Yaklaşık son üç aydır yaşadıklarımıza ‘neden’ arayışına son noktayı Yalçın Akdoğan koydu. 29 Temmuz'da kendisine yöneltilen sorular üzerine yaptığı açıklamada; Selahattin Demirtaş’ın "seni başkan yaptırmayacağız" çıkışının Erdoğan’ı tahrik ettiğini, HDP’nin oylarını artırarak AKP’yi zayıflatmasının hata olduğunu, AKP’siz çözüm sürecinin söz konusu olamayacağını söyledi. HDP’nin haddini aştığını ve seçmeni ile birlikte cezalandırıldığını, bir anlamda ülkenin kaosa ve savaşa sürüklenmesinin rövanş meselesi olduğunu itiraf etti.
Seçimlerden sonra iki aya yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, AKP’nin yeni hükümet kurdurmayarak geçici de olsa hükümet yetkisini elinde tutuyor olması, meselenin rövanşı aşan yanını, Erdoğan’ın ve AKP’nin kendi mutlak iktidarını sağlamlaştırma gayretini ön plana çıkartıyor aslında.
'İki polisin öldürülmesi talimatını Kandil verdi, HDP terör olaylarını kınamadı' gibi yalan ve sudan bahanelerle tırmandırdığı savaş ve çatışmalar, devlet şiddetinin yaygınlaştırılması, yaşanan can kayıpları, cenazelere gösterilen saygısızlıklar, Suruç Katliamı’ndaki en hafif söylemle ihmaller gösteriyor ki, Erdoğan ve AKP mutlak iktidar olma hayalini gerçekleştirebilmek için sınır tanımadan her yola, yönteme başvuracak. Kan dökecek, can yakacak, hak hukuk tanımayacak, yalana belenecek ama son nefesine kadar hırsının peşinden gidecek, o çamurun içinde debelenecek.
Debelendikçe de zavallılaşacak. HDP nin polis ve asker ölümleri nedeniyle taziye mesajı yayınlaması meselesinde, Dolmabahçe mutabakatı meselesinde, Abdullah Öcalan’ın görüşleri meselesinde ve daha pek çok konuda yalan ve inkardan medet ummaları resmen zavallılık değil de ne? Hangi gerçek ilelebet saklanabilir yalanlarla? Kendi televizyonlarından, gazetelerinden bile verilmiş haberleri nasıl gizleyecekler?
HDP, İmralı ve Kandil’i birbirlerine karşı kışkırtmaya kalkışmalarına ne demeli? Hangi biri AKP’nin aklıyla hareket eder? Ama olsun, deniyorlar. Ya tutarsa?(!)
Ya, IŞİD’i terör örgütü olarak görüyorlarmış yalanına inanan kalmış mıdır? IŞİD’le mücadele adı altında başlatılıp PKK ve sol örgütlere genişletilen operasyonlarda resmi olarak açıklanan rakamlar bile her şeyi anlatmaya yetiyor da artıyor zira. Aynı zaman diliminde 847 kişi PKK’li diye ve sadece 137 kişi IŞİD’li diye gözaltına alınmış, 140 kişi PKK’li diye tutuklanırken sadece 31 kişi IŞİD’li olmak suçlamasıyla tutuklanmış. IŞİD’ın besi yeri gibi kullandığı, çocukları oradan IŞİD’e götürülen ailelerin açıklamalarından herkesçe bilinen Hacıbayram Mahallesinden gözaltına alınan 11’i yabancı uyruklu 15 kişiden hiç biri tutuklanmamış. Hatta savcılığa dahi çıkartılmadan serbest bırakılmışlar. T.C.'nin IŞİD’le mi IŞİD’le mücadele edenlerle mi derdi var? Bu gerçeği sadece biz görmüyoruz ya.
Velhasıl, Erdoğan da AKP de debelendikçe daha da zavallı duruma düşüyor.
Ne kadar debelenirlerse debelensinler gerçekleri, işledikleri suçları ilelebet örtemeyeceklerini de, yaptıklarının hesabını vermek zorunda kalacaklarını da biliyorlar. Şimdilerde bu kadar tahrikkar davranmalarının, Kürtleri hedefe koymalarının bir sebebi de, son çare olarak, suçu üzerine atacakları başka birilerini mindere çekme arayışı zaten.