
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarının İmralı'da uygulanan tecrit, adil yargılanma hakkının ihlali, zehirlenme, iletişim kanallarının kapatılması gibi hak ihlalleri konusunda yaptığı başvurulara dair kararını önceki gün açıkladı. Öcalan'a şartlı salıverilme olasılığı olmaksızın verilen 'ömür boyu hapis' cezasını "insanlıkdışı bularak" AİHS'nin işkence yasağını düzenleyen 3'üncü maddesine aykırılık teşkil ettiği kararını veren mahkeme, 2013 yılında İngiltere'ye karşı açılmış "Vinter ve diğerleri" davasında açıkladığı kararı temel alıp, yasal düzenlemeye gidilmesini istedi. Mahkeme, bu konuda takdirin ulusal makamlara ait olduğunu da belirtti. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Turgut Tarhanlı ve hukukçu milletvekili Hasip Kaplan, AİHM'in Öcalan kararını değerlendirdi.
Tarhanlı: Karar dikkate alınmalı
Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Türkiye'nin kararı dikkate alması gerektiğini söyledi. Tarhanlı, "Mahkeme ağırlaştırılmış müebbet cezaya mahkum olma halinin hiçbir biçimde gözetime tabi tutulmaksızın mahkum edilen kişinin hayatının sonuna kadar, hiçbir salıverme ümidini barındırmayacak biçimde bu cezaya maruz kalması halinde 3. maddenin ihlali olarak mütalaa etti" dedi. Ağırlaştırılmış müebbet cezasında indirim, af, cezanın sona erdirilmesi ve şartlı salıverme mekanizmalarının uygulanacağı bir yasanın Türkiye ceza mevzuatında olmadığının altını çizen Tarhanlı, "Bundan dolayı cezanın ağırlaştırılmış bir müebbet hapis cezası halinde sürmesi, Türkiye'nin yükümlülük altında bulunduğu AİHS'nin 3. maddesinin ihlali olacağı kararı verdi" dedi. AİHM aldığı bu karar ile "Hiçbir biçimde salıverme umudunun barındırılmayacağı bunun tamamen kapatılmış olduğu ve böyle bir ümitten yoksun bir ceza infaz rejimi 3. madde ile bağdaşmaz" dediğini belirten Tarhanlı, Türkiye'nin bu kararı dikkate alması gerektiğini, çünkü bu kararın ardından bazı yasal değişikliklerin yapılmasının ortaya çıkacağını söyledi.
Mahkumiyet gözden geçirilebilmeli
Türkiye ceza hukukunda cezada bir indirime yol açabilecek hiçbir mekanizmanın bulunmayışı, cezanın sürdürülebilirliğinin sonuna kadar katı bir biçimde ortaya konulmuş olması ve bunun özel bir hükümle sadece Öcalan bakımından ortaya konulmuş olmasının da 3. madde ihlalinin alınmasında etkili olduğunu ifade eden Tarhanlı, "Ağırlaştırılmış cezaya mahkum edilme kararına ilişkin Türkiye'de cezanın indirilme veya azaltmaya tabi tutulmasına ilişkin bir gözden geçirme mekanizması kurulması gerekir. Oysa infaz kanunda Öcalan'ın mahkumiyeti ile ilgili böyle bir şey yok" dedi.
Hükümet yasal değişikliğe gitmeli
Tarhanlı, AİHM kararının demokratik çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için de önemli olduğunu söyledi. AİHM kararına uygun bir şekilde Türkiye'nin mevcut yasal değişiklere gitmesi gerektiğine dikkat çeken Tarhanlı, "Öcalan açısından olduğu kadar benzer durumda olan vakalarda da söz konusu ihlaller olabilecektir. Böyle bir durum başkaları tarafından AİHM'e götürülebilir ve emsal oluşturabilecek bir durumdur. O bakımdan böyle bir değişikliği hükümetin ortaya koyması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Kaplan: İnfaz sistemini sorguluyor
Hukukçu BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, AİHM kararının Türkiye'deki infaz sistemini sorguladığını ve bir değişimi dayattığını söyledi. İdam yerine getirilen ağırlaştırılmış müebbet hapis yani ömür boyu hapisi öngören bir infaz sisteminin olamayacağını belirten Kaplan, tahliyenin de olabileceği bir sistemin olması gerektiğini, bu noktada AİHM'in verdiği kararın infaz sistemini sorgulayan ciddi bir karar olduğunu kaydetti. Kaplan, bundan sonraki sürecin Öcalan'ın avukatlarının bu eksik noktalara ilişkin Büyük Daire'ye itirazı, Türkiye'nin de aleyhine çıkan bölümlere ilişkin itirazı ile devam edeceğini, Büyük Daire'nin içtihat kararının bekleneceğini ifade etti.
