- Afrika haritası, 1885 yılında Berlin'de Avrupalı güçlerin kıtayı bir avuç bozuk para gibi kendi aralarında paylaştıkları sırada oluşturuldu. Dün köle kervanları vardı, ardından altın ve elmas taşıyan gemiler geldi, bugün ise petrol, lityum, kobalt ve koltan yüklü konteynerler var. Yöntemler değişiyor, yağma ise sürüyor.
- Yağma artık krediler ve sözleşmeler aracılığıyla gerçekleşiyor. Çin borç bırakan mega projeleri finanse ediyor. Batı, yardımın karşılığında reform talep ediyor. Rusya ise madenleri denetleyen paralı askerler konuşlandırıyor. Afrikalı hükümetler kaynakları yok pahasına devreden anlaşmalara imza atıyor.
- Bir zamanlar tüfeklerin olduğu yerde bugün borçlar var. Zincirlerin yerini sözleşmeler aldı. Genel valilerin yerini ise itaatkar devlet başkanları. Sonuç değişmedi: servet kıtadan çıkıyor, yoksulluk ise geride kalıyor. Dünya Afrika olmadan ayakta kalamaz.
Mauricio Herrera Kahn* - Çeviri: Yeni Özgür Politika
Afrika, dünyanın açık yarasıdır. Tarihin en çok yağmalanmış kıtası, 21. yüzyıla eski zincirlerini taşıyarak ve yeni prangalarla yüzleşerek giriyor. Dün köle kervanları vardı, ardından altın ve elmas taşıyan gemiler geldi, bugün ise petrol, lityum, kobalt ve koltan yüklü konteynerler var. Yöntemler değişiyor, yağma ise sürüyor.
Afrika'nın haritasını kendi halkları çizmedi. Bu harita, 1885 yılında Berlin'de Avrupalı güçlerin kıtayı bir avuç bozuk para gibi kendi aralarında paylaştıkları sırada oluşturuldu. O yaranın izi hâlâ silinmedi. Aradan 140 yıl geçmiş olmasına rağmen Afrika hâlâ bunun bedelini ödüyor: yapay sınırlar, bitmek bilmeyen savaşlar ve lanete dönüşmüş doğal zenginlikler.
21. yüzyıl küreselleşme ve özgürlük vaatleriyle başladı. Ancak ardından gelen, yeni bir yağma dalgası oldu. Çin yollar ve limanlar inşa ediyor; karşılığında Angola'nın petrolünü, Zambiya'nın bakırını ve Zimbabve'nin lityumunu alıyor. Rusya silah ve paralı asker gönderiyor; Sudan'ın altını ve Nijer'in uranyumu karşılığında koruma vaat ediyor. Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa ise madencilik şirketleri, askeri üsler ve "iş birliği" adı verilen anlaşmalar aracılığıyla varlığını sürdürüyor. Oyun küresel ölçekte oynanıyor, ancak Afrika halklarının bu oyunda söyleyecek çok az sözü var.
Kıta maden rezervi
Afrika, dünyanın maden rezervlerinin yaklaşık %30'una sahip. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, elektrikli araçlar ve bataryalar için vazgeçilmez olan dünya kobaltının %70'inden fazlasını üretiyor. Gine devasa boksit rezervlerine sahip. Güney Afrika altın ve platin ihraç ediyor. Angola petrol, Nijerya doğal gaz, Mozambik ise kömür çıkarıyor. Zimbabve'nin lityumu teknoloji şirketlerinin giderek daha fazla iştahını kabartıyor. Buna rağmen 400 milyondan fazla Afrikalı günde iki ABD dolarından daha az bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. İşte 21. yüzyılın acımasız çelişkisi budur.
Yağma artık tüfeklerle değil; krediler ve sözleşmeler aracılığıyla yapılıyor. Çin geride borç bırakan mega projeleri finanse ediyor. Batı, yardımın karşılığında reform talep ediyor. Rusya ise madenleri denetleyen paralı askerler konuşlandırıyor. Afrikalı hükümetler çoğu zaman yeraltı zenginliklerini yok pahasına devreden anlaşmalara imza atıyor. Yolsuzluk ve yerel elitler, kıtayı zincir altında tutan bu düzenin suç ortakları hâline geliyor.
