Şırnak’ta, Leyla Güven’e destek olmak amacıyla yapılan üç günlük açlık grevi eyleminde halay çekip şarkı söyleyen 6 kişi hakkında başlatılan soruşturma kapsamında “etnik duyguları tahrik ederek örgütü beslemek” gerekçesiyle iddianame hazırlandı.  

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e destek verenler Emniyet’in kıskacında. Daha önce açlık grevi eylemlerinin yapıldığı HDP il binalarını basıp eylemcileri gözaltına alan polis, Şırnak’ta da üç günlük açlık grevi eylemini ziyaret edip, halay çeken 5’i kadın 6 kişi hakkında soruşturma başlatmıştı. Alınan ifadelerin ardından haklarında iddianame hazırlanan 6 kişi hakkında önce “Kanuna aykırı toplantı yapmak” daha sonra da “Örgüt propagandası”ndan dava açıldı.

HDP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu onlarca siyasetçi, 2-3-4 Aralık’ta İstanbul, Ankara ve Mersin’de, 7-8-9 Aralık’ta ise Muş, Şırnak ve Mardin’de açlık grevi eylemi gerçekleştirmişti. Şırnak’ta HDP’li vekiller Nuran İmir, Hasan Özgüneş ve Hüseyin Kaçmaz’ın da girdiği açlık grevi eylemine halk, üç gün boyunca yoğun ziyaretleriyle destek vermişti. Her gün söylenen şarkılar ve çekilen halaylarla geçen grev, üçüncü günün sonunda yapılan basın açıklamasıyla sona ermişti. Açlık grevinin sona ermesinin ardından 5’i kadın 6 kişi Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Şube’den aranarak ifadeye çağrılmıştı.

Avukat eşliğinde ifade veren 6 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme” suçlamasıyla Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi’nde soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı. İddianameyi inceleyen asliye mahkemesi daha sonra “Her ne kadar yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı olan sanıklar hakkında ‘Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme’ suçlarından cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de suçun sübutu halinde sanıkların üzerine atılı suçun 3712 sayılı yasanın 72 maddesinde düzenlenen ‘Terör örgütü propagandası yapmak’ suçunun oluşabileceği ve bu suç nedeni ile yargılama yapma görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verip atılı suçun ‘örgüt propagandası’ olduğunu söyleyerek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

‘Size kim halay çekin dedi?’

 Emniyet tarafından ilk ifadeye çağrıldıklarında “Neden halay çektiniz?”, “Size kim halay çekin dedi?”, “Halayda nasıl şarkılar söylediniz?”, “Sizi kim oraya çağırdı?” ve “Orayı neden ziyaret ettiniz amacınız neydi?” sorularının sorulduğu kaydedilmişti. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildikten sonra duruşma tarihi belirlenecek dosyada yargılanan kişilerin isimleri ise şöyle: Resul Sadak, Emine Özek, Taybet Tatlı, Zeynep Beğenir, Şadiya Bilir ve Akide Bulut.

‘Etnik duyguları tahrik ediyor’

Dosyanın içeriğinde çekilen halay ve söylenen şarkılar için ise şu ifadeler kullanıldı: “Çekilen videolar internet ortamında paylaşıma sunarak ‘kişilerde etnik duyguları tahrik ederek’ örgüte katılım fikrini cazip göstermeye çalışılmıştır. Kitleleri harekete geçirme etkisinin bulunduğu, bu şekilde örgütün eylemlerini teşvik ettikleri ve böylece PKK’nin cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini övücü ve bu yöntemlere başvurmayı teşvik edici mahiyette olması sebebiyle iddianamedeki sevkin ‘örgüt propagandası yapmak’ suçunu oluşturabileceği açıktır.”

Davanın duruşma tarihi, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelendikten sonra kesinleşecek.  ŞIRNEX

   

Akil İnsanlar Güven’i ziyaret etti

Leyla Güven’i ziyaret eden Akil İnsanlar'dan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, "İnfaz yasasının İmralı Hapishanesi’ne uygulanmasını istemek kadar yasal bir talep olamaz” dedi. Gazeteci Ali Bayramoğlu ise “Saygı duyduğum için buradaydım. Bu sesi biraz daha fazla duyurmaya, elimden geldiğince gayret edeceğim” diye konuştu.

'Diyalog süreci' döneminde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti’nde yer alan 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan ve Gazeteci Ali Bayramoğlu tecride karşı başlattığı açlık grevinin 96. gününe giren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'i ziyaret etti. Heyette yer alması beklenen Prof. Dr. Baskın Oran, İstanbul Havalimanı’nda yaşadığı bir sorundan dolayı ziyarete katılamadı. Leyla Güven’i ziyaret eden heyeti, HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve Güven’in kızı Sabiha Temizkan karşıladı.

Türkdoğan: kanunlarına uysun

Heyet yaptıkları görüşme ardından Leyla Güven’in evinin önünde basın açıklamasında bulundu. İlk olarak konuşan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Akil İnsanlar olarak Leyla Güven’e yaptıkları ilk ziyaretin farkındalık yaratmak amacıyla olduğunu ifade ederek, “Bu açlık grevi ile Türkiye hapishanelerindeki tecrit sorununa değiniyor. Özel olarak İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan ve arkadaşları üzerindeki tecride dikkat çekiyor” dedi.

