• Kolombiya’da aşırı sağcı Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella göreve gelir gelmez barışçıl gösterileri tırpanlamaya başladı. Yeni kararnamede kurumlara ve polise tanınan yeni yetkilerle protesto ve gösteri hakkı adeta ortadan kaldırılıyor.

TİJDA YAĞMUR

Kolombiya’nın yeni aşırı sağcı Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella, 13 Ekim’de devletin protestoculara karşı güç kullanımını düzenleyen yeni bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi imzaladı.

Kararname, gösteriler sırasında polisin ve diğer devlet güçlerinin izlemesi gereken usullerin yanı sıra, gösterilere katılanlara karşı hangi koşullarda güç kullanılabileceğini de düzenliyor. Bu kararname, 2019 ve 2021 yıllarında Kolombiya’da düzenlenen protestoların ardından çıkarılan ve devletin protestolar sırasındaki tutumunu ve güç kullanımını düzenleyen önceki kararnamenin devamı niteliğinde. Yeni kararnameye göre önceki düzenlemede bazı eksiklikler bulunuyordu ve yeni düzenlemenin amacı mevcut kuralları daha da güçlendirmek.

Yol kapatmaya karşı hızlı hareket

Kararnamenin temel hükümlerinden biri, yolların kapatılmasıyla ilgili. Yol kapatma eylemleri, Kolombiya’da özellikle yerli halk hareketleri ve solun önemli kesimleri açısından uzun zamandır başlıca protesto yöntemlerinden biri. Yeni düzenleme, güvenlik güçlerinin yol kapatma eylemlerine daha hızlı ve daha az kısıtlamayla müdahale etmesine olanak tanıyor.

Ailelere çocukları üzerinden tehdit

Bir diğer değişiklik ise ailelerden ve çocuklardan sorumlu devlet kurumlarının, çocuklarını gösterilere götürerek onları tehlikeye attığı düşünülen ailelere müdahale etme hakkına ve yükümlülüğüne sahip olması. Bu müdahaleler, söz konusu ailelerin çocuklarına bakma hakkının sorgulanması gibi son derece ağır önlemleri de kapsıyor.

Kararnamede şu ifadeler yer alıyor: “Kız ve erkek çocukların, ergenlerin, hamile kadınların veya emziren kadınların, (Şiddet Eylemi Yasası’nın 4(f) maddesinde) belirtilen anlamda kullanıldığı açıkça görüldüğünde, Kolombiya Aile Refahı Enstitüsü ile polisin Çocuk ve Ergen Birimi’nin olay yerinde bulunması zorunludur.”

Düzenlemeye yerli halk hedef

Kolombiya’nın koşulları göz önünde bulundurulduğunda, bu düzenlemelerin özellikle gösterilere aileleriyle birlikte katılma geleneğine sahip yerli halk hareketlerini hedef aldığı anlaşılıyor. Devlet Başkanı De la Espriella’nın son dönemde kamuoyuna yaptığı açıklamalarda yerli halk hareketine yönelik ifadeleri de dikkate alındığında, düzenlemenin bu hareketi hedef alıyor olabileceği ihtimali daha da güçleniyor.

Düzenleme, kadınları ve çocukları gösterilerin mağdurları olarak tanımlayan hükümler de içeriyor. Buna göre, kadınların ve çocukların araçsallaştırıldığı, örneğin gösteriler sırasında mahsur bırakıldığı bir protesto, şiddet içeren bir gösteri olarak değerlendiriliyor ve zor kullanılarak dağıtılması gerekiyor.

Özel mülkiyet ve ticaret faktörü

Öte yandan kararname, polise gösteri alanlarının çevresinde güvenlik kordonları oluşturma ve katılımcıların serbestçe hareket etmesini engelleme yetkisi de veriyor. Böylece, polisin önlemeye çalıştığını öne sürdüğü durumun bizzat kendi müdahalesiyle ortaya çıktığı bir kısır döngü oluşuyor.

Buna ek olarak kararname, barışçıl gösterilere karşı güç kullanılıp kullanılmayacağına karar veren organlara, yani Birleşik Komuta Merkezleri’ne (Puesto de Mando Unificado – PMU), iş dünyasını temsil eden kuruluşları da dahil ediyor. Kararnamede, bu merkezlerde “yetki alanında faaliyet gösteren iş dünyası örgütlerinden veya üretim sektöründen bir temsilcinin” bulunacağı belirtiliyor.

