
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, dün partisinin grup toplantısında konuştu. "AKP teslim alma, irade kırma, korkutma, sindirme ve böylece kendisini sonraki seçimlere hazırlama süreci içinde" diyen Kışanak, buna karşı mücadele kararlılığı içinde olduklarını söyledi ve ekledi: "Ya bu zihniyet değişecek ya bu zihniyet yenilecek."
İrade mi dedin!
"BDP'nin iradesi yok" diyen Başbakan Erdoğan'a yanıt veren Kışanak, şunları söyledi: "5 yıldır buradayız açık ve net irademiz, projemiz ortada. Neyin iradesizliği diyorsunuz. Biz halkımız, Türkiye demokrasi güçleri ile birlikte konuşuyoruz. Toplantılar, çalıştaylar yapıyoruz. Çözüm önerisi sunuyoruz. Bizim irademiz ortadadır. Kürt halkının varlığına anayasal güvence istiyoruz. Anadilimizi sınırsınız kullanmak istiyoruz. Bunun kime ne zararı var. Kürtler anadilinde eğitim yaptığında Türklerden bir şey mi eksilir. Öz yönetim hakkımızı istiyoruz. Vazgeçilmez talebimizdir. Bir halk varsa kültürü varsa kendisini öz yönetim odaklarına kavuşturma hakkı vardır. Çağımızda demokrasinin en temel kriteridir. Yerel yönetimlere özerklik vermeyen yönetimler demokratik kabul edilmiyor. Hem bunları yok say, hem de 'iradeniz yok' diye demagoji yap. Bu iktidarın iradesi yoktur. Bizim irademiz net, kararlılığımız ortadadır. Projemiz Demokratik Özerkliği ortaya koymuşuzdur. Daha neyin iradesinden bahsediyorsunuz."
Eşit yurttaşlık istiyoruz
Demokratik Toplum Kongresi'nin hafta sonu yaptığı toplantıya değinen Kışanak, "O toplantıdan sonra yapılan açıklamada açıkça anayasal çözüm önerileri bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuldu. Birlikte yaşamak istiyoruz ama eşit yurttaşlık hukuku içinde. Dilimizi kimliğimizi korumak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak istiyoruz. Coğrafyamız, dilimiz, kültürümüz kendi adıyla anılsın istiyoruz. Bu bir çözüm iradesidir. Bunun dikkate alınması gerekir. Bunun yok edilmesi çözüm olanaklarının ortadan kaldırmak anlamına gelir" diye konuştu.
Sen teslimiyet istiyorsun
Erdoğan'ın "Terörle mücadele, siyasetle müzakere edeceğiz" sözüne atıfta bulunan Kışanak, Başbakan'a şöyle seslendi: "Kürt sorunu hak, özgürlük, kimlik ve demokrasi sorunudur. Bunların hepsini bir kenara bırakıp Kürt sorunu ile ilgili kim çözüm üretiyorsa onu 'terörist' ilan edersen bu sözün samimiyeti kalmaz. Hepimiz 'teröristsek', kiminle müzakere edeceksin. Milletvekilleri cezaevinde, bizim hakkımızda 2 bin 500 yıl hapse varan fezlekeler Meclis'te bekliyor. Konuştuğumuz için, farklı çözüm önerileri önerdiğimiz için bu davalar açılıyor. Siyaset budur işte, başka nasıl yapılacak? AKP'ye biat ederek mi? Onun projelerine destek vererek mi? Bu siyaset değil teslimiyettir biz de teslim olmayacağız."
Cahilliğin daniskası!
Halka yalan söylemenin en büyük siyasi ahlaksızlık olduğunu kaydeden Kışanak, yalanla bir şeyin çözülemeyeceğini, Kürt sorunu gibi tarihsel kökenleri olan büyük sosyolojik bir sorunu "Terör" olarak nitelendirmenin ise cahilliğin daniskası olduğunu vurguladı. Kışanak, "Bu sorunu 'terör sorunu olarak görüp şiddetle çözeceğim' diyorsan cahillik işte budur. Bu nedenle bir lafı söylerken neye denk geleceğine bakmak lazım. Ortadaki cahillik halkın taleplerini görmemektir. Polisle, tankla sonunu bitireceğini zannetmek cahilliktir" şeklinde konuştu.
