
Kayyumların Türkleştirme- Müslümanlaştırma politikasının temel hedeflerinden olan AFAD kamplarında kalan Êzîdîler, kendilerinden sorumlu siyaset açısında ise gündem dışı sayılıyor.
Şengal’in KDP’nin kaçışı üzerine DAİŞ’in soykırım saldırıları ardından Kuzey Kürdistan’a gelen ve DBP belediyeleri tarafından açılan kamplara yerleştirilen Êzîdîler, burada ciddi sorunlarla karşılaşmadan Şengal’e dönecekleri günü bekliyordu. Kayyumların Kürdistan’da halkın iradesine el koyarak belediyeleri işgal etmesi ardından, ilk icraatlarından biri Êzîdîlerin kaldığı kampları kapatmak oldu. Adeta trajedi düzeyinde ortaya çıkan bu sorun, Kürt medyası tarafından gündeme getirilse de, siyasetin gündeminde yeterli yeri alamadı.
DBP belediyelerinin açtığı kamplarda, inanç ve tarihsel değerlerini özgürce yaşayan, çeşitli insan hakları kuruluşları, kadın dernekleri ve aktivistlerin yardım sunduğu Êzîdî halkı, kayyumlar tarafından kampları yıkılarak, Türkçü-İslamcı ideoloji ile yönetilen, faşist-ırkçı görevlilerin uygulamaları altında bulunan AFAD kamplarına gönderildi. Êzîdîler, DAİŞ çetesi tarafından uğradığı sürgünün ardından bu defa da Türk devleti tarafından ikinci sürgüne maruz kaldı. Êzîdî halkı, AFAD kamplarında özellikle Suriye’de savaştırılmak için devşirilen Araplar ve Suriye’de katliam yapan çetelerin yakınlarının bulunduğu ortamlarda tutuluyor. AFAD kamplarında kalan binlerce Êzîdî, ırkçı, cinsiyetçi uygulamaya tabi tutuluyor. Êzîdîler, AFAD kamplarında ırkçı uygulama ve kadınlara yönelik tacizin yanı sıra Türkleştirme ve İslamlaştırma politikası ile de yüz yüze. Êzîdîleri Türk ve Müslüman yapmaya çalışan kayyum ve bağlı AFAD yetkilileri, keyfi olarak Êzîdîleri kamplardan atarak sokaklarda yaşamaya mahkum ediyor.
Kürt kurumları kayyum işgali ile birlikte bir çok temel sorunu gündemine alarak bu konuda çalışmalar yaparken, Êzîdîlerin durumunu gündeme alamadı ve kişisel bazı çabalar dışında herhangi bir çalışma yapamadı. Kayyumların Êzîdîleri AFAD kamplarına sürgün ettiği dönemde bazı köy projeleri üzerinde durulurken, bu projeler tümden hayata geçirilemedi. Binlerce Êzîdî AFAD kamplarında her türlü baskı ve saldırı altında özünden kopartılmaya çalışılıyor. Kürt siyasetinin herhangi bir alternatif geliştirememesi Êzîdîlerin devletin insafına bırakılmasına neden oluyor. Mardin ve Midyat’taki AFAD kampında kalan Êzîdîlerin bir kısmının kamptan atılması üzerine yaşanan süreç Êzîdîlerden sorumlu olan siyasi kurumların bu konudaki açmazını bir kez daha ortaya koydu. Sokakta kalan Êzîdîler için herhangi bir çalışma yapılamazken, Kürt siyasi kurum temsilcilerinin tek alternatifi AFAD yetkililerinin Êzîdîleri yeniden kampa alması oldu. Êzîdîlerin AFAD kamplarında maruz kaldığı ırkçılık, taciz ve asimilasyon politikalarına dikkat çekmek dışında çözüm üretememek Kürt siyasi kurumlarının bu konudaki açmazı olarak orta yerde duruyor.
Türk devleti ve kayyumların kontrolünde olan AFAD kamplarında çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu binlerce Êzîdî yaşıyor. Çözüm alternatifi bulunamazsa, Êzîdî halkının AFAD kamplarında yaşadığı durum, önümüzdeki süreçte ciddi bir sorun olarak Kürt siyasi hareketinin önüne gelecektir. Şimdilik ötelenen bir gündem olan bu sorunun Êzîdîlerin Şengal’e dönüşü ya da tarihsel ve inanç yapısına uygun alternatif köylerde ikame ettirilmeleri dışında çözümü mümkün görünmüyor.