Bu önemli bir ayrıntı; çünkü iş dünyasını temsil eden kuruluşlar özel mülkiyetin korunmasını savunuyor ve bu tutum çoğu zaman protestocuların talepleriyle çatışıyor. Kararname ayrıca işletmelere, sağlık hizmetlerine, ulaşıma ve diğer sektörlere erişimi de düzenliyor. Bunu yaparken, devletin şiddete başvurmadan gösteri yapılmasına saygı göstermesi gerekliliğinin önüne ticari faaliyetlerin kesintisiz sürmesini koyuyor. Kararnamenin çeşitli maddeleri, devlet güçlerinin özel mülkiyeti koruma yükümlülüğünü daha da güçlendiriyor; hatta bu yükümlülüğü barışçıl gösteri yapma hakkının korunmasının önüne geçiriyor.

Belediye ve eyalet yönetimleriyle bağlantılı mahalle örgütleri olan Topluluk Eylem Kurulları da gösterilere ilişkin kararların alındığı PMU’lara dahil ediliyor. Bu kurullarda sağcı görüşlerin güçlü bir biçimde temsil edildiği düşünüldüğünde, söz konusu düzenleme protestocularla, genellikle kendi mahallelerinde gösteri yapılmasını istemeyen yerel sağcı sakinler arasındaki gerilimi daha da artırıyor.

Söylemle gerçeklik arasında çelişki

Genel olarak bakıldığında, kararnamenin “diyalog” ve “barışçıl gösteri hakkı” gibi kavramları ele alışındaki çelişkiler dikkat çekiyor. Kararname bu ilkelere önemli ölçüde bağlılık ifade etse de kendi içinde çelişen hükümler içeriyor ve diyalog kurmak yerine doğrudan müdahaleye öncelik verme eğilimi taşıyor. Bir gösterinin ya da göstericilerin zor kullanılarak dağıtılıp dağıtılmayacağına karar verme yetkisini, büyük ölçüde polis birimlerinin kendi takdirine bırakıyor. Diyaloğun sona erdirilerek ve zor kullanılarak müdahaleye geçilmesini mümkün kılan gerekçeler o kadar fazla ve kapsamı o kadar geniş ki protestoculara karşı güç kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin karar, sonuçta bütünüyle polisin eline bırakılıyor.

5 aşama

Kararnamede gösterilere müdahale için beş aşama öngörülüyor: 1) önleme, 2) diyalog, 3) kurumsal arabuluculuk, 4) caydırma ve 5) kamu düzeninin yeniden sağlanması. Bir “şiddet eyleminin” gerçekleştiği ilan edildiğinde ilk üç aşama devre dışı bırakılıyor. Buradaki temel tehlike, “şiddet eylemi” tanımının son derece geniş olması. Bu da uygulamada ilk üç aşamanın atlanarak doğrudan dördüncü ve beşinci aşamalara geçilmesine yol açabilir.

Bu kararname, Amerika kıtasındaki yeni hükümetlerin benimsediği yeni siyaset anlayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu anlayışta baskıcı ve otoriter uygulamalar doğrudan hukukun sınırları içinde hayata geçiriliyor. Güvenliği ve kamu düzenini koruma söylemi ise uygulamada, yurttaşların toplanma, gösteri yapma ve hoşnutsuzluklarını dile getirme gibi temel haklarını aşındıran bir araca dönüşüyor.

Espriella’ya Trump desteği

Aşırı sağcı lider Abelardo de la Espriella, Kolombiya’da 21 Haziran’da yapılan seçimlerin ikinci turunda rakibi Iván Cepeda’yı geride bırakarak devlet başkanı seçildi. 7 Ağustos 2026’da ise görevi resmi olarak devraldı. ABD Başkanı Donald Trump, Espriella’ya seçimlerde “tam ve koşulsuz” destek verdi. Trump, Espriella’nın yasadışı göç, uyuşturucu ticareti ve silahlı gruplara karşı daha etkili mücadele edeceğini belirtiyordu. Daha önemli neden ise ABD yönetimi Latin Amerika’yı kendi nüfuz alanı için önemli bir alan görüyor ve özellikle de ticareti, siyasi ve diplomatik olarak kendisine bağlı olacağını düşündüğü sağcı iktidarları Latin Amerika’daki ülkelerin başında görmek istiyor.