
Türkiye’deki yargının katillerini akladığı ve cezasız bıraktığı Uğur Kaymaz davasının görüldüğü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye 8 ay önce yönelttiği soruların yanıtını bekliyor.
Kızıltepe’de 21 Kasım 2004 tarihinde babası Ahmet Kaymaz ile birlikte 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ın hayatlarını kaybedişinin ardından 8 yıl geçti. Gerek Kaymaz ailesinin gerekse de sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, duyarlı kesimlerin yürüttüğü mücadele nedeniyle “teröristler öldürüldü”nün önüne geçildi ve katliamın üzerinin örtülmesi engellendi. Ancak devlet, yargılanan 4 polisin ceza almaması için elinden geleni yaptı ve beraat ettirip Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce de onattı. Kaymaz ailesinin hukuk mücadelesi de bu tarihten sonra uluslararası mahkemelere taşındı. AİHM Kasım 2010’da başvuruyu kabul etti. AİHM bu yılın Mart ayında Türkiye’ye yönelttiği sorularla katliamın akıbeti hakkında bilgi almak istedi. Ancak aradan 8 ay geçmesine rağmen yanıt için süre isteyen devlet, herhangi bir soruyu yanıtlamış değil. AİHM’in Türkiye’ye sorduğu ve aylardır yanıtları verilmeyen sorular ise şunlar:
l Yaşam hakkı: Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın yaşam hakları ihlal edilmiş midir?
- Ayaklanma mı vardı: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. maddesinin 2. fıkrasındaki kuvvet kullanımı için kesinlikle gerekli olan “Bir kişinin yasadışı şiddete karşı korunması”, "Hakkında yakalama kararı veya tutuklama kararı olduğu halde kaçıyor olması" ve "Ayaklanma ve isyan çıkmış olması" koşulları oluşmuş mudur?
- Neden 13 kurşun: Yetkililerin kullandığı kuvvet, AİHS’nin 2. maddesindeki hedeflerin gerçekleşmesiyle orantılı mıdır? (AİHM'nin dikkat çektiği 2. maddede, bir kişinin mahkemelerce verilen ölüm cezalarının infazı dışında öldürülemeyeceği yer alıyor.)
- Öldürülmek zorunda mıydı: Polis ve jandarma tarafından yürütülen, baba ve oğlun ölümüne yol açan operasyon sırasında kurallar çerçevesinde bu kişilerin yaşam risklerini mümkün olduğu kadar dikkate alan bir organizasyon yapıldı mı? Tüm koşullar göz önüne alındığında, devlet yetkililerinin son çare olarak ölümcül güce başvurdukları sonucuna varabilir miyiz?
- Etkisiz hale getirilemez miydi: Ölümcül kuvvet kullanmak yerine, daha az ve etkisiz hale getirecek bir yöntem kullanılamaz mıydı?
- Mevzuat uygun mu: O tarihte yürürlükte olan ateşli silahların kullanımına ilişkin ulusal mevzuat, AİHS’nde tanımlanan yaşam hakkını korumak için devletin yükümlülüğünü karşılamakta mıdır?
- AİHM, ayrıca operasyonu gerçekleştiren polisler hakkındaki iç soruşturmanın ve bu alandaki yargılama izni gibi dokunulmazlık hükümlerinin AİHS'ne uygun olup olmadığının da yanıtlanmasını istedi. Etkili bir soruşturma ve yargılama süreci işleyip işlemediğini de soran AİHM, soruşturmada elde edilen tüm belgeleri ve polislerle ilgili soruşturma usullerini düzenleyen hükümlerin bildirilmesini istedi.
Avukat Kuzu: Devlet kılıf peşinde
Kaymaz ailesinin avukatı Erdal Kuzu, bugüne kadar devletin AİHM’e herhangi bir yanıt vermediğini söyledi. Av. Kuzu, “Bizler açısından berrak, ortada olan bir konu. Kamuoyu da bunu biliyor zaten. Devletin ise sorulara hukuki bir kılıf bulma arayışı içinde olduğunu düşünüyoruz” dedi.
İBRAHİM AÇIKYER/ANF/MARDİN