizyon ekranlarından çıkarak dağ başlarındaki yürek evimize kadar uzandı.
Kürdistanlı Kızılbaş anaların büyük bir onurla, sevgiyle, tek başına, dünyanın dönüşü gibi istikrarlı bir şekilde semah dönüşü görülmeye değer. Ritmin varlığına rağmen o ananın kendi ritminde olduğu, kendi ritminin dönüşünde tüm evrensel döngüleri yaşadığı muhakkaktı. Yoksa neden izleyenlere tüm insanlık tarihini ve evrensel döngüyü anımsatsın ki…
O anaları öyle büyük bir coşkuyla, huşu içinde semah dönerken görünce oturduğum yerden gayri ihtiyarı kalktım. Anaların kofileriyle tüm egemenliklere tüm dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi hükümdarlıklara karşı dimdik duruşunu baştan ayağa tarih kesilerek izledim. Kürt olmanın, kadın olmanın ve Kızılbaş olmanın tüm zorluklarına rağmen anaların tek başlarına da olsa direndiklerini görmek büyük bir güç ve onur verdi.
YJA Star gerillalarının 8 Mart kutlama törenlerindeki görkemin yarattığı güveni, o anaların semahında, kültürü, inancı ve özgünlüğü yaşatışlarındaki görkemin ve inadın yarattığı güvenle yoğurdum yüreğimde. Binler vardı bir yanda, diğer yanda da birlerdeki binlere sığan anlam. O anaların tek başlarına oluşları kendi öz kültürlerine olan inancın, güvenin ve sevginin ifadesiydi.
Onların tekliklerinde bir evrensellik vardı. Onların an’larında bir tarihsellik vardı. Sırtlarını kendi tarihlerinin dimdik dağlarına vermiş olmanın, kendi varlıklarını tüm egemenliklere, tüm saldırılara, soykırımlara rağmen korumalarının verdiği huzur ve onur vardı.
Tüm kadınlar zaten yaşam emekçileridir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de bundan dolayı giderek tüm kadınların oluyor. Tüm kadınlar, insanı, insanlaşmayı, hayatı, tarihi ve zamanı yaratan emeklerinin farkına varıyorlar giderek. Her geçen gün bu farkındalık artıyor. Ve her geçen gün tüm katliamlara, öldürmelere, saldırganlıklara rağmen dünya daha fazla kadınların oluyor, yaşam daha fazla kadınların oluyor, anlam daha fazla kadınlaşıyor. Ve kadınlar daha fazla anlamlaşıyor.
Bu 8 Mart, Kürdistan kadın özgürlük mücadelesinde büyük bir devrimi başlatan, her 8 Mart’a bir devrim sığdırarak Kürt kadınının varlık ve özgürlük mücadelesinde, sembolü güncel gerçeğe dönüştüren ve 8 Mart’ı Kurdistanîleştiren Önder Apo’nun büyük emeklerinin ürünleriyle kutlandı. Rojava’dan, Rojhilat’tan, Bakur’dan ve Başûr’dan tüm Kürdistanlı kadınlar bu anlamda Önder Apo’nun demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigması etrafında özgürlük semahına durdu.
Önder Apo’ya kadınların yeni bir 8 Mart cevabı da ancak Önder Apo ile birlikte bir 8 Mart’ı kutlamak, bunun mücadelesini tüm alanlarda vermek ve özgür yaşamak olabilir.