Geçen hafta ki ‘Hafif yazı’ya, bu hafta devam ediyorum. 9.4 milyar Dolara google’a müşteri olan, bürosunda gece gündüz çok çalışarak, pardon ‘disiplinli ve sonuç odaklı’ çok çalışarak, bu parayı kazanan yoldaş Li Yanhong’un öyküsüydü. Bu hafta ki yazı bunun ‘ağır’ yanı...
Zizek değindiği gibi sermayenin esas etkisi onun iktisadi açıdan yorumlanışında yani artık değer ve sömürü ile oluşumu ve bu sömürünün devamı ile değil, esas gücü, bütün dünyanın, sermaye perspektifi ile düşünmesi. Cebimizde bırakın 9.4 milyar Doları belki 10 Dolar bile yokken, olabilme düşüncesinin bizi tutsak alması bu koca kapitalist medeniyeti ayakta tutan. Hepimiz ama hepimiz bizim hiç bir zaman bu paraya sahip olamayacağımızı biliyoruz ama herkes ya olursa hayali altında şöyle içinden boğazına doğru yayılan bir gevşeme yaşıyor.
l Venezüella’da altın madenlerinde dolaşıyordum. Birçok aile kendi evinin bahçesinde altın arıyordu. Sabah kalkıp, her gün biraz daha derinleşen kuyunun içine, karısı tarafından, tahta bir çarmıkla indiriliyordu. Bütün gün kazma sallıyor, kazabildiği toprak yukarı çekiliyordu. Kuyu 50 metre ile 100 metre arasında oluyordu. Aşağı inerken ya da yukarı çıkarken ip koptuğunda, kuyu duvarlarına ayakları ve kollarıyla tutunması gerekiyordu. Tutunamasa düşüyordu. Tutunabilirse karısının onu duymasını bekliyordu. Kadında aynı durumdaydı. Çünkü O da kuyuya iniyordu. Ben inerken nasılsa tutunamam diye düşmeyi hiç aklıma getirmiyordum. Düşene kadar hiç sorun olmuyordu. Her gün en fazla zar zor ekmek parasını çıkartacak kadar altın bulabiliyorlardı. Chavez Hükümeti onlara kooperatif öneriyordu. Yani sürekli, yeterli kazanç, güvence ve doğru dürüst çalışma koşulları. Kabul etmiyorlardı. Çünkü kafalarında her gün kuyunun dibinde 100 bin Dolarlık bir altın bulma düşüncesi ile uyuyor ve uyanıyorlardı. Bu olasılıkları yüksekti. On binde bir kadardı. 9.4 milyar Dolar kazanma düşüncesinden yüksek olduğu kesindi.-
Sermayenin dayanılmaz hafifliği, herkes tarafından ele geçirilebilir hissi uyandırması, ki işin ilginç tarafı bu hiç bir zaman ele geçirilemeyeceği duygusundan doğuyor.
Sermayenin bu sarhoş edici etkisi sadece hayal dünyası ile kalsa yine de anlaşılabilirdi. Sistemin, iktidarın asli yapıcı unsuru, ‘hafif yazı’ da içine düştüğümüz sarhoşluğumuz. Birbirleriyle ensest ilişki tohumu, iktidar ve sermaye, yaşamlarımızdan çalınanlarla, ölümlerimizin üstüne inşa edilirken, celladımızın yerine geçebilme hayali ile ayakta duruyor.
Sermayenin son parlak zaferi Bay Li Yanhong’un memleketi ‘komünist’ Çin’e ilişkin birçok ilginç şey daha biliyordum zaten. Birini Venezüella’da, bir bakan arkadaş anlatmıştı. Çin, bir yatırım için Venezüella’ya gelmişti. Toplantıya katılanlar Çin’li iş adamları, Komünist parti merkez komite üyeleri ve her ikisi olanlardandı. Çok büyük bir elektronik fabrikası kurulacaktı. Sermaye yarı yarıya olacak diye başlarken, Çinliler araya girip, önemli değil, önemli değil, tamamını da biz yatırabiliriz ancak bir şartımız var sendika olmayacak demişlerdi. Bize bunu anlatan Chavez hükümetinin bakanı bunu söyleyenin Çin’li iş adamımı, Çin Komünist parti merkez komite üyesi mi yoksa her ikisi de mi olduğunu söylemedi. Sermaye olduğu kesindi. Chavez’in bakanları buna karşı çıkınca, başka maddelere geçmişlerdi. Bir gün sonra yine toplandıklarında Çinli heyet aynı taleple başlamıştı, sendika olmayacak...
Bay Liyanhong, 9.4 milyar Dolar, Çin, etrafımızı kuşatmış, iliklerimize işlemiş sermaye hissiyatı. Bunun müptelası, kurbanı, mazlumu bizim cüretli, radikal düşüncelerimiz, özgürlük için yeterli olmayan, ancak mutlaka gerekli olandır. Ancak radikal özgürlük düşüncesi, bu çemberi kırabilir. Her makul düşünce çemberimizde gül oya...
Ağır yazı