BİRCAN DEĞİRMENCİ
Türkiye’nin kara mayınlarının temizlenmesine, kurban ve mağdurların tesbiti ve rehabilitasyonuna ilişkin taahhütlerini ne derece yerine getirdiğini inceleyen MONITOR’un 2018 raporu açıklandı. Mayınların aldığı canlar, sakat bıraktıklarına ilişkin sayılar çoğu kişinin dikkatini çekmeyecektir. Öyle ya 21. yüzyıldayız; arkaik bir zamana aitmiş gibi duran, rakamlardan hiç de az olmadığının görüleceği kurbanlarıyla aslında en ucuz kitle imha silahı olan mayınların cok uzak zaman ve diyarlara ya da savaş alanlarına ait olduğunu düşünürüz hep. Oysa çok yakınımızda, öylece bekliyor..
164 ülkenin katıldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması çerçevesinde, ülkeler topraklarındaki mayınları temizlemekle yükümlü.
MONITOR’un sunduğu rapora göre, Türkiye mayın temizleme ve uluslararası kuruluşları bilgilendirmekte yetersiz.
Temmuz 2018 itibariyle, Türkiye’de 164 milyon metrekarelik alanda mayın bulunuyor. 3 binden fazla teyit edilmiş mayınlı arazi varken, 701 adet bölgede de mayın olduğu şüphesi var. Mayınlı alanların üzerinde ise yaklaşık 10 milyon kişi yaşıyor.
Türkiye, ülkedeki tüm mayınları 2014’e kadar temizleme taahhüdü vermişti. Temizliğin bitmeyeceği anlaşılınca taraflar 2013’te masaya oturmuş ve süreyi 2022 yılına kadar uzatmıştı. Ancak sayısı yüzbinleri bulan mayınlardan sadece 26 bini temizlendi.
Raporda, Türkiye’nin yürürlükte olan ulusal bir mayın eylem planı olmadığı, hazırlanan programların ise hayata geçirilmesinin beklendiği vurgulandı.
MONITOR 2018 Türkiye Raporuna göre, Türkiye’nin mayın temizliğini 2022’ye kadar yetiştirmesi mümkün görülmüyor. Türkiye’nin yükümlülükleri yerine getirmek yerine, Sınır Güvenliği Gözetleme Sistemi inşasına yöneldiği aktarılıyor.
İç bölgelerde halen patlama vakalarının yaşandığı belirtilirken, mayın temizliği yetersiz. Raporda, bu olaylara rağmen net bir mayın temizliği programı olmaması nedeniyle “Mayınlar hala güvenlik için mi kullanılıyor sorusu akıllara gelmektedir” ifadesi bulunuyor.
10 milyondan fazla insanın risk altında olduğu vurgulanırken, mağdur desteği planlamalarında mağdurlara yer verilmemesi eleştiriliyor.
Türkiye’deki mayın istatistikleri
Toplam 3 bin 520 arazide 1 milyondan fazla mayın bulunuyor.
İmha edilen mayın sayısı 6 arazide toplam 25 bin civarında.
Askeri tesislerin etrafından bilinen mayın sayısı 97 bin. Mayınlar 637 araziye dağılmış durumda.
Sınır bölgelerinde 2 bin 537 arazide, 906 binden fazla mayın var.
2013-2017 arasında 1,1 km2’lik alan temizlendi.
Türkiye’de mayın olduğu bilinen iller Ardahan, Kars, Iğdır, Ağrı, Van, Bitlis, Siirt, Şırnak, Hakkâri, Batman, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Tunceli, Bingöl, Gaziantep ve Hatay.
Dünyada mayın tarlası temizliği
Rapora göre, Mayın Yasağı Anlaşması’na taraf olan devlet sayısı 164’e yükseldi. Anlaşmaya katılmayan tek devlet Myanmar.
2017 yılında, mayın ve savaş artığı patlayıcılar sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 793. 4 binden fazla kişi de yaralandı. 15 kayıptan ise haber alınamıyor. MONITOR’e göre 2017, kayıpların art arda en fazla olduğu üçüncü yıl oldu. Patlamalardan etkilenenlerin yüzde 47’si çocuk.