İnfaz yasasının açık olduğunu ve Türkiye’de kanunların herkese eşit uygulanması gerektiğinin altını çizen Türkdoğan, “Türkiye’deki hiçbir tutuklu ve hükümlü üzerinde katı görüş yasakları, katı tecrit ve izolasyon uygulanmamalı. Bir insan hakları savunucusu olarak her fırsatta dile getiriyorum. Hükümet ve devlet yetkililerine sık sık hatırlatıyoruz. Burası bir kanun devleti ise herkesin kanunlara uyması gerekir” diye konuştu. Leyla Güven’in sürdürdüğü açlık grevi eyleminin bütün Türkiye tarafından görülmesi gerektiğini vurgulayan Türkdoğan, şunları söyledi: “Bir katkı olmak amacıyla buradayız. Bizler insan hakları savunucuları olarak yaşamdan ve sağlıktan yanayız. Kendisini sağlıklı bir şekilde aramızda görmek istiyoruz. Bu sorunun da bir an önce çözülmesini istiyoruz. Umuyorum ki; bu sese kulak verilir ve Türkiye’deki tecrit kaldırılır. Bizler de Leyla Güven ve açlık grevindeki 300’ü aşkın mahpusun sağlık haklarını korumuş oluruz.”

Bu kadar yasal talep olamaz

Türkdoğan, gazetecilerin “Ziyaretleriniz sürecek mi?” sorusuna, “Cezaevlerindeki tecrit sorununu ve açlık grevi eylemcilerinin talepleri noktasındaki isteklerini iletmeye devam edeceğiz. Bu konuda daha önce Sayın Adalet Bakanı ile görüştük. İlk fırsatta Sayın Cumhurbaşkanı ile bu konuyu görüşmek isteriz. Bu sorunu çözmek bize göre çok kolay. Belki bir yanı siyaseti ilgilendirebilir ama bize göre bu tamamen hukuki bir talep. Türkiye cezaevlerinde tecridin kalkmasını istemek, infaz yasasının İmralı Hapishanesine uygulanmasını istemek kadar yasal bir talep olamaz. Bu talebi yerine getirmek hükümet tarafından oldukça kolaydır. Hem hükümet nezdinde hem kamuoyu nezdinde hem de uluslararası düzeyde girişimlerimiz sürecek. Umarım daha fazla insan bu sorunla ilgilenmeye başlayacak” diye noktaladı.

Vicdan ve duyarsızlık

 Leyla Güven’i ziyaret etmesinin nedenlerini sıralayan Gazeteci Ali Bayramoğlu, şunları söyledi: “Birincisi; vicdan ve duyarsızlık. Türkiye’de önemli bir siyasi partinin eşbaşkanı ve milletvekili üç aydır hayatını ve bedenini, inancı veya bazı siyasi talepleri için ortaya koyuyor. İçinde bulunduğumuz bu ülkede ve iklimde inanılmaz bir duyarsızlık, farkında olmama, vicdansızlık hali var. Bu her akli selim, demokrasiden biraz nasibini almış insanı öfkelendirmeli. Leyla Hanım bu açıdan bir sembol olmaya başladı. Hem bir mücadelenin sembolü hem de duyarsızlığın ne noktaya gelebileceğinin sembolü. Hakim basın açısından söylüyorum, siyasi diğer aktörler açısından söylüyorum.

Siyasi tecridin kaldırılması

 İkinci önemli olan ise siyaset. Leyla Hanım katıldığım ve etkileyen cümleler kurdu. Bunları kendi kelimelerimle söylüyorum; tecridin kalkması için yola çıktım ama bugün Türkiye’nin geldiği noktada bu eylem büyük bir siyasi tecridin ve bir topluluk ve siyasetine yönelik tecridin kalkmasının simgesi haline döndü. Bunun çok önemli olduğu kanaatindeyim.

Saygı duyduğumdan buradayım

 Üçüncü boyut; saygı ve ben onun yaşamasını istiyorum. Herkesin yaşam hakkının verilecek mücadeleler için elzem olduğu açıktır. Bir insan bedenini, canını ortaya koymuşsa, ona saygı duymamak mümkün değildir. Dolayısıyla bu saygıyı duyduğum için buradaydım. Bu sesi biraz daha fazla duyurmaya, elimden geldiğince gayret edeceğim.”

Genel tecride de karşıdır

78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ise Leyla Güven’in sürdürdüğü açlık grevi eyleminin tehlike sınırlarını zorladığını belirterek, “Önemli bir partinin eşbaşkanı ve bir milletvekili, 95 gündür açlık grevinde. Kamuoyunda, hükümette Leyla Hanım’a karşı yeterli bir duyarlılık söz konusu değil. Bu direnişi topluma yayılmaya başladı. Çeşitli sesler duyulmaya başlandı. Tek başına Öcalan üzerindeki tecritten çıkmaya başlamış ancak bu toplum üzerindeki genel bir tecride karşı yürütülen bir eylemdir” dedi.

Ciddi bir hal

 Cezaevlerinde açlık grevi eylemini sürdüren tutukluların sağlık ve yaşam koşullarına dikkat çeken