
Londra Middlesex Üniversitesi’nde düzenlenen Birinci Kürt Göçmen Konferansı’na katılan çok sayıda akademisyen, Kürt kimliği, Kürtlerin içinde bulunduğu bugünkü durumu Kürt toplumunda göçü tartıştı.
Organizatörlerinin aynı üniversitede öğretim görevlisi olan Dr. Janroj Keleş ve Dr.Alessio D’Angelo’nun olduğu konferansa, Roehampton Üniversitesi’nden Prof. Floya Anthias, Leeds Üniversitesi’nden Prof. Jane Holgate ve İsveç’teki Södertörn Üniversitesi’nden Dr. Minoo Alinia ana konuşmacı olarak katıldı.
Prof.Dr. Jane Holgate konuşmasında, bir kaç araştırma görevlisi ve akademisyenle birlikte Londra’da yürüttükleri ‘Kürt işçi kimliğinin temsiliyeti’ adlı projeleri üzerine bir sunum yaptı. Görsel materyallerin kullanıldığı araştırmada Kürtlerin gastronomi gibi belirli iş gruplarıyla özdeşlik kurulmasından rahatsızlık duyduklarını, bu tarz yaklaşımların Kürtlerin diğer sektörlerde çalışan kısmı dışarıda tuttuğu sonucuna vardıklarını dile getirdi.
Ardından ‘Geri dönüş ve iş pazarı’ adlı panelde konuşan Manchester Üniversitesi’den Lana Asker, Güney Kürdistan’a dönüşler üzerine bir sunum yaptı. Asker araştırma projesi için Süleymaniye’de geri dönenler ile birlikte hükümet yetkilileri ile görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getirdi. Kürt güçleri ve DAİŞ arasındaki çatışmaların bu tarz dönüşleri sekteye uğratırken, mevcut geri dönenler ile yerel yönetimlerin birbirlerinden beklentiler arasında farklılar olduğunu dile getirdi.
London South Bank Üniversitesi’nden Ayar Ata da Londra’da Kürtlerin İngiliz toplumuna entegre olmada başarılı olduğunu söyledi.
Kesintiler olumsuz yansıyor
Londra’da Kürt dernekleri üzerine çeşitli araştırmalara imza atan Dr. Alessio D’Angelo da „Londra’daki Kürt Toplum Merkezleri: Sosyal Ağlar ve Fırsat Yapısı“ adlı konuşmasında İngiltere’nin kamu harcamalarındaki kesintilerin ve mali krizlerin doğrudan Kürt toplum merkezlerini ve dolayısıyla Kürt toplumunu olumsuz bir şekilde etkilediğini söyledi.
Konferansta Westminster Üniversitesi sosyoloji bölümünden Dr. Ümit Çetin ve Dr. Celia Jenkins’in İngiltere’deki ikinci nesil Alevilerdeki kimlik bilinci ve bunun için İngiliz müfredatlarında Alevilik eğitimi hakkında bir sunumu yaptı.
Dr. Çetin ve Jenkins, Alevi dernekleri, okullar ve Westminster Üniversitesi’nin işbirliğinde 2010 yılından beri İngiliz okullarda Alevilik üzerine ders konulması üzerine ortak bir çalışma yürütülüyor. Her iki akademisyen, Alevi gençlerin eğitimlerini sürdürdükleri okullarda Türkiye’den geldikleri için Müslüman olarak görüldüklerini ancak Müslümanların da Aleviliği bilmedikleri için onları dışladığını dile getirdi.
Middlesex Üniversitesi’nde Dr. Janroj Keleş de, Avrupa’dan Güney Kürdistan’a geri dönen eğitimli genç nesil Kürtler üzerine konuştu. Keleş, Güney Kürdistan’da gerçekleştiği saha çalışmasında Güney Kürdistan’a geri dönenlerin günlük hayatta zorluklarla karşılaştıklarını, geri dönenlerde bir hayal kırıklığı yaşandığını ve ortaya çıkan yabancılaşmadan dolayı da bazılarının İngiltere’ye geri döndüğünü söyledi.
Sorunları çocuklarından gizliyorlar
Belçika’ya gelen Kürt mülteci ailelerin göç etmeden önce içinde bulundukları şiddet ortamının yarattığı travmalar üzerine çalışan Belçika’nın Leuven Üniversitesi’nden araştırmacı Ruth Kevers, araştırması için 6 mülteci aileyi yakından takip ediyor. Kevers, Türkiye’den Belçika’ya iltica eden bu Kürt mülteci ailelerin kendi yaşadıkları şiddet ve travmaları, çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olmaları adına çocuklarına anlatmadığına dikkat çekti.
Metal işçisi olarak çalışmak için Kuzey Kürdistan’dan Güney Kürdistan’a giden işçiler üzerine çalışan Londra Üniversitesi’ne bağlı London Scool of Economics’den Umut Kuruüzüm de, Hewler’de yaklaşık iki sene gerçekleştirdiği saha çalışmasını sonuçlarını katılımcılarla paylaştı.
Küzey Kürdistan’ın köylerinden Güney Kürdistan çalışmak için giden Kürtlerin, ucuz iş pazarının bir parçası olarak kalmak zorunda olduklarını dile getiren araştırmacı Kuruüzüm, işçilerin belirsizlik içeresinde çalışmak zorunda kaldıklarını ve adaptasyonda da zorluk yaşadıklarını söyledi.
ÖZLEM GALİP / LONDRA