
Dünya genelinde rekor düzeyde bir göç dalgası yaşanıyor. Savaş, çatışma, baskılar veya yoksulluk yüzünden evinden ve yurdunda olanların sayısı 60 milyona dayandı. Yarısını çocukların oluşturduğu mültecilerin çoğunluğu iç savaşın devam ettiği Suriye, Irak ve Afganistan gibi ülkelerden kaçıyor. Acımasız savaşların ortasında ya da yoksullukla baş başa bırakılanlar yeni bir hayat kurabilme umuduyla yönünü Avrupa’ya çeviriyor. Ancak maalesef çoğu daha Avrupa’ya varamadan Akdeniz’de boğularak hayatını yitiriyor. 2014 yılında 3 bin 500; 2015 yılında ise 2 bini aşkın kişi (şimdilik) Akdeniz’i geçmeye çalışırken boğuldu. AB, mültecileri değil sınırlarını korumaya endeksli programları uygularken, milyonlarca kadın, erkek ve çocuk sığındıkları ülkelerde zorlu koşullarda ve güvencesiz bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Tüm bu konuları konuştuğumuz Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya Şubesi Genel Sekreteri Selmin Çalışkan ortaya çıkan bu durumdan krizlere ve savaşlara çözüm bulamayan AB’nin de büyük payı olduğunu belirtiyor. İşte sorularımız ve Selmin Çalışkan’ın yanıtları.
Öncelikle AF Örgütü’nde çalışmaya nasıl başladığınızı sormak istiyorum?
AF Örgütü’nün internet sayfasındaki ilan üzerine başvuru yaptım, bir takım prosedürlerden geçtikten sonra işe alındım. Beni işe alanlar buradaki gönüllü yönetim kuruluydu. Yaklaşık 2,5 yıldır AF Örgütü’ndeyim. Şu anda ise Af Örgütü Almanya Şubesi’nin Genel Sekreteriyim.
Çalışma sisteminiz nasıl işliyor?
Genel merkezimiz Londra’da. AF Örgütü olarak dünya çapında 180 şubemiz var. Tüm şubelerimizdeki gibi araştırmacılarımızın Almanya’da yaptıkları çalışmalar da Londra’ya iletiliyor. Sonra raporların hepsi, şubelerimize gönderiliyor. O raporlar aracılığıyla politik baskı ya da kamuoyu çalışmaları yapıyoruz. Merkezimiz 4 yıllık bir çalışma programı yapıyor. 4 ya da 5 ülke belirliyor. 4 konu başlığı altında küresel kampanya başlatılıyor. İki tane büyük kampanya üzerinde çalışılıyor. Bunlar; işkence ve kadının sağlığı ile hukuki sorunlar.
Kampanya ne zaman başladı? Ve hangi ülkeleri kapsıyor?
Bir yıl oldu başlayalı. Filipinler, Fas, Meksika ve Özbekistan’ı kapsıyor.
Son yıllarda Akdeniz adeta göçmenler mezarlığına döndü. Neden?
Çünkü Avrupa topluluklarında istek yok. Yani insanları kurtarmak yerine sınır güvenliklerini devreye koyarak Avrupa’yı mültecilere kapatıyorlar. Avrupa Birliği’nin elinde her türlü imkan var ama bu insanları kurtarma görevini sadece İtalya’ya yüklediler. İtalya geçen yıl yaşanan insani trajediden sonra bir insani operasyon başlattı. İtalyan donanması 9 milyon Euro harcayarak Libya sularına kadar gitti ve alabora olan tekneler ile 180 bin insanı kurtardı. İtalya devleti, diğer Avrupa Birliği ülkelerine de ‘Bize destek olun’ çağrısı yaptı. Ancak AB ülkeleri bu talebe cevap vermedi ve İtalya’ya sırtını döndü. Hatta İtalya’yı göçmenlerin gelişini kolaylaştırmakla suçladılar. Bunun üzerine İtalya da limanlarını kapattı. Bu da tabii Akdeniz’de ölümlere davetiye çıkardı. Sadece Ocak’tan şimdiye kadar Akdeniz’de boğulan kişi sayısı 2 bini geçmiş durumda.
