Avrupa’da 18. yüzyıla kadar alt ve orta sınıflardan ziyade iktidarların himayesindeki seçkin ‘alimlerin ve azizlerin’ tefekkür ve üretim mekanlarından biri olan kütüphanelerin kraliyet, kilise ve üniversite troykasının tekelinden çıkması halk kütüphanelerinin yaygın şekilde açılmasıyla mümkün olmuştur. 19. ve 20. yüzyıl bilginin halk kütüphaneleri vasıtasıyla geniş toplum kesimleriyle buluşmasının yüzyılıdır aynı zamanda. Kıta Avrupa’sında halk kütüphanelerinin tarihi biraz daha eskiye dayansa da katı bir sınıf sisteminin hükmettiği Britanya’da ücretsiz halk kütüphanelerinin geçmişi 160 yılı geçmez. Ülkede halk kütüphanelerinin açılmasını öngören Halk Kütüphaneleri Yasası binbir zorlukla 1850 yılında Parlamento’dan geçirilebilmişti. 1850’den 1900’e kadar olan elli yıllık zaman dilimi içerisinde açılan toplam halk kütüphanesi sayısı 295’ti. 2010 yılına gelindiğinde ise II. Dünya Savaşı sonrası uygulanan sosyal devlet politikaları sayesinde bu sayı 4612’yi bulmuştu.
Ancak Britanya’da özellikle son iki yıldır ekonomik krizden dolayı halk kütüphaneleri hızla kapatılıyor. Evet, müzecilik ve kitap toplayıcılığıyla ünlü Britanya, kamu açıklarını azaltmak için ‘avamın’ bilgi kaynaklarından tasarruf yoluna gidiyor bir anlamda.
Muhafazakar Parti-Liberal Demokrat Parti koalisyon hükümetinin kamu alanındaki sert kesinti politikalarından en fazla etkilenen alanlardan biri halk kütüphaneleri oldu. 2012 yılında ülkede kapanan halk kütüphanesi sayısı 201’e ulaşmış durumda. Buralarda çalışan binlerce emektar kütüphaneci işini kaybederken, ‘kütüphaneme dokunma’ kampanyaları yürüten bir avuç aktivistin sesi kamu borçları ve tasarruf vaveylaları arasında pek duyulmuyor. Krizden çıkmak için kütüphane kapatmak yerine daha fazla kütüphane açmak gerektiğine inanan kitap dostları, hükümetin bu alandaki kesinti politikaları bu şekilde devam ederse önümüzdeki yıllarda mahalle aralarında sıradan insanların kullandığı halk kütüphanesi kalmayacağını belirtiyorlar.
Açıklanan son rakamlar bu karamsarlığı pekiştirecek nitelikte. Britanya’da iki yıl önce toplam halk kütüphanesi sayısı 4612’ydi. Şu andaki sayı ise 4265’e inmiş durumda. Bu sayının daha da düşmesi bekleniyor. Büyük ve merkezi kütüphanelere henüz dokunulmadı ancak onların da hem bütçelerinde hem de çalışma saatlerinde önemli kesintiler yapıldı.
Örneğin ülkenin en yoksul şehirlerinden biri olan Newcastle’da 18 kütüphaneden 10’unun kapatılması planlanıyor. Kapatma planına karşı kampanya yürüten aktivistlerin içinde yer alan oyun yazarı Billy Elliot halk kütüphanelerinin kapatılmasını emeği ile geçinen alt sınıfların okumak ve sosyal, kültürel ve entellektüel anlamda yetişmek için kuşaktan kuşağa mücadele ederek elde ettiği hakların acımasızca tırpanlanması olarak değerlendiriyor.
Tabii lokal halk kütüphaneleri sadece kitap, dergi, CD vb. bilgi materyalleri edinilen merkezler değil. Sıradan insanlar için yaşadıkları semt ve bölgede sosyalleşme aracı işlevi de gören halk kütüphanalerinin kullanıcılarıyla ilgili yakın zamanda yapılan bir araştırma çok enteresan sonuçlar ortaya koyuyor. İş bulmak için CV hazırlamak isteyenlerden, arkadaş edinmek isteyen 5-10 yaş arası çocuklara, içine sürüklendikleri sosyal izolasyonu bir parça kırmak için sohbet gruplarına katılan yaşlılardan, ailesi hakkında araştırma yapan amatör dedektiflere toplumun her kesiminden insanın kullandığı lokal kütüphanelerin kapanması bilginin yeniden adım adım belli bir sosyal kesimin tekeline girmesi anlamına da geliyor.
Alt sınıfların teknolojiye ulaşabilirlik rakamları, günümüzde neredeyse her evde bilgisayar ve internet bağlantısı olduğunu öne sürerek kütüphanelerin işlevini kaybettiğini savunanları bütünüyle yanlışlar nitelikte. Britanya’da yaklaşık her üç evden birinde bilgisayar yok. Bu kesim toplumun en yoksul dilimini oluşturuyor ve halk kütüphanelerinden en çok bu ailelerin çocukları yararlanıyor.
İstatistiklere göre Britanya’daki halk kütüphanelerinde toplam 92 milyon kitap mevcut. Ülkede her 10 kişiden 6’sı kütüphane kartına sahip ve kütüphanelerden her yıl ödünç alınan kitap sayısı 310 milyondan fazla. Hükümetin kütüphanelere ayırdığı toplam bütçe ise 1 milyar Sterlin’i geçmiyor.
Hükümetin bütçelerinde yaptığı kesintilerden dolayı zor günler geçiren belediyeler merkezi ve yoğun işleyen kütüphanelere dokunulmadığını söyleseler de, mahalle aralarından söküp çıkarılan lokal kütüphaneleri kullananların evlerinden birkaç mil uzak merkezi kütüphaneleri pek kullanmayacakları biliniyor aslında. Yani daha çok üniversite öğrencilerinin, akademisyenlerin ve profesyonel araştırmacıların kullandığı merkez kütüphaneler modern ‘alimlerin ve azizlerin’ kalesi olma konumlarını koruyorlar bir anlamda.
Hem kesintilerden dolayı hem de son yıllarda baş döndürücü hızla gelişen e-kitap vb. iletişim teknolojileri karşısında zor günler geçiren halk kütüphaneciliğinin gün batımına yaklaşıyoruz galiba. Hani Çiçero diyor ya “Bir bahçeniz ve bir kütüphaneniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsinizdir.” 20. yüzyılın metropol hayatı bizi bahçe kültüründen etti, şimdi sıra mahallemizin şirin kütüphanesini kapatmaya geldi.
AHMET ATAŞ: Halkın kütüphanelerini kapatarak ekonomik krizden çıkmak