Bu olmayınca değişimde olmaz. Her adım her kalkışma savrulur; çelişkilerle, gelgitlerle dolu olur. Bundan da değişim karşıtları yararlanır. Suç odakları gevşeyip rahatlar, tedirginlik duymaz olur. Büyük acı ve kayıplara yol açmış hakikatleri açığa vurma ihtiyacı kaybolur. Dahası günahlarını alaycı ifadelerle tanrı katına çıkarıp dokunulmaz kılar. “Vatan-Millet-Bayrak için” deyip sıyrılıverir.
Örnekleri çok…
Biri de Mehmet Ağar… Ağar dedik de öyle az-buz değil; Eski Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı. Karanlık yakın tarihin şifresi; “Karakutu”su… Hatta hafızası… Aydınlanmamış olaylar zincirinin “bilirkişisi…”
Ölüm yağdırıp “yerinde infaz” yapan “ölüm timleri”, yüzü maskeliler uzun zaman onunla anıldı. Ev baskınları, infazlar, kaçırmalar da…
Eski Özel Harekatçı Çarkın da onu işaret etti. Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Eymür de… Sonra yüzlerce tanık, mağdur…
* * *
İşaret etti de ne oldu?
Karşısında kararlı ve iradeli duran bir iktidar; sorgulayan bir toplumsal muhalefet görmeyince o da diğerleri gibi kendince takıldı! Kedinin ip yumağıyla oynadığı gibi kelimelerle oynadı:
“Hizmet kusurumuz oldu, suçumuz olmadı. Resmi makamlarla her türlü bilgiyi paylaşıyorum. Ben de çok konuşmak istiyorum, içim dolu ama bu süreç buna mani teşkil ediyor.” Deyip işin içinden çıktı!
“Hizmet kusuru” dediği de, öyle eften-püften şeyler, küçük disiplinsizlikler filan değil. Yüzlerce faili meçhul, yargısız infaz, işkence ve ölüm… Korku, kan ve gözyaşı…
Eski Şefe göre tüm bunlar belki bir “kusur”. Ancak “suç” değil! Değil çünkü her şey merkezi devlet içinde; her adım, her eylem “mevzuata uygun…” yürütülmüş…
Sayısız karar, kararname ve genelge var!
Konuşsa: Pandora’nın kutusu açılacak! Derin devletin ne ve kimlerden oluştuğu anlaşılacak! Son 30 yıldır tüm acımasızlığıyla yürütülen Kürt kırımı açığa çıkacak!
Binlerce faili meçhul, cinayet, işkence, katliam aydınlanacak!
Böyle olunca da devlet “zaafa uğratılmış” olacak! Yürürlükteki Kürt kırımı “yara alacak!”
* * *
Mantık bu…
“Konuşmak istiyorum ama süreç mani teşkil ediyor” ifadesinin altında sadece hakikatleri perdeleme isteği yok, ideolojik olarak ırkçı milliyetçi bir geri plan da var.
Kendi de diyor ya: “Ben suç ve suçlu ile mücadeleye şartlanmış bir yapı içerisinde yetiştim…” Öyle ya, Kürt siyasal soykırımının gündemde olduğu ve hayli yol alındığı düşünüldüğü bir süreçte “konuşmak” da neyin nesi! Tam da 90’lı yılları anımsatan (hatta aratan) görüntülerin hayli arttığı böyle bir zamanda! Üstüne üstlük ortada geçmişle yüzleşme kararlılığı ve iradesini gösteren bir hükümet yokken!
Ağar haklı(!)
Biri kulağını çekmiş ya da kulağına fısıldamış olmalı: “Süreç buna mani…”
* * *
Ama nereye kadar?
O da bir biçimde patlayacak…
Süreç, gelişmeler onu da kusacak…
delil-karakocan@hotmail.com