Bu yazı “resimli” yazı olacak… Yüzü asık yazılardan bıkmış olanlar biraz gülebilir. Gülmek ise biliniz ki, “anlamanın” ve anladıktan sonra da “düşünmenin” başlangıcıdır. O yüzden mizah insanlık tarihinin keşfettiği en mükemmel “öğretmendir.” Neyse, biz önce “birinci resme” gelelim:

Bildiğiniz gibi “Gülen Cemaati” tasfiye edildi. Yerine kim geçecek? Soru önemlidir. Çünkü Türk siyaseti “cemaatsiz” olmaz. AKP aslında bir Cemaatler koalisyonudur. İçinden bugün Gülen çıkar, bakarsınız yarın Gülmez peydah olmuş. Önce birinci resme bakalım. Aşağıda İsmailağa Cemaati’ne ait bir cenaze töreninde, eski Başbakanımız Davutoğlu bu cemaatin başındaki Mahmut Ustaosmanoğlu’nun oğluyla, kafasında takke sarmaş dolaş.

İkinci resim ise AKP’nin “ilk” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile İsmailağa Cemaatinin şeyhi Mahmut Osmanoğlu’na ait.

Bu kadar değil. Üçüncü resim ise Sözcü’nün jargonuyla söyleyecek olursak, “asrın liderimiz” Erdoğan’a ait. O da İsmailağa cemaatinin şeyhinin “huzurunda”…Yüzlerdeki “huzura” dikkat…


CEMAAT: İSMAİLAÐA 

Vaktiyle bu tip resimler “Atatürk inkılapçısı TSK’da” infial yaratır, “ne olacak bu memleketin hali” lafları Kışla mahfellerinde rakı mezesi olurdu. Ne demişler, “geçmişe mazi derler.” Şimdi sivilleşme dönemi. Devletin sivil şefleri Cemaatin “birincisinin” huzuruna alınmakta. “Atatürkçü ordunun” başının payına ise Cemaatin “komedyeni” düşmüşe benziyor. Buyurun dördüncü resme bakalım:


Akar “hafiften gülümsüyor.” Demek ki, “bir şeyleri anlamış ve düşünmeye başlamış”. Neyi anlamış? Ne düşünmüş? Bilemem. Ama tahmin ederim. İçinden şöyle geçirmiş olabilir: “Cemaatin birini orduyla birlikte tasfiye ettik, yeni orduyu diğer cemaatle birlikte kuracağa benzeriz…” İnsan böyle düşününce elbette başlar gülmeye…

Ama ne dedik? Gülmek anlamaktır. Cüppeli Ahmet’in cemaati nasıl bir cemaat? Bakalım:

Görünüşe göre, “halim selim” bir cemaattir. Ama okuyunca hem “gülecek”, böylece “anlayacak” ve “düşüneceksiniz.” Okuyalım:

Yıl 1998…Cemaatin şeyhi Mahmut efendinin damadı ve cemaatin önde gelen hocalarından Hızır Ali Muratoğlu tam da İsmail Ağa Camii’nde öldürüldü...

Sonra…2006’da…Yine İsmail Ağa Camii’nde Cemaat’in şeyhi Mahmut efendinin “ayaklı kütüphane” dediği öğrencisi imam Bayram Ali Öztürk yine İsmail Ağa Camiinde öldürüldü…

Cüppeli Ahmet hocanın “mizahının” arkasında “kanlı bir tarih” var. Akar’ın bu “mizah” karşısında “acı acı gülümsemesi” bilin ki çok anlamlıdır.

Bu cemaat şeyhleriyle “resim çektirme” tarihi elbette eskidir. Böylece son resme gelelim. İşte huzurlarınızda “Gülen hoca efendi” ile, “asrın liderimiz”, Gülen’le “dirsek temasında”:


Bizim “aslan sosyal demokrat”, Yenikapı mitinginde “liyakat” filan derken, “devlete cemaat sızmaları önlecenecek” umudu dağıtırken ne yaptı?

Ne yapacak “mizah” yaptı. Gülelim de anlayalım diye…