Sizce AB ve Birleşmiş Milletler, ölümlerin engellenmesi hususunda sorumluluklarını yeterince yerine getiriyor mu?
Hayır, ne yazık ki yerine getirmiyorlar. Ölümlerin önüne geçilebilmesi için arama ve kurtarma programının geliştirilmesi talebimize karşılık, AB ise Frontex’in bütçesini üç katına çıkarmayı tercih etti.
Frontex’e yüklenen misyon yanlış mı?
Frontex’e verilen görevi yanlış buluyoruz. Zira Frontex adlı kuruluş, arama-kurtarma ajansı değil, sınır güvenliği ajansıdır. O yüzden Frontex gibi ajanslara para vermek insanları kurtarmıyor. Yani AB insanları değil sınırlarını korumayı tercih etti.
Sizin talebiniz nedir?
Biz AB devletlerinden oluşan ortak, çok uluslu insani bir kuruluş talebinde bulunuyoruz. Arama ve kurtarma çalışmalarının yapılabilmesi için bunu gerekli görüyoruz. Yoksa Akdeniz’de insan ölümleri devam edecek. Yazla birlikte savaş bölgelerindeki insanlar, uygun hava koşullarını fırsat bilerek ölüm yolculuğuna daha fazla çıkacak. Bu insanlar savaştan, zulümden, baskıdan, işkenceden kaçıyorlar ve yardıma ihtiyaçları var.
Daha çok hangi ülkelerden göç oluyor?
Etiyopya, Somali, Afganistan, Sudan ve en çok Suriye.
Rojava’da yaşanan savaştan dolayı Avrupa’ya gelenler arttı mı?
Daha çok Iraklılar geldi. Suriye’den gelenlerin sayısı zaten yüksek. Bizim rakamlarımıza göre Suriyelilerin 4 milyonu Suriye’de yaşıyor. Yaklaşık 8 milyon insan da Suriye’yi terk etmiş durumda.
Almanya Suriye’den gelenler için özel bir program uyguluyor…
İnsanlara burada ‘ağırlama’ diye bir program uyguluyorlar. Almanya bugüne kadar 20 bin Suriyeliyi kabul etti. Bunlar sadece aile bağları üzeri buraya geliyorlar. Bu uygulama da sadece Almanya’da var.
Önümüzdeki dönem Avrupa’ya daha yoğun bir göçmen akışı bekleniyor mu?
Evet, hem de çok büyük bir akış bekleniliyor. Ama Akdeniz’de halen insan hayatını gözeten önlemler alınmadığı için bu beraberinde ölümleri de getirecek.
Sivil toplum örgütleri asıl olarak göçmenlerin ülkesinden kaçmasına neden olan sorunların ortadan kaldırılmasını talep ediyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
Öncelikle Akdeniz’de arama-kurtarma kapasitesinin yükseltilerek olası ölümlerin önüne geçilmesi gerekiyor. Başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinden beklentimiz bu.
Sizce bu can alıcı meselede insanların yaşam ve barınma hakkını koruyarak bir çözüm mümkün mü?
İnsanların Avrupa’ya sağlıklı bir şekilde erişimi sağlamak için yasal ve güvenli yollar gerekli. Bunun için de öncelikle insan kaçakçılarına karşı sert önlemlerin alınması lazım. Kara sınırları kapalı olduğu için bu insanlar mecburen deniz yoluyla Avrupa’ya geliyorlar. Eğer ölümlere son verilmek isteniyorsa ilk olarak AB’nin kara sınırlarını açması gerekiyor.
Kara sınırlarının açılması göçmenlerin gelişlerini daha da çoğaltmaz mı?
Evet, doğru, sınırların açılması göçü daha da artıracak ama en azından ölümler olmayacak.
Mültecilerin Avrupa’ya gelmek istemesinin nedenlerinden biri de AB ülkelerinin çifte standartlı yaklaşımı değil mi?
Tabii ki öyle. Bugün birçok ülkedeki insan hakları ihlallerinin başlıca nedeni Avrupa. Çünkü Avrupa, yaptığı silah ticaretiyle savaşı sürdürüyor. Mesela Almanya silah ticaretinde dünyada üçüncü ülke konumunda.
ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN