• Türkiye ve Yunanistan, Akdeniz kıyılarına askeri güç konuşlandırıyor. Türkiye, en son Dêrsim’de bulunan ve Efrîn işgalinde rol oynayan “51. Komando Tugayı”nı kıyı hattına taşıdı.
  • Türkiye ayrıca Karadeniz’den Umman Denizi’ne kadar yoğun araştırma ve sondaj çalışmaları yapıyor. Yunanistan özellikle “Çağrı Bey” ve “Oruç Reis” gemilerinin hareketlerini takip ediyor.

TİJDA YAĞMUR

Akdeniz’de Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilim, silahlanma yarışına dönüşerek büyüyor. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis, kısa bir süre önce (11-13 Eylül) Türk kıyılarının karşısındaki Kastellórizo adasındaki Yunan askerlerini ziyaret etti. Türk Savunma Bakanlığı ise bu ziyaretten sadece birkaç gün sonra (17 Eylül’de) 2 bin askerinin Türkiye-Yunanistan kıyılarına konuşlandırıldığını duyurdu.

Dêrsim ve Efrîn’den sonra

Türk basınına göre, 51. Komando Tugayı’nın sevkiyatı, “Mitsotakis'in Meis adasına yaptığı ziyarete ve Atina'nın kışkırtıcı adımlarına karşı gecikmeden verilen bir yanıt" niteliğinde. Bu birlik, o tarihe kadar Dêrsim’deydi. Aynı birlik 2018 yılında Efrîn’in işgalinde de yer almıştı.  Türk devleti son sevkiyatları her ne kadar bu durumu “operasyonel ihtiyaçlar” çerçevesinde sunsa da son gelişmeler Ege Denizi’ne kıyısı olan iki ülke arasındaki gerginliğin yeni bir zirveye ulaştığını gösteriyor.

Yunan haftalık gazetesi Neos Kosmos, Türk donanmasının sevkiyatına ilişkin olarak “Ege’de alarm” ifadesini kullanıyor. Bu “seferberlik”in “açık bir siyasi ve askeri mesaj” olduğu belirtiliyor. Eylül ayı başında ise Yunan ve İsrail donanmaları, Girit Adası açıklarında ve Kıbrıs sularında bir deniz tatbikatı gerçekleştirmişti.

‘Hızlı müdahale gücü’ planı

İsrail ve Kıbrıs’la Aralık 2025’te üçlü anlaşmaya varan Yunanistan’ın ayrıca Doğu Akdeniz’de 2 bin 500 kişilik bir hızlı müdahale gücü kurmayı planladığı belirtiliyor. Atina ayrıca Ağustos ayında İsrail’le üç milyar euroluk bir anlaşma imzalamıştı. Kıbrıs da Eylül ayında, İsrail’den temin ettiği yeni “Barak MX” hava savunma sistemini kamuoyuna tanıttı.

Araştırma ve sondajı hızlandırdı

Türk devleti askeri konuşlanmanın yanı sıra Karadeniz’den Umman Denizi’ne kadar araştırma ve sondaj filosunu bir politika aracı olarak kullanıyor. Dünyanın dördüncü büyük filosu olan filo 54 gemiden oluşuyor. Ankara, araştırma gemilerinin satın alınması ve inşası için on yıl içinde 1 milyar dolardan fazla harcama yaptı.

Filonun birçok gemisi şu anda Karadeniz’de bulunuyor ve Batı ile Orta Karadeniz’deki “kuyularda” sondaj çalışmaları yürütüyor. Yunanistan-Türkiye ilişkilerindeki kriz dönemleriyle anılan araştırma gemisi “Oruç Reis” ise Doğu Akdeniz’de işgal altındaki bölgeler ile Mersin yakınlarındaki Taşucu Limanı arasındaki deniz bölgesinde seyrediyor.

Ancak Türkiye’nin hidrokarbon yataklarını tespit etmeye yönelik araştırma faaliyetlerinin coğrafi kapsamı, ülkeyi çevreleyen denizlerle sınırlı değil. “Çağrı Bey” adlı sondaj gemisi birkaç aydır Somali açıklarında bulunuyor ve açık deniz sondaj çalışmaları yürütüyor. Gemi, 9 Nisan 2026’da Somali’nin başkentine ulaştı. Mogadişu’da planlanan karşılama törenlerinin tamamlanmasının ardından kod adı Curad-1 olan kuyuya doğru yola çıktı ve Somali kıyılarının 370 kilometre açığındaki deniz bölgesine yöneldi.

4 bin metre kazdı

Junge Welt’te yer alan habere göre, hidrokarbon arama şirketi Türk Petrol Kurumu (TPAO), toplam 7 bin 500 metre derinlikte ve deniz tabanının yaklaşık 4 bin metre altında gerçekleştirilen sondajın tamamlanmasına çok az kaldığını belirtiyor.

Yunan yetkililer de Türk araştırma filosunun hareketlerini yakından takip ediyor. Türkiye, 19 Ağustos 2026’da Doğu Akdeniz’in kuzeydoğu kesiminde sismik araştırmalar yapılacağını öngören bir NAVTEX yayımladı. “Oruç Reis” gemisi Mersin-İskenderun arasında seyrediyor. Şu an için geminin hareketleri Yunan makamlarında bir endişeye yol açmış değil.

Habere göre araştırma gemileri filosunun genişletilmesi, 2011 yılında yaşanan olayların ardından başladı. O dönemde Ankara, Kıbrıs’ın güneydeki deniz alanlarını sınırlandırma kararına tepki göstererek sismik araştırmalar yapmak üzere “Piri Reis” gemisini bölgeye gönderdi. Ancak birkaç haftalık araştırmanın ardından gemi arıza yaptı ve dört aydan fazla süreyle Girit Limanı’nda kalmak zorunda kaldı.

Araştırma gemisi sayısını arttırdı

Türkiye, İtalya ve Norveç’ten yardım talep etti ancak bu talepler karşılık bulmadı. Bu gelişme Ankara’da öfkeye yol açtı. Ankara, yalnızca birkaç ay sonra Norveç gemisi “Polarkus”u 213 milyon euroya satın alarak adını “Barbaros” olarak değiştirdi.

Takip eden yıllarda ise bugün “Yavuz” ve “Fatih” olarak adlandırılan “Deep Sea Metro 1” ve “Deep Sea Metro 2” gemileri de satın alındı. Kathimerini’nin incelediği veriler ve raporlara göre, Türk açık deniz filosu; altı adet derin ve çok derin sularda sondaj yapan gemi, iki adet “ana” sismik araştırma gemisi, çok sayıda destek gemisi, ikmal ve teknik destek birimleri ile diğer gemilerden oluşuyor.

Analistlerin raporlarında Türk araştırma gemileri filosu, sismik araştırmalar ve sondaj çalışmalarının yanı sıra politika ve diplomasi aracı olarak da kullanılan, iyi organize edilmiş bir “görev gücü” olarak tanımlanıyor.

Karadeniz’de yoğunlaşıyor

Açık kaynaklardan ve gizli raporlardan elde edilen bilgilere göre Türkiye’nin sondaj gemilerinin çoğu Karadeniz’de sondaj çalışmaları yürütüyor. Örneğin “Fatih” gemisi, Karadeniz’in batı kesiminde sondaj çalışmaları yürütüyor. İlgili NAVTEX bildirimine göre çalışmalar en az Eylül ayı sonuna kadar sürecek.

Karadeniz’deki operasyona “Kanuni” gemisi de katılıyor ve gemiye çok sayıda destek gemisi eşlik ediyor. “Yavuz”, “Abdülhamit Han” ve “Yıldırım” gemileri de Karadeniz’deki kuyularda sondaj çalışmaları yürütüyor. Türk açık deniz filosunun iki temel sismik gemisinden biri olan “Barbaros” da Karadeniz bölgesinde faaliyet gösteriyor.

Buna karşılık “Çağrı Bey” gemisi, teknik zorluklara rağmen güçlü bir sembolik öneme sahip olan derin deniz sondaj operasyonu kapsamında Somali açıklarında kalmaya devam ediyor. Aynı deniz bölgesinde 2024 yılında “Oruç Reis” araştırma gemisi tarafından hazırlık niteliğinde sismik araştırmalar yapıldığı belirtiliyor.

Suriye kıyılarına hareket edecek

“Oruç Reis” son haftalarda Türkiye’nin güneydoğu kıyıları açıklarında seyrediyor. 19 Ağustos’ta yayımlanan NAVTEX’e göre söz konusu gemi, iki destek gemisi eşliğinde 29 Ekim’e kadar sismik araştırmalar gerçekleştirecek. Ardından analistler, geminin Suriye kıyılarına doğru hareket etme olasılığını açık bırakıyor.

Atina-Ankara arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Yunan makamları Türk açık deniz filosundaki gelişmeleri ve hareketleri takip ediyor. Şu anda Yunanistan’ın ilgi alanındaki bölgelerde Türk araştırma gemilerinin herhangi bir hareketi tespit edilmese de Güneydoğu Akdeniz’de seyreden “Oruç Reis” gemisinin hareketleri Yunan yetkililerin dikkatini çekiyor.