Kayıpların önemli bir kısmı, çatışma ve şiddetin halen devam ettiği ülkelerde yaşanıyor: Afganistan, Suriye, Ukrayna, Irak, Pakistan, Nijerya, Myanmar, Libya ve Yemen.
İzleme Örgütü’nün verilerine göre, 1999’dan beri 122 bin kişi mayınlar yüzünden hayatını kaybederken, 86 bin civarında da yaralı bulunmakta.
2017’de Moritanya ve Mozambik ülkelerindeki mayının tamamını temizlerken, mayından arındırılan toplam alan 2016’ya göre düşüş gösterdi.
Anlaşma sayesinde dünyadaki toplam mayın sayısı 150-160 milyondan 50 milyon civarına düştüğü açıklanırken, hedefin 2025’e kadar tüm dünyayı mayınlardan temizlemek olduğu vurgulandı. Bu doğrultuda mayın temizliği için verilen fon yüzde 36 arttı, fakat mağdurlara verilen desteklerde yüzde 2’lik bir düşüş söz konusu.
Mayınsız Türkiye Girişimi Türkiye Koordinatörü Muteber Öğreten, raporun sunulmasının ardından; hem küresel düzeydeki, hem Türkiye’deki ilerlemeler, yolun neresinde oldukları ve daha ne kadar kat edecekleri yol olduğuna ilişkin bilgiler sunacaklarını söylüyor.
İlk raporun 2001 yılında yayınlandığını hatırlatan Öğreten, Mayınsız Türkiye yolculuğunu şu ifadelerle anlatıyor:
"O yıl ben Mayınsız Türkiye Girişiminde henüz yoktum. Bireysel olarak Uluslararası Mayın Yasağı Türkiye editörünün ricası ile daha doğrusu bu konudaki gelişmelere ilişkin bilgi paylaşımı üzerine başladım. Daha sonraki yıllarda sorunun gazete sayfalarında yer alan haberlerin çok daha üstünde olduğunu farketmeye başlamamızla birlikte bunu kampanyaya dönüştürmeye karar verdik. Bu kampanyayı Uluslararası Mayın Yasağı’nın yerel kampanyası olarak sürdürüyoruz. Aynı zamanda Mayınsız Türkiye Girişimi Türkiye’deki esas olarak mayın mağdurlarına ilişkin veri toplamaları değerlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Yaklaşık 16 yıldır bu çalışmaların içerisinde yer alıyorum. Sivil bir inisiyatif. Tüzel bir kişiliğimiz yok. Esas olarak da gönüllülerin desteğiyle sürdürüyoruz. Yaptığımız her çalışmada hangi meslek grubundan arkadaşlara ihtiyaç varsa onlarla görüşüp, yapacağımız çalışmaları anlatarak bize bu konuda kendi alanlarında yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi paylaşımında bulunmalarını istiyoruz. Kara mayınlara karşı farkındalık oluşturulmasında, insanların bu risklerden korunmasında, bu alanda bize destek sunmaları için yardım talebinde bulunuyoruz.”
Türkiye hedefi yakalayamayacak
Türkiye‘nin mayınları temizleme için son uzatma tarihi olarak 2022’yi hedeflediğini söyleyen Öğreten. “2018 Mayınsız Türkiye için ikinci bir gerisayım da başlamış oluyor. Fakat hem raporlar hem de uygulamalar gösteriyor ki Türkiye 2022’yi de yakalayamayacak, belki yeniden üçüncü bir süre uzatma talebinde bulunacak diye yorumluyoruz” diyor.
2025’in esas olarak mayınsız bir dünya için belirlenmiş olan bir tarih olduğunu ifade eden Öğreten, “Kampanya 2025 te bütün ülkelerin kara mayınlardan temizlenmiş olmasını toprağındaki mayınların artık sıfırlanmış olmasını hedefliyor. Bu hedefte tabiki her ülkenin olduğu gibi Türkiye’nin de rolü önemli olacaktır. Bugün baktığımızda Türkiye’nin sadece toprağındaki mayınları imha ederek bir ilerleme gösterdi. O da üç yıl gecikmeyle. Ama yine de önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. Çünkü toprağında yaklaşık üç milyon mayın vardı. Bu üç milyon canlının hayatı demekti. Dolayısıyla üç milyon hayat kurtarılmış oldu diye düşünüyoruz. Fakat Türkiye’nin daha kat etmesi gereken uzun bir yol var. Bu nedenle 2022 yi yakalamayacak diye değerlendiriyoruz.
