Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 yazar, yönetici, çizer ve çalışanının yargılandığı davanın ilk duruşmasına üçüncü günde gazeteci Ahmet Şık savunma yaptı. PKK ve DHKP/C’ye üye olmamakla birlikte yardım etmekten hakkında 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenen Ahmet Şık savunmasında şunları söyledi:

“3 gündür bu davanın saçmalığını arkadaşlarım anlattı, aslında içeriğine dair söyleyeceğim bir şey yok. Söyleyecek fazla şeyim yok ama size aradığınız örgütün yol haritasını çıkartacağım.  Yeni Türkiye denen garabeti inşa eden iki güç ayrıştı, ardına iktidar denen kanalizasyon patladı. Ortalığı pislik götürdü, götürüyor. Sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor.

Erdoğan ‘Bu darbe Allah’ın bize bir lütfudur’ dedi. Ağzından kaçırdı. Şimdi bu lütfu yaşıyoruz.


HDP Eş Genel Başkanları esir

Nuriye ve Semih kardeşime dahi yanıt hapishane oldu. Yargı bağımsızlığı ortadan kaldırıldı. HDP Eş Genel Başkanları esir edildi. 10 binlerce insan darbecilik-FETÖ’cülük suçlamasıyla gözaltına alındı. 50 binden fazlası tutuklandı. 

15 Temmuz’da darbe engellendi ama cunta iktidar oldu. Medyanın tamamını iktidar borazanı haline çevirenler korkacağımızı, susacağımızı sanıyor anlatmaya devam edeceğiz.


FETÖ ne istediyse AKP vermiştir

Şimdi o dönemin suç ve günahlarının tüm yükünü Gülen Cemaati’nin sırtına yükleyerek kendi rollerini ve suçlarını gizlemeye çalışıyorlar. Cemaatin tehlikeli hale gelecek güce erişmesinin en büyük sorumlusu, ‘Ne istedilerse veren’ Erdoğan ve AKP’dir. Dolayısıyla Erdoğan ve AKP 15 Temmuz kalkışmasının da sorumluları arasındadırlar.


Bekir Bozdağ baş sorumludur

Gülen ile mücadele planlı MGK kararını hiç uygulamadıklarını Erdoğan, Gül ve Bülent Arınç itiraf ettiler. Kandırılmadınız kandırmaya çalıştınız. Hayır kandırılmadınız, birlikte bizi kandırmaya çalıştınız. Şimdi de Cumhuriyetten FETÖ çıkartmaya çalışıyorsunuz.

Bekir Bozdağ, yargının Gülen cemaatine teslim edilmesinin baş sorumlularından birisidir. Biz FETÖ sebebiyle hapsedilmişken Bekir Bozdağ geçen haftaya kadar adalet bakanıydı. Kendi yaptığı atamaların ihraçlarını yönetiyordu. 

Söylediklerim, savunma değil, ithamdır! Bu iddianame bir linç programıdır. Dün gazeteciydim. Bugün gazeteciyim. Yarın da gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Tarih boyunca bu hep böyle oldu. Haklılar savunma yapmaz, mahkum eder, tarihe belge bırakırlar..

Her siyasal iktidarın ve her dönemin yargısının kötüsü – suçlusu olmayı başardım.Kızıma bırakacağım bu mirastan gurur duyuyorum.’’


 İSTANBUL