
AİHM, Öcalan'a verilen idam cezasının "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" dönüştürülmesine ilişkin Türkiye'yi mahkum ederken; karar "müebbet hapis" ve "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezasına çarptırılan yüzlerce tutuklunun durumunu da gündeme getirdi. İzmir Barosu avukatlarından Canan Uçar, Türkiye kanunlarında 'terör' suçlamasından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve ağır hapis cezasına mahkum olanların koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamadıklarına dikkat çekti. Uçar, AİHM kararının özü itibariyle "şartlı salıverme" düzenlemesini irdelediğini dile getirdi. "Ölünceye kadar yani soyut, belirsiz cezanın ne zaman infaz edileceğine ilişkin bir düzenleme içermemesi kişinin haklarını doğrudan ihlal ediyor" diyen Av. Uçar şöyle devam etti: "Şimdi siz ölüm cezasını ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çeviriyorsunuz ancak, ülkenizdeki idam cezası ile ilgili düzenlemeden ayırıp diyorsunuz ki 'şartlı salıverme hükümleri uygulanmaz, bu kişinin ölümüne kadar devam eder'. Ne zaman infaz edileceği, cezanın, çilenin ne zaman dolacağı hiç bilinmediği gibi mevcut hukuktan da sizi koparan farklı bir tecrit uygulaması yaşatılıyor. Şimdi bu ihlal olduğunda aslında her ne kadar kararın öznesi Abdullah Öcalan olsa da biz biliyoruz ki AİHM'deki kararlar iç hukukta bir düzenlemeyi gerektirdiğinde kişiye özel bir düzenleme olmamalı."
TMK'nin 17. maddesi değişirse...
Uçar, Türkiye'de bine yakın kişinin ağır cezalara çarptırıldığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Eğer şartlı salıverme bir haktır diyorsa AİHM, o zaman siz Terörle Mücadele Yasası'nın 17. maddesini değiştirmek zorundasınız. Bu madde şartlı salıvermeyi bir hak olmaktan çıkaran maddedir. O zaman AİHM'in kararı gereği Türkiye iç hukuktaki düzenleme yapacak ve 17. maddeyi değiştirecek. Eğer 17. maddeyi değiştirir ve şartlı salıvermenin bir hak olduğunu kabul ederse; o zaman Türkiye'deki bine yakın müebbet hapis cezası mahkumu da bu düzenlemeden yararlanabilecek. Bunun çıkışı yok. Bu böyle olmak zorunda. Siz evet ben bunu kabul ettim hukuki anlamda bunu doğru buluyorum ama sadece bir kişi için doğru bulmuyorum diyemezsiniz. Yani bu gerçekten konumu itibarı ile bugün artık hukuki bir infazın dışına çıkmış olan Abdullah Öcalan'ı yakından ilgilendiren bir düzenleme ama aynı zamanda doğalında 1000'e yakın müebbet hapis cezası mahkumu da heyecanlandıran bir düzenleme. Çünkü onlar içinde şartlı salıverme bir haktır."
1000'e yakın mağdur var
Şartlı salıvermenin tüm tutuklular için uygulanması gerektiğinin altını çizen Av. Uçar, "Örneğin şu anda D tipinde 20 yıldır tutuklu bulunan 75 yaşında bir insan var. Müebbet hapis cezasına mahkum ve ne zaman çıkacağını bilmiyor. Daha doğrusu çıkmayacağını düşünüyor. Orada öleceğini düşünüyor en azından. Şimdi kararın öznesi Sayın Abdullah Öcalan'dır tabi ki. Ancak doğrudan onu da, bine yakın tutuklu hükümlüyü de ilgilendirir" dedi.
AİHM kararı emsaldir
AİHM kararıyla artık şartlı salıvermenin bir hak olarak tanındığına işaret eden Uçar, "Şimdi böyle olduğunda karar Sayın Abdullah Öcalan'ı da aşıp diğer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası tutuklularına da uygulanmak zorunda kalacak. Bunun önü açılmıştır. Bunun bir çıkışı yok. Belki çok kısa bir sürede bu değişiklik yapılmaz ama biz artık bunu da önümüze hedef olarak koyabiliriz. Bu bir emsaldir" dedi.
AYM'ye bireysel başvuru
Mağdurlara iç hukuk düzenlemesini beklemek Anayasa Mahkmesi'ne (AYM) başvurmalarını öneren Av. Uçar şöyle konuştu: "Türkiye'nin yasal mevzuatta 17. maddeyi değiştirmesini beklemektense bütün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası mahkumlarını bireysel başvurularını kullanarak önce AYM'ye hak ihlali olduğunu belirtebilirler. AYM'den bekledikleri gibi bir sonuç çıkmadığı taktirde ise AİHM'e başvurduklarında Abdullah Öcalan kararı emsal olacaktır ve tamamının talebi kabul edilecektir. Çünkü AİHM'in hiçbir zaman 'bu karar onun için geçerliydi diğeri için geçersizdi' gibi bir uygulaması yok. Bunların yolu AİHM yolu düzeyinde de açılabilir."
Av. Y alçındağ: 5 yıllık süreç yok
Amed Barosu avukatlarından Reyhan Yalçındağ da Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının idamla eşdeğer olduğunu ifade ederek, Terörle Mücadele Kanunu ve caza infaz yasasında ayrımcılığın olduğunu belirtti.
"AİHM kararı iç hukukta yol almak adına çok önemli" diyen Yalçındağ, şunları aktardı: "Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan ortalama 230 kişi var. Biz Kürt hukukçular 30 yıldır ve hatta sıkıyönetim ile İstiklal Mahkemelerini de alırsak gündemimize cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar devrimcileri, muhalifleri, sosyalistleri, Kürtleri, Alevileri, Ermenileri bir bütün olarak düşman bilen bu yargılama sisteminin sonucu olan kararların bu andan itibaren geçerliliği kalmamıştır. Bu nedenle de hızla yeniden yargılamaların gerçekleşmesi gerekiyor."
Yerel mevzuat değişmeli
"Türkiye artık bu karardan sonra hiçbir biçimde ağırlaştırılmış müebbet cezasını, o şahısın yaşamını yitirdiği güne kadar cezaevinde veya hücrede tutma cezası olarak infaz edemeyeceğini anlamış durumda" diyen Yalçındağ, Türkiye'nin hızla yerel mevzuatları buna uyarlamak zorunda olduğunu söyledi. "Bu kararı komplike bir biçimde ele almak, komplike bir biçimde okumak gerekiyor" diyen Yalçındağ şöyle devam etti: "Sadece ağırlaştırırmış müebbetler için değil. Türkiye'de ikili bir infaz sistemi var. Yani politik hükümlülere uygulanan ceza infaz sistemi ayrı, dolayısı ile daha fazla yatıyorlar cezaevinde. İşte ağırlaştırılmış müebbet olunca hiçbir biçimde tahliye edilemiyor. Ama biliyorsunuz, çocuk tecavüzcüsü, kadın katili, hırsızı, dolandırıcılık gibi insanlık suçlarını işleyenler kolaylıkla tahliye olabiliyorlar. Çünkü onların infaz süreleri çok daha az politik mahkumlara göre. AİHM, çok net olarak 'ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına atfen bir insanı ömür boyu tutsak edemezsin' diyor. Bununla terörle mücadele ve infaz yasasında değiştirme gibi bir sorumluluğu olduğu ortaya çıkıyor."
HASAN YOLDAŞ/YASİN KOBULAN/DİHA/AMED