Kışanak, kendi siyasetlerinin halkı koyun olarak görmediğini AKP siyasetinin böyle gördüğünü belirterek, "Biz halkımızla birlikte yürümenin mücadelesinin veriyoruz. Siz siyaseti sürü siyaseti olarak anlayabilirsiniz. Zaten biz bu anlayış ile mücadele ediyoruz. Derdiniz 'toplum bir sürü olsun'dur. Sizin siyaset anlayışınız bu. Halkın vergilerini çalan, yolsuzluk yapan, ihalede peşkeş çeken sizsiniz. Biz halkımız ile birlikte demokrasiye inanlarla bu insanlık mücadelesini en güçlü şekilde yürüteceğiz" diye konuştu.
Heron görüntülerini yayınlayın
Kışanak, Roboskî Katliamı'nın üzerinden 1 ay geçtiğini anımsatarak, "Halen bu ülkeyi yöneten iktidar halka hesap vermiş değil. Başbakan biz gerçekleri söyledik diye günlerce bize hakaret etti. Şimdi bizim söylediklerimizi herkes söylüyor. Hatta AKP'ye yakın medyada da yazılıyor. Görüntülere bakıyorlar bunların sivil olduğunun görüntülendiğini söylüyorlar. Bu gerçeği önce gizlemeye çalıştılar. Bağırdılar, bizi suçladılar. Halen kim size ne istihbarat verdi açıklamıyorlar. Hangi raporlar doğrultusunda bu insanlar katledildi. AKP milletvekili Heron görüntülerini izliyor ama Türkiye kamuoyu bunu bilmiyor. Yeni senaryolar peşinde koşmayın, gerçeği söyleyin. Bir ülkede yönetim kendi halkını bombalamışsa meşruiyetini yitirir. Bu kan yerde kalmayacak. Bunun hesabı sorulacak. Kim bu katliamı yapmışsa hesap verecek ve halktan özür dileyecek. Çarpıtarak bundan kurtulamazsınız. Gizlilik kararı derhal kalkmalı. Ne bilgi varsa açıklansın. Bu görüntüler derhal TRT'den yayınlansın. Halk gerçeği görmelidir. Kimin küreğini çekiyorlar açıklasınlar" dedi.
Neden kimse görevden alınmadı?
Kışanak, Roboskî Katliamı'nda sorumluluğu bulunanların görevden alınmamasını eleştirerek, şunları söyledi: "3 paşayı güdemiyorsun halkı kandırarak güdeceğini zannediyorsun. Orada yapılan telefon görüşmelerini tapeleri çıksın. Hangi merkezlere görüntü aktarımı yapılmış. Vurulması talimatını kimler vermiş bunlar açığa çıkmadığını sürece katliamın vebali Başbakan'ın boynundadır. Kendi suçsuzluğuna inanıyorsa kimlerse bu kararı verenler açıklasınlar. Bu mekanizmalar içinde yer alanların hepsi görevden alınsın. Bu katliamı yapanlar halen görevi başında ise delilleri yok etmek için uğraşmadığını kim söyleyebilir. Roboskî Katliamı bir insanlık suçudur. Bunun hesabını sormak insanlığın boynunun borcudur."
Öcalan'ın rolü
Kışanak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecride de tepki göstererek, şunları söyledi: "Diyalog ve müzakerede İmralı kritik bir rol oynamaktadır. Sayın Öcalan'ın diyalog ve müzakereyi sağlıklı şekilde yürütebilmesi, doğru sonuç doğurması ve oradan bir başarının ortaya çıkması için rolünü oynayabileceği koşullara sahip olması gerekiyor. Bu olmadan yürütülen görüşmelerin sonuç vermediğini gördük. Devlet hem heyet gönderdi hem de onu cezaevinde tutarsa buradan çözüm çıkmaz. Devletin geçmişte yaptığı görüşmelerin doğru olduğunu ama eksik olduğunu söylüyoruz. Bundan sonra eksikler tamamlanarak geri dönülmeli doğru yola. Öcalan'ın rolünü oynayacağı koşullar yaratılmalıdır. Dünyadaki benzer sorunlar diyalog ve müzakere ile çözüldü. Türkiye'nin bu yolu denemekten başka seçeneği yoktur. Bir halk ile düşmanlık hukuku üzerinden mücadele etmeye çalışırsanız yenilirsiniz. İki yol var. Ya yenme-yenilme siyaseti ya da konuşarak diyalog siyasetidir. Türkiye hep birincisini kabul etti, talepleri bastırmaya çalıştı. Bu yoldan derhal vazgeçilmesi İmralı'daki tecridin ortandan kaldırılması gerekiyor."