- Dakar'a özgü, hava geçirgenliği olan ve serin tutan kerpiç tuğlalarla inşa edilen binanın üst katında boşluklar bırakılmış. Böylece rüzgar yapı boyunca dolaşabiliyor; Afrika'nın bu sıcak bölgesinde, yakıcı ve nemli günlerde güçlü bir sirkülasyonla doğal serinlik yaratıyor.
Karin Bensch* - Çeviri: Yeni Özgür Politika
Mimar Francis Kéré, Dakar’da yerel malzemeler ve doğal havalandırma sayesinde serinlik sağlayan sürdürülebilir mimarinin nasıl mümkün olduğunu gösteriyor. Geleneksel yapı teknikleri, aşırı sıcaklarla mücadelede yol gösterici kabul ediliyor.
Bu bina sıcağa dayanabiliyor çünkü adeta kendi kendini serinletiyor. Goethe Enstitüsü’nün (Ç.N., Almanya'nın dünya çapında 90 ülkede faaliyet yürüten resmi kültür kurumu) Senegal’in başkenti Dakar’daki yeni binası kısa süre önce açıldı. Şehrin ortasında yer alan bu sürdürülebilir yapı, neredeyse hiç klima kullanmadan serin kalabiliyor. Kurumun yöneticisi Stefanie Peter’a göre bunun nedeni, kullanılan özel yapı malzemeleri. Bu binada özellikle kerpiç tuğlalar tercih edilmiş. Peter, “Kerpiç tuğla, hava geçirgenliğine sahip ve aynı zamanda serin tutma eğilimi olan yerel bir malzeme” diyor.
Boşluklar doğal klima işlevi görüyor
Serinleme Senegal’de hayati önem taşıyor. Batı Afrika ülkesi, Afrika kıtasının en sıcak bölgelerinden biri; yıllık ortalama sıcaklık 29 derecenin üzerinde.
Goethe-Enstitüsü binasının üst katında, pas kırmızısı kerpiç tuğlalar arasında bilerek boşluklar bırakılmış. Böylece rüzgar yapı boyunca dolaşabiliyor. Güneşin yakıcı olduğu ve nemin yüksek seyrettiği günlerde bu mimari tasarım güçlü bir hava sirkülasyonu sağlayarak doğal serinlik yaratıyor.
Bölgede üretilen tuğlalar ve duvarlarda bilinçli şekilde bırakılan boşluklar, bol miktarda havalandırma sağlıyor.
Çevre dostu malzemeler
Binayı tasarlayan kişi, Burkina Faso doğumlu ve Almanya’da yaşayan mimar Francis Kéré. Kéré, sürdürülebilir mimari yaklaşımıyla tanınıyor.
“Bir bina tasarlarken her zaman doğaya olan etkisini, yani karbon ayak izini de düşünüyorum. Bu yüzden mümkün olan en çevre dostu malzemeyi seçmeye çalışıyorum,” diye açıklıyor yaklaşımını.
Mimar, kıtanın diğer tarafında, Doğu Afrika’da da dikkat çekici bir yapı tasarladı. Bu yapı, Turkana’nın kuzeyinde, sıcak ve kurak bir bölgede bulunuyor.
Doğadan ilham alan tasarım
Kızıl-kum rengindeki yapı, bir termit yuvasını andırıyor, zaten tasarım fikri de bu. Binanın üzerinde, doğal hava akışı sağlayan birkaç kule bulunuyor. Sıcak hava yukarıdan dışarı çıkarken, serin hava pencerelerin altındaki yarıklardan içeri giriyor. Böylece bina kendini doğal yollarla serinletiyor.
Pencereler, bölgede yetişen doğal bir malzeme olan papirüsten yapılmış hasırlarla gölgelendirilmiş. Bu yapı bir bilgisayar okulu olarak kullanılıyor. Yaklaşık 12 yıldır burada gençlere bilgi teknolojileri alanında eğitim veriliyor, hem de çölün ortasında, sürdürülebilir bir binada.
Geleneksel yapı teknikleri geleceğin anahtarı olabilir
Winston Chow, Singapore Management University’de kentsel iklim profesörü. Araştırmaları, şehirlerin iklim kaynaklı risklerinin nasıl değiştiğine odaklanıyor. Chow yakın zamanda, Birleşmiş Milletler tarafından Nairobi’de düzenlenen geleceğin yeşil şehirleri konulu uluslararası konferansa katıldı.
Chow, “Geleneksel yapı tekniklerine dair bilgi çok değerli. Bu bilgiler, günümüz mimar ve şehir plancılarına iklim koşullarının yarattığı yükü nasıl azaltabileceklerini gösteriyor,” diyor.
Winston Chow’a göre sıcağa dayanıklı evler geleceğin yapı modeli olacak. İklim krizinin etkileri mimariyi dönüştürüyor. Afrika’nın bazı bölgelerinde biyoklimatik yapılar şimdiden serinleme için etkili çözümler sunuyor.
* Karin Bensch, ARD'nin dış politika muhabiri olarak Nairobi (Kenya) temsilciliğini yürüten gazetecidir.
Kaynak: Tagesschau