"Toplantıya Kürt Ulusal Meclisi’nin katılması bu açıdan çok önemli. Kürt Ulusal Meclisi, PKK’nın Suriye’deki partisi PYD ve bazı diğer Kürt partiler dışındaki bütün Kürt muhalefetini temsil ediyor. Barzani’nin katkılarıyla birlik sağlayan Kürt muhalefeti geçen ay her cuma sokağa çıkma kararı almıştı. Bu yüzden son dönemde isyanın ilk aylarında sessiz olan Kürt bölgelerinden çatışma haberleri geliyor. Türk yetkililer Suriye’de BAAS-PKK işbirliği konusunda emin. Son olarak Erdoğan Suriye’ye kaydırılan PJAK’lılardan bahsetmişti. El Cezire’ye sızan bir BAAS planı da Esed’in Kürt bölgelerindeki ayaklanmalarda PKK ile koordinasyon içinde isyancıları bastırmayı planladığını ortaya koymuştu." Yıldıray Oğur, 27 Mart 2012 Salı, Taraf, Yeni Suriye İstanbul’da kuruluyor

Bu görüşler önemli diye alıntı yapmadım. Bu fantastik AK aydının bu paragraftaki gibi yüzlerce fikri, binlerce hayali, özlemini duyduğu onlarca senaryosu var. Libya'ya uluslararası müdahaleyi protesto etmek için Beyrut'ta yapılan bir gösteride, Güney Kürdistan bayrağı ve Öcalan'ın posteri ile Esat ve Nasrallah'ın posterlerinin bulunmasını Yasemin Çongar, Ceren Kenar, Hilal Kaplan ile ortak bir Türk savaş orkestrası oluşturarak PYD-BAAS ilişkisinin kanıtı diye sunmuşlardı. Bunu birkaç yıl dillendirmişlerdi. Bu seytanlaştırma fikrinin sahipleri bu politik acuzeler değildi elbette. Başını Davutoğlu'nun çektiği zamanın stratejik Türk aklıydı da bunlara tetikçi muamelesi çekilerek bu tip haberler, yorumlar servis ediliyordu. Kürt gruplarının Batı  Kürdistan'a dair farklı politik stratejilerinde bir tarafı tutmak suretiyle, güçlü tarafı (PYD ve diğerleri) ezerek Suriye ve Kürdistan'ı Türklerin yeni kan adası yapmak niyetindeydiler.

Nihayet bu ucuz ahmak yukarıdaki yazıyı yazdığı günden birkaç ay sonra (Kasım 2012) Ceylanpınar İlçe Jandarma Karakolu'ndan El Nusra-(İSİS, bu grubun içindeydi, zaten Nusra lideri Covlani de Bağdadî'den el alarak bu örgütü kurmuştu) bazı ÖSO grupları tekbirler eşliğinde Serêkaniyê'ye saldırıp Kürt kanı akıtıyor, ENKS (Suriye Kürt Ulusal Meclisi) üyelerinin Ala Rengin ile bölgede gösteri yapmasını bile bastırıyorlardı. Dün Kobanê'de olan şey 2012 ve 2013 yılının sonuna kadar Serêkaniyê'de oluyordu. Türk devletinin açık desteğiyle Rojava'da güçlü olan Kürt gruplarını ezip zayıf olanı denetime alma planlarını içeriden tuttukları kimi "iyi Kürtleri" kullanarak başarabileceklerini sanıyorlardı. O dönemin favori makbul Kürtleri ENKS partilerinden Azadi'nin liderlerinden Mustafa Cumo, El Parti liderlerinden Abdulhakim Başar'dı. Neredeyse hergün Türk basınına verdikleri demeçlerle "PYD, muhaliflere baskı yapıyor, BAAS ile işbirliği içinde" gibi ipe sapa gelmez iddialarla Türk tezlerini rezilce savunuyorlardı. El Nusra'nın, IŞİD'in bazı çapulcu ÖSO gruplarının Kürt kanı akıtmasına çanak tutuyorlardı. PKK'nin politik olarak dillendirdiği "Özerk Kürdistan, demokratik Suriye için ne BAAS ne de Türk uydusu İslamcı diktatörlük" tezini BAAS ile işbirliği diye sağa sola yutturma gayretleriyle epey bir efor harcadılar. Rudaw habercileri, bazı yorumcuları ve kimi Kürtler arasında başarılı oldular da... Orada burada oluşturdukları küfür cephesiyle televizyonlarında, köşelerinde, gazetlerinde sürekli PKK-PYD ilerici Kürt grupları cephesine en aşağılıkça hakaretleri yaptılar. Kimisi hala devam ediyor. Ne yazık ki Güney Kürdistan yönetimi ve basını da yıllarca bu küfür cephesine verilmesi gereken ne kadar malzeme varsa verdi. Bu alışkanlıklarını hala terk etmiş değiller de... 

Murat Karayılan'ın son konuşmasında bunlara sitem etmesinde bu 2011-2102 Türk devletiyle stratejik ilişki geliştirme moduna giren Güneyli siyasi grupların yaklaşımlarının etkisi var. Türk stratejik aklıyla onca büyük saldırılara rağmen bitirilmeyen PKK-PYD karşıtı propaganda cephesi... 

   Kürt grupları arasındaki sorunlar bir şekilde giderilir, bunun hali hazırda çok güçlü zemini var. Küslüklere şuna buna rağmen Kobanê ve Kerkük cephelerinde Pêşmerge-Gerilla ortaklığı mevcut. Üzüldüğüm nokta; Yıldıray Oğur ve benzeri tetikçilere hala yazı yazdırabilen düşüncesizlik... Bir arkadaş yazmıştı: "Yıldıray Oğur, Hilal Kaplan ve herhangi sömürgeci bir aydın sizin Kürdistan düşünüzü, Kürt milliyetçiliğinizi asla alkışlamaz, görüşlerinizi yaymaz. Sizin PKK karşıtlığınızı alkışlar, çünkü onların ahmakça, aptalca tezlerine siz birer basit aracısınız. Kendileri inandırıcı olamadıkları noktada bunu bir Kürt'e söyletirler." 

Salih Muslim'in Serêkaniyê saldırıları sırasında Türk basınına da yansıyan sözlerini bir kez daha alıntılamakta fayda var. Kobanê direnişi de bu stratejik kararlılığın tekrarıydı: "Bir yandan bizimle görüşmeler yapacaksın öte yandan da kendi köpeklerini, çakallarını ve tilkilerini üzerimize salacaksın. Kendine gel! Biz kendi savunmamızı özgür irademizle, halkımızla yapacağız ve zafere ulaşacağız." Salih Muslim, 15.09.2013