Yeraltında temizlenmesi gereken kaç mayın var sorumuzu ise Öğreten şöyle yanıtlıyor:
“Türkiyenin 2013’te uzatma sebebi sayı bir milyon küsürdü. Bugün verilen rakamlar gösteriyor ki, Türkiye’de büyük oranda bir mayın temizliği ne yazık ki gerçekleşemedi.”
Türkiye’de en son 1999’da mayınların yerleştirildiğini ifade eden Öğreten, “Yalnızca antipersonel kara mayınları değil geliştirilmiş mayınlar, el yapımı mayınlar, mayın etkisi yaratan silahlar anlamında savaş artığı patlayıcılar olarak değerlendirilen silahların da bu sözleşmede yer alması için bir çalışma sözkonusu. Bunlarla ilgili özellikle savaş artığı patlayıcılarla ilgili 5. Protokol var. Türkiye bunlarla ilgili bu protokolu imzalamış değil.”
Türkiye’nin anlaşmayı imzaladığı 2004 yılından 2017 yılına kadar 1138 kişi antipersonel mayın ya da savaş artığı patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitirdi ya da sakat kaldı. Bu sayı da her 4 binde bir mayın vakası yaşandığını gösteriyor.
Mayın mağdurlarıyla ilgi bir network oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Öğreten, “Suruç, Mardin, Diyarbakır ve Batman’daki mayın mağdurlarıyla çok sayıda toplantılar yaptık. Mayın mağdurlarının kendi sorunlarının farkındalığı ve bunlar üzerinde ne tür hakları olduğuna ilişkin bir çalışmaydı. Çünkü mağdurların hem uluslararası sözleşmeden gelen uluslararası engelli haklarından gelen hakları sözkonusu. Hem de mayın yasağı anlaşmasından gelen hakları sözkonusu. Sonuç olarak bu olayın sonunda hayatta kalanlar ne yazık ki uzuvlarından birini de kaybetmiş oluyorlar. Bu sözleşme mayın mağdurlarıyla ilgili olarak devletlere çeşitli hükümlülükler getiriyor.
Artık dünyada mayını müzelerde göreceğimiz bir mayınsızlaştırma istiyoruz. Bu anlamda da bu sözleşmeyi diğer bütün sözleşmelerden ayıran en somut nokta bu zaten. Yani herhangi bir silahın kulanımının sınırlandırılmasını veya bu silahın sayısının azaltılmasını değil tamamen bu silahın imhasını öngören bir sözleşme.
Mayınsız Türkiye Girişimi’nin toprakların mayından arındırılmasının yanısıra doğrudan bununla temas edecek risk grubuna yönelik çalışmaları da mevcut.
Hedef grup çocuklar
Bir takım önlemler alınması için farkındalık çalışmaları yapılan öncelikli hedef grup ise çocuklar. Diyarbakır, Batman, Suruç, Şırnak, Roboski’deki çocuklara yönelik çalışmalar gerçekleştiren ekipten psikolog Nesligül Nihal Olgun,“Roboski dışındaki üç ilde Ezidi kampında kalan çocuklara yönelik yaptık. Çünkü o dönem tekrar kendi ülkelerine dönme durumları vardı ve sınır geçişinde mayın ve patlayıcı maddelerle temas etme olasılıkları yüksekti. Bir de döndüklerinde bıraktıkları ülkeye değil, savaşın bütün izlerini taşıyan bir ülkeye dönmüş olacaklardı. O yüzden öncelikli hedef grup onlardı”
Olgun, bu eğitimi yaygınlaştırabilemk için eğitici eğitimleri yürütmek istediklerini ancak bazı engellerle karşılaştıklarını da hatırlattı.
“Sorun çok geniş yelpazedeki acı ve kayıpları kapsadığı için o yelpaze içindeki Sivil Toplum Kuruluşlarına bir kez daha hatırlatıp hem de onlara yansıtmak gibi bir koordinasyon içinde olduk.”