Hey Allahım: Ben Erdoğan’ın „aklı başında“ mı diye sordukça, hazret „Son zamanlar yaptıklarıma bakma nolursun, benim aklım başımda değil“ şarkısını daha yüksek sesle söylüyor.
Neden söylüyor?
Muhtemelen hepimizin aklını başımızdan almak için… Yapar mı yapar. Bu şahıstan her şey beklenir.
Bu şarkı eşliğinde en son ne dedi: „Ak-parayla, kara-paranın barışını yapalım.“
Maliye Bakanı Saray çıkışında, „Bu Reis benim de aklımı başımdan aldı“ der gibi, şöyle konuştu: „Yurt dışından varlığını Türkiye’ye getiren vatandaşlar için hiçbir soruşturma, araştırma olmayacak, geçmişe doğru hiçbir soru sormayacağız. Vatandaş varlığını getirdiği anda diyoruz ki ‘bu para size aittir’. Hiçbir soruşturma, araştırma yok.“
Kime sesleniyor bu Maliye Bakanı?
„Türk bankalarına para yatırdığında, ‘bu parayı nereden buldun’ sorusunun sorulmasından korkanlara“ sesleniyor elbette.
„Bu parayı nereden buldun?“ sorusundan kim korkar? İşçi korkmaz, esnaf korkmaz, emekli korkmaz, vergisini ödeyen patron korkmaz…
Ama „hırsız, uğursuz, kalpazan, dolandırıcı“ korkar. En çok da „uyuşturucu ve fuhuş sektörünün mafyası“ „nereden buldun“ sorusundan „sarımsak görmüş Drakula“ gibi tırsar. Hemen yer altına kaçar.
İşte Türk devletinin Maliye Bakanı, Saray’dan aldığı emirle, Türkiye dışında iş çeviren uyuşturucu ve fuhuş mafyasına sesleniyor:
Avrupa’da ve Amerika’da, Rusya’da ve Çin’de „aklayamadığınız“ dolarlarınızı, eurolarınızı bir yolunu bulun Türkiye’ye getirin, „nereden buldunuz“ demeyeceğiz.
Bu açıklamadan sonra, eroin imalathanelerinde ve „beyaz kadın ticarethanelerinde“ ne kadar it kopuk, ne kadar ‘baron ve kont’ varsa, yeşil çuhalı kumar masalarının etrafında toplanmış, ‘bu işte bir bit yeniği var mı, yok mu“ „değerlendiriyor.“ Bunlar nasıl bir sonuca varıyorlar?
„Tam zamanı, Saray’ın aklı başında değil. Ak Parti’yle aklanalım…“ Ve hepsi zuladaki „kara paralarını“ valizlere koyup, Türkiye’nin sınırlarına dayanmak üzere harekete geçmiş…
Şimdi lütfen söyleyin: Aklı başında bir Saray ve onun Maliye Bakanı, alenen, dünyanın önünde, tüm ülkeleri denetleyen „küresel mali polisin“ burnunun dibinde „ben eroincilerin ve fuhuşçuların kara dolarlarını aklayacağım“ der mi?
Bunlar diyor.
Demek ki, „demek zorundalar“.
İki gün önce Saray tüccarları, AVM’cileri „dolar bozdurmaya“ çağırdı. Ne oldu? Dolar „santim“ düşmedi. Yükseldi. Çağrı fiyasko.
„Gezi’de ayaklanan çocukları bastırmış. Sur’da isyan eden çocukları öldürmüş. Darbeci generalleri sopadan geçirmiş. Gül’ü „müzelik“ etmiş.
Ama „Mr. Dollar’a“ sözü geçmiyor.
Geçmeyince ne yapıyor?
„Mr. Dolların“ en kirlisini, en pisliklisini, en rezilini, en karasını, yani „eroincisini“, „fuhuşçusunu“ imdada çağırıyor.
Bu işin sonu ne olur?
Türkiye eroinci ve fuhuşçu mafyanın „kara para cenneti“ haline gelir.
Gelince ne olur?
Haydi gelin „tarihten bir yaprak açalım:
Vaktiyle Panama’da Noriega adında bir adam vardı. Bu adam „fiilen“ Panama’yı parlamentoya rağmen yönetiyordu. Panama bir „kara para cennetiydi“. Şu meşhur Buch, 20 Aralık 1989’da Noriega’yi devirmek üzere harekete geçti. ABD Büyük Jürisi Noriega’yi „uyuşturucu kaçakçılığı“ yapmaktan suçlu buldu. Sonunda bu „diktatör“ Vatikan Elçiliğine sığındı. Bunun üzerine ABD, elçiliğin etrafına dev hoparlörler yerleştirdi ve adeta bizdeki „son zamanlarda yaptıklarıma bakma nolursun, benim aklım başımda değil“ şarkısına benzer yüksek volumlü şarkılar söyleyerek Noriega’yı bezdirdi ve adam teslim oldu. Eroin kaçakçılığı suçuyla suçlanarak Panama’dan kaldırıldı ve ABD’ye götürüldü.
„Yaprak“ bu kadar.
Tarihten ders almak için bazı hatırlatmalar da yapılabilir: Şu anda Rıza Zarrab adındaki „kara paracı“ ABD’nin elinde. Yargılama vahim sonuçlar doğurabilir. Bir de bunu dünyadaki bütün „eroinciler ve fuhuşçu mafyanın dolarlarını“ Türkiye’ye davet eden mesajları eklerseniz. Tarih „tekerrür“ bile edebilir.
Söyleyin o halde sevgili okurlar: Bu gibi işler yapan bir Saray’ın „aklı başında“ olabilir mi?
Demeye kalmamıştım ki, Saray bağırdı: „Bu NATO’nun da yaptığı ne ya…“ Fesuphanallah…