Değişimi dayatacak
Üçüncü maddenin ihlalinin "kötü muamele ve işkence" olduğunu hatırlatan Kaplan, AİHM'nin birçok ihlali ise görmediğini, bunun siyasi bir tavır olduğunu söyledi. Portekiz yargıç Paulo Pinto'nun "Cezaevleri cehenneme dönmemelidir" sözünün çok yerinde olduğunu vurgulayan Kaplan, şöyle konuştu: "Bu insancıl hukuk açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur. İnsancıl hukuk ve 21. yüzyıl çağdaş değerleri açısından değerlendirildiğinde AİHM'in bu ihlallerin birçoğunu görmemesini de siyasi bir tavır olarak görmek lazım. Türkiye'nin infaz hukukunun değişmesi lazım. Bu Öcalan'ın şahsında durumu aynı olan ağır müebbet infazları için geçerli olan bir değişimi dayatacaktır ve bu değişim olmak zorundadır. Bu infazın yeniden düzenlenmesi konusu. Üçüncü maddenin ihlali yönünde verilen karar son derece önemli ve tarihi bir karardır.
Av. Sarıca: Müvekkilimizle karar vereceğiz
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın şikayetlerini AİHM'e taşıyan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, nasıl bir tutum takınacaklarını müvekkilleri Öcalan ile birlikte karar vermek istediklerini söyledi. Kararın Türkçe çevirisinin tamamını inceledikten sonra karara ilişkin ne tür girişim ve itirazlarda bulunacaklarını ifade eden Av. Sarıca, "Kararı elbette öncelikle müvekkilimiz Sayın Öcalan ile birlikte değerlendirmek istiyoruz. Görüşme başvurularımız reddediliyor ancak ısrar edeceğiz. Kararı müvekkilimizle birlikte vereceğiz" dedi. Türkiye'nin Büyük Daire'ye gideceğini hatırlattığımız Sarıca, "Bakanlık farklı biz farklı yönlerden kararı eleştiriyoruz. Biz de Büyük Daire'ye gidebiliriz ya da iç hukukta bir takım değişiklikler için girişimlerde bulunabiliriz. Nasıl bir yol izleneceğini kararın tamamını inceledikten sonra karar vereceğiz" dedi.
Gemi yine bozuk!
Öcalan'ın avukatları Rezan Sarıca, Cengiz Yürekli, Mazlum Dinç ve Hüseyin Boğatekin'in İmralı'ya gitmek için önceki gün Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı başvuru 'gemi bozuk' gerekçesiyle reddedildi. Avukatlar, 27 Temmuz 2011 tarihinden itibaren müvekkilleriyle görüştürülmüyor.
İzolasyon meşrulaştırılıyor
Uluslararası Abdullah Öcalan'a Özgürlük - Kürdistan'da Barış İnisiyatifi, AİHM'in tecrit-izolasyon ve avukat görüşünün engellenmesine ilişkin 'hüküm vermeye gerek yok' kararını eleştirerek, "Mahkeme bu kararla İmralı Adası'ndaki bu kabul edilemez izolasyon koşullarının meşrulaştırılmasına yardımcı olmakta ve anti-terör yasalarının mantığını kabul etmektedir" dedi.
