“Türkiye’nin de imzaladığı Cenevre sözleşmesine göre, ırkı, dini, milliyeti, siyasal düşüncesi veya belirli bir sosyal gruba mensubiyeti nedeniyle haklı bir zulüm korkusu ile ülkesini terk etmek zorunda kalan kişilere sığınmacı veya mülteci statüsü tanınmaktadır” diyen Sarıyıldız, mülteci statüsü tanınan kişilerin o ülkenin insanlarının faydalandığı tüm temel insani haklardan koşulsuz yararlanabileceğini kaydetti. Ancak Türkiye’nin koyduğu “coğrafi” çekince nedeni ile sadece Avrupa Konseyi üyesi ülke vatandaşlarına mülteci statüsü verdiğini hatırlatan Sarıyıldız, “Suriyeli sığınmacılar için barınma, yemek ve sağlık hakları, çıkarılan bazı genelge ve yönergeler ile kısmi olarak düzeltilirken, Êzîdîlere bu düzeyde bir duyarlılık dahi gösterilmemiştir” dedi.Türkiye’yi gelen Êzîdîlere karşı kayıtsız kalmakla suçlayan Sarıyıldız, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı AFAD’dan sorumlu Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’a şu soruları yöneltti:
*   Türkiye, taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi uyarınca geri göndermeme ilkesine uymakla yükümlüdür. Êzîdî mültecilerin Habur Sınır kapısında pasaportu olmadığı gerekçesi ile geri çevrilmeleri Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na da aykırıdır. Suriyeli mülteciler konusunda son derece açık bir sınır politikası uygulayan Türkiye neden Êzîdî mültecilere karşı aynı tavrı sergilememektedir?
*  Suriye’den gelen Arap sığınmacılar için çadır kentler ve konteynırlar kuran Türkiye, neden aynı yaklaşımı Êzîdîlere karşı göstermemiştir?
*  AFAD’ın depolarında kaç adet çadır ve prefabrik yapı bulunmaktadır? Bunlar neden Türkiye’ye göç eden Êzîdî Kürt halkı için kullanılmamaktadır?
*  Türkiye’ye Habur Sınır Kapısı üzerinden ve kaçak yollar ile giriş yapan Êzîdîlerin kayıtları tutulmakta mıdır? Halihazırda Türkiye’ye sığınan Êzîdîlerin sayısı nedir?
*  AFAD’ın Êzîdîleri kayıt altına aldığı doğru mudur? Doğru ise bu hangi genelgeye dayanılarak yapılmaktadır?
* Şengal’den gelen Êzidîler için sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlayacak bir genelge hazırlığı var mıdır?
*  AFAD’ın Êzidîler için yaptığı kayıt sisteminde doğum yeri ibaresine “diğer” ya da “Suriye” yazıldığı yönündeki iddia doğru mudur? Söz konusu iddia doğruysa kayıt sistemine neden Êzîdîlerin geldiği ülke kısmına “Irak” değil de “Suriye” ve “diğer” şeklinde yazılmaktadır?
* AFAD’ın Êzîdîler için yaptığı kayıt sisteminde din ibaresinde sadece “Hıristiyan”, “Yahudi”, “İslam” ve “diğer” tercihlerinin olduğu, bu nedenle Êzîdîlerin din hanesine “Êzîdî” yerine “Diğer” şeklinde kayıtlara geçirildiği yönündeki iddia doğru mudur? Söz konusu iddia doğru ise neden din hanesine “Êzîdî” yazılmamaktadır?

* Mültecilere ilişkin coğrafi sınırlamanın kaldırılması, sığınmacı ve mülteci tanımlarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi için herhangi bir çalışmanız bulunmakta mıdır?

DİHA/ANKARA