Afrika Birliği buna karşılık vermeye çalışıyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) 2021 yılında yürürlüğe girdi. Amaç, 54 ülkeyi ve 1,3 milyar insanı ortak bir pazarda bir araya getirmekti. Bu tarihi ama kırılgan bir adım. Çünkü yoksulluk, dış baskılar ve iç bölünmeler bu girişimi etkisiz bırakma tehdidi oluşturuyor.
Afrika genç bir kıta. Nüfusunun %60'ı 25 yaşın altında. Milyonlarca genç eğitim, iş ve gelecek istiyor. Aynı gençler, insanca bir yaşam umuduyla Akdeniz üzerinden Avrupa'ya gitmeye çalışan tekneleri dolduruyor. Denizde kaybolan her beden, son damlasına kadar sömürülen bir kıtanın sessiz tanıklığıdır.
Sömürü duvarında açılan çatlaklar
Şiddet bütün acımasızlığıyla sürüyor. Sahel kuşağı artık bir savaş koridoruna dönüşmüş durumda: Mali, Burkina Faso ve Nijer. Somali terörün kıskacından kurtulamıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, koltan madenlerini kontrol eden milislerin insafına bırakılmış durumda. Sudan ise altın uğruna parçalanıyor. 21. yüzyıl Afrikası'nda güvenlik, en kârlı sektörlerden biri hâline gelmiş durumda. Ve silahlar, her zamanki gibi, dışarıdan geliyor.
Ama Afrika direniyor. Köy toplulukları topraklarını ormancılık ve madencilik şirketlerine karşı savunuyor. Kadınlar yerel üretim ağları kuruyor. Gençler yozlaşmış yönetimlere karşı dijital ve siyasal hareketler örgütlüyor. Etiyopya ve Güney Afrika gibi ülkeler kendi yollarını çizmeye çalışıyor. Bunlar kesin zaferler değil; ama sömürü duvarında açılan çatlaklar.
Sömürgecilik bayrağını değiştirdi; mantığını değil. Bir zamanlar tüfeklerin olduğu yerde bugün borçlar var. Zincirlerin yerini sözleşmeler aldı. Genel valilerin yerini ise itaatkar devlet başkanları. Sonuç değişmedi: servet kıtadan çıkıyor, yoksulluk ise geride kalıyor.
Dünya Afrika olmadan ayakta kalamaz
Onun kobaltı olmadan enerji dönüşümü gerçekleşemez. Lityumu olmadan elektrikli otomobiller üretilemez. Koltanı olmadan cep telefonları yapılamaz. Uranyumu olmadan nükleer enerji üretilemez. Afrika dünyayı ayakta tutuyor ama bunun karşılığında neredeyse hiçbir şey alamıyor. İşte asıl haykıran adaletsizlik budur.
Gelecek henüz yazılmış değil. Önümüzde ya yeni bir yağma döngüsü ya da gerçek egemenliğin uyanışı var. Afrika'nın çıkış yolu; bir blok olarak hareket etmek, kendi doğal kaynakları üzerinde denetim kurmak ve bağımlılık zincirini kırmaktır. Yağmanın yerini iş birliği alsın. Sözleşmelerden önce insan onuru gelsin.
Afrika yağmalanan bir hammadde deposu olarak kalmaya devam ederse, 21. yüzyıl adil bir yüzyıl olmayacaktır. Dünyanın en genç kıtası yeni bir kölelik düzenine mahkum değildir.
Kendi kaderini yazmaya muktedirdir.
* Mauricio Herrera Kahn; maden mühendisliği ve proje geliştirme sektöründe 45 yılı aşkın deneyime sahip, Ekvadorlu bir makine mühendisidir. Aynı zamanda uluslararası platformlarda sosyal, politik ve ekonomik analizler kaleme alan bir yazardır.
Kaynak: Pressenza - International Press Agency