Traktör memlekete yeni gelmiş. Ağa zengin traktör alıvermiş. Forsu o biçim ki değme gitsin! Marabaya "Şehre gidelim" demiş. Traktöre kurulmuş! Tıngır mıngır gidiyorlar. Bu arada ağanın aklına bir hinlik gelmiş, marabaya "Yoksulun, çulsuzun birisin. Çalış çalış dikiş tutmuyor. Zengin olmak istemez misin?"  Fukara marabanın içini ılık bir sevinç sarmış, "İstemem mi ağam?" Ağa traktörü durdurmuş, yolun kenarındaki inek herzesini göstermiş. "Şu herzeden bir parmak ye! Traktörü sana veririm." Maraba, düşünmüş! "Bir parmak herze! Zor ama işin ucunda zengin olmak var!" İnmiş traktörden, bir parmak herzeyi yemiş! Ağa, "Al traktör senin olsun!" Maraba geçmiş direksiyona. Şehirde alışveriş yapmış, dönüş yoluna girmişler. Direksiyondaki maraba "Ağam, traktörünü tekrar almak ister misin?" Ağa, "İstemem miiiii?" Maraba, "Herzeden bir parmak ye! Traktör senin olsun!" Ağa inmiş, utana sıkıla bir parmak herzeyi yemiş! Ağa direksiyonda, maraba yanında! "Ağam, bu traktör senindi değil mi?" Ağa "Evet." Maraba "Ama benim oldu! Sonra tekrar senin oldu! Peki biz bu herzeyi niye yedik!"

Yıl 2002 AKP kuruldu. Kurulur kurulmaz iktidar oldu. Hem de tek başına! Hem de her seçimde oyunu artırarak! İktidarı almışlardı almasına da mühür "Derin devletteydi!" Kendileri sığ, şeffaf, berrak ya! Mührü alıp "Dehre Süleyman olmak için" ne gerekiyorsa yaptılar. Kozmik odalara girmeler! Dolmabahçelerde "İyi çocuklarla" dolma yemeler! Darbecileri yargılama söylentileri, "Yeni anayasa!" Dahası "Açılımlar, ileri demokrasiler!" Bu arada Süleyman durur mu? "Tiz AKP kapatıla!" Darbe söylentilerinden darbedar olduk! AKP içte "Yenilik peşinde", dışta Düvel-i muazzama olmak için fizana sefer etme tahayyülleri!..
Araplara bahar, Kütlere tufan, Alevilere kış, Gezicilere gaz!.. "Vesayet kırılacak, ileri demokrasi gelecek!" Basından tutunuz, bürokrasiye, MİT’ten tutunuz, polise, ekonomiden, başörtüsüne, eğitimde, "Seçmeli" derslere… Kadar el atılmadık köşe bucak kalmadı! Asıl dudak uçuklatan vaka "Şanlı orduya kurulan kumpas"tı! Bütün bunlara Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın barış çağrısı da eklenince, AKP için "İş tam kıvamına geldi!" Geldi de Kürt sorunu ateşten gömlek değil, ateş kuyusu! Bir de Gezi’de "Birkaç ağaç"tan çıkan hareket Türkiye’yi sarınca, iki P’nin efendilerinden, Pensilvanya ve Pentagon’dan destek bulamayan Başbakan "Evde tuttuğu yüzde 50’ye" sarıldı! İki P’nin efendileri "Yeter! Senin miadın doldu!" dedi "Dershane krizi" yaratıp, "Cemaat" hazretlerini AKP’nin üstüne saldı! "Cemaat" dünden razı bu mukaddes koalisyona! Tam da yerel seçimler öncesinde "CHP Davet edilip" AKP’ye "Bak seçeneksiz değiliz" dendi. Yolsuzluğu yol bilenler yolsuzlara "Yolsuzluk operasyonu" yapıtı. Saçının teline kadar kire, pisliğe batmış olan taraflar birbirlerini yolsuzluk ve çetelikle suçlamaya başladı. Muhalefet hemen pozisyon aldı "Ben temizim! Beni iktidar yapın!" Bu filmin en trajikomik sahnesi "Beddua" vizyondayken her devrin konuk sanatçısı Diyanet İşleri Başkanının sahneye çıkıp "Yolsuzluk abdesti alın" demesidir  
Çatışmanın iki temel nedeni vardır. Birincisi, Osmanlı’nın son döneminde tebarüz eden "Tekçi" paranoyanın sonuna gelmiş olmanın dayanılmaz çaresizliği; ikincisi, "Traktöre sahip olmak!" Traktör derinden, paralele, perişandan, rezile devlet ve para kaynaklarıdır. Traktöre sahip olmak için yemeyecekleri herze yoktur! Ayakkabı kutusundaki para devede tüydür. Mesele devenin amudu ve kendisidir! Yüz yıldır iktidar olanlar kendine benzeyen bir türedi burjuvazi yarattı ve ondan nemalanarak saltanat sürdü. Türkiye burjuvazisi teneke burjuvazidir. Hiçbir devlet tanımına uymayan yüce devletin bostanında yetişen burjuvazi, bu durumda sussa bir dert, konuşsa bir dert! Ama usul olduğu üzere açıklama yapmaları gerek.
Çıktılar hür basının karşısına "Hık, mık, gak, guk…!" Patenti "Küffardan" mamul makinelere teneke kaporta yapan "Büyük burjuvazi" meğer "Üretim araçlarının sahibi, hakim sınıf" değilmiş! Dön dolaş "Ergenekon ve Balyoz tutuklularının" bırakılmasına geldik. "Hükümete darbe yapmaktan" yargılananlara, "Bunca faili meçhul cinayet, köy yakmalar, Madımak, Gazi ve nice katliamı kim yaptı?" diye sorulmadı. Çünkü yargılama talimatı verenler Roboskî ve Gezi katliamının bir numaralı sanığıydı! Eee madem ortada sanık ve suçlu yok! Bunca herzeyi niye yediler? Niye olacak? Traktör için!
Türkiye’de her şeyin kendisi olma sancısı yaşanıyor. Kişiliksiz devletin yarattığı toplum, tarihi, inançsal, kültürel etnik değerleriyle buluşmaya, kişiliğini bulmaya çalışıyor. Sorun "Ergenekon, Balyoz…" değil. Çatışmanın tarafları devletin paralel, derin, sığ, geniş, dar… Hallerini gördüler, yaşadılar! Yaşanmayan bir tek eşit yurttaşlık, toplumsal barış, Laik, Demokratik Türkiye’dir. Sancı ve kaos bunu yaratacak demokrasi güçlerinin siyaseti doğru kurgulaması ve uygulamasıdır.