AİHM'in Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tutukluluk koşullarına ilişkin birçok maddeden yapılan şikayet hakkında hüküm vermeye gerek olmadığına karar vermesine Uluslararası Abdullah Öcalan'a Özgürlük - Kürdistan'da Barış İnisiyatifi'nden tepki geldi. Açıklamada, "AİHM'e yapılan şikayetler İmralı Adası'ndaki izolasyon koşulları, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında şartlı tahliye olasılığının olmaması, Sayın Öcalan'ın avukatlarıyla olan tüm görüşmelerinin dinlenmesi, saç örneklerinde bulunan zehirli maddelerin ortaya çıkardığı yaşamına yönelik tehlike ve daha birçok noktadan oluşmaktaydı. Sayın Öcalan ve avukatları AİHM'ne yaptıkları bu başvuru ile, bu ve diğer ihlallerin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) AİHS'nin 2, 3, 5, 6, 7, 8, 13 ve 14. maddelerinin ihlallerini oluşturduklarını ortaya koymuşlardır. Maalesef, AİHM dairesi, sadece 3. maddeden ihlali, yani şartlı salıverme olasılığı olmayan ömür boyu hapis cezası hakkında bulmuştur" denildi.
Mahkeme oyuna geldi
"Uluslararası İnisiyatif, bu kararı insan hakları açısından çok talihsiz bir karar olarak değerlendirmektedir" denilen açıklamada, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) kararına da atıfta bulunularak, tecrit ve izolasyonunun meşrulaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekildi. İnsiyatif açıklamasında, şöyle denildi: "Karara göre, İmralı Adası'ndaki aşırı izolasyon koşullarına ilişkin de 3. maddenin ihlalinin, sadece Sayın Öcalan ve diğer beş hükümlünün Kasım 2009'da yeni bir binaya taşınılmasına kadar olduğunu belirtmiş ve bu karara göre bu tarihten sonra ise ihlal mevcut değildir. Avukatlarla görüş üzerindeki kısıtlamalar ve Sayın Öcalan ile herhangi bir görüşmenin tümünün dinlenmesi, hakimlerin çoğunluğu tarafından meşru bir güvenlik tedbiri olarak gerekçelendirilmiştir. Türkiye, CPT raporlarının yayınlanmasında gerçekleştirdiği zaman ayarlaması sonucu, çok kritik olan 2013 CPT ziyaret raporu AİHM kararı üzerinde herhangi bir etkide bulunamamıştır. Mahkeme böyle bir oyuna gelmemeliydi. Bu kararla beraber mahkeme sonuç itibariyle İmralı Adası'ndaki bu kabul edilemez izolasyon koşullarının meşrulaştırılmasına yardımcı olmaktadır."
AİHM'e 'gözden geçir' çağrısı
Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmemesinin 'tedbir' olarak değerlendirilmesini kabul edilemez bulan İnisiyatif açıklamasında AİHM'e "kararını düzeltme çağrısı" yapılarak şöyle denildi: "Avukat-müvekkil gizliliğinin komple ortadan kaldırılmasını ve avukatların Ada cezaevine ziyaretlerinin yasaklanmasını güvenlik tedbiri olarak gerekçelendirmekle mahkeme, Türkiye'nin anti-terör yasalarının mantığını kabul etmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hakkında olumlu bir karar beklenmekteydi, fakat bu Sayın Öcalan'a özgü bir karar değildir. Türkiye şimdi yeni bir yasayı yürürlüğe koyarak, tüm hükümlülere şartlı tahliye olasılığı tanımak zorundadır. Umuyoruz ki AİHM Büyük Dairesi bu kararı düzeltecektir."
Karar ne diyor?
* AİHM, İnsan Hakları Bildirgesi’nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele) 17 Aralık 2009 tarihine kadar ihlal edildiğine 4 oya karşı 3 oy ile,
* İnsan Hakları Bildirgesi’nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele) 5 tutsağın İmralı'ya sevkedildiği 17 Aralık 2009 tarihinden itibaren ihlal edilmediğine 6 oya karşı 1 oy ile,
* Abdullah Öcalan’ın ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasında İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine oybirliği ile,
* İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinin (özel ve aile hayatına saygı) ihlal edilmediğine 4 oya karşı 3 oy ile,
* İnsan hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesinin (kanun olmadan ceza olmaz) ihlal edilmediğine oy birliğiyle,
* Ayrıca 2, 5, 6, 13, 14. maddelerde de ihlal olmadığına karar verdi.
ÇAÐDAŞ KAPLAN/SADIK TOPALOÐLU/DİHA/İSTANBUL