Fuat Keyman’a göre; “geçerliliğini ve önemini iyice kaybeden: HDP ve Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş” imiş.
Bir bilim insanı, derinlemesine analiz etmeden, gördüğü “manzaradan” böyle karakuşi sonuçlar çıkartmamalı.
HDP ve Selahattin Demirtaş’ın “geçerliliğini ve önemini iyice kaybetmesi” ne demektir?
Sakın bu, Türkiye’de “parlamenter temsili sistemin” AKP ve Saray darbesiyle ortadan kaldırıldığının en “geçerli ve önemli” sonucu olmasın? Keyman yanıtlamalı: CHP ve Kılıçdaroğlu ile MHP ve Bahçeli “geçerlilik ve önemlerini iyice” koruyorlar mı? Temel soru: TBMM “geçerlilik ve önemini” “iyiceyi” boş ver, “şöyle böyle” koruyabiliyor mu? “Parlamenter rejimden” ne haber? Erdoğan “fiili başkanlığını“ ilan edeli nice zaman geçti. Rivayete göre, Hitler Sosyal Demokrat Parti’yi kapattığı gün, Göbbels “SPD geçerlilik ve önemini iyice kaybetti” demiş.
CHP, MHP, TBMM fiske yemeden “geçersizleşti ve önemsizleşti”. HDP ve Demirtaş direnmekte.
HDP en fazla oy aldığı yerlerde, bugün ve 24 Temmuz’dan beri AKP’yle parlamenter yarışta mı, yoksa askerlerin, polislerin, tankların, havan toplarının ve helikopterlerin karşısında mı “geçerliliğini ve önemini kaybediyor?”
Fuat Keyman’a diyebiliriz ki, verdiği “ilmi fetvalar” bakımından “geçerli ve önemli” bir şahsiyet olarak, sen de şöyle Sur sokaklarında “geçerli ve önemli” olmayı bir denesene? Ben şahsen Sur sokaklarında “geçersiz ve önemsizim”. Kuto benden önemli.
Ne dediğini enine boyuna tartmadan boş boğazlık eden “aydın”a şunu da diyebiliriz:
Darbeler ve savaşlar, her şeyden önce, yasal, parlamenter, barışçı partileri ve onların yöneticilerini ‘geçersiz ve önemsiz’ hale getirir. Bu durumda o partileri “geçersiz ve önemsiz” diye nitelemek ise bilelim ki, darbe ve savaşları “meşrulaştırmanın” en gizli ve sinsi yoludur. Böyledir, çünkü siz bir yasal, parlamenter ve barışçı partinin ve onu yönetenlerin “geçerliliğini ve önemini yitirmesini” darbecilerin ve militaristlerin “amacı“ ve “suçu” olarak değil de, o parti ve yöneticilerinin “geçersiz ve önemsiz” oluşu olarak ilan ettiğiniz zaman, darbenin ve savaşın bu en alçakça, en hayasız sonucunu çaktırmadan alkışlamış olursunuz.
Keyman’a ne diyelim: dört tarafından kuşatılmış, üyeleri her gün onar, yirmişer göz altına alınan, vurulan ve öldürülen, tüm medyanın ambargo koyduğu, birkaç “özgürlükçü” TV kanalının RTÜK tarafından “geçersiz ve önemsiz” hale getirilmesiyle birlikte, iyice sesi, soluğu duyulmayan, her gün “dokunulmazlıkları kaldırılacak, partileri dağıtılacak” tehdidiyle karşı karşıya kalan, günde birkaç Kürdün cenazesini kaldırmaktan Meclis’e bile gidemeyen, gittiği zaman da azgın bir çoğunluğun saldırılarıyla sesi kısılan bir partiyi “geçersiz ve önemsiz” göstereceğine, yazı yazdığın köşede bu partiye karşı yürütülen saldırılara karşı çıksana…
Örneğin, “geçersiz ve önemsiz” dediğin Demirtaş’ın “AKP IŞİD’ın uzantısıdır” sözlerini yorumlasana…
Ya da Cizre’de bir “bodrum”da 30-40 sivili bombalayarak öldürmenin, Ankara’da askeri bir hedefe “intihar saldırısı” yapmakla kıyaslandığında “asıl savaş suçu” olduğunu yazsana…
Ya da bir HDP’li vekilin, Ankara patlamasını gerçekleştiren kişinin yakınlarına “taziyede” bulunmasının “derin” anlamını ele alsana; bu konuda koparılan gürültüye karşı, “HDP’li vekil ölenin mezarına çelenk koymuyor, ölenin “gözaltına aldığınız” yakınlarına baş sağlığı diliyor, o ölenin yakınları ise evlatlarını şehit olarak görüyor, siz de bordumda sivilleri öldüren polisleri şehit olarak görüyor, onların taziyesine gidiyorsunuz ya, aynen öyle” diye yazsana… Savaş sona ermedikçe, bu resmin değişmeyeceğini, düşmanlaşmanın derinleşerek, ortak vatanın bölünmeye doğru sürükleneceğini” dile getirsene…
Ve HDP “geçersiz ve önemsiz” hale geldiyse, bu tehlikeyi nasıl önleyeceğini, bizi boşver, ders verdiğin üniversitelerin patronlarına, Sabancılara ve Koçlara bir anlatsana.
Sana diyeceklerdir ki, eğer böyleyse “dükkanı kapatalım.”
O halde “HDP’yi “geçersiz ve önemsiz” hale getirenlere karşı çıkmalısın ve “demokrasi ve barış bloku” için HDP’yi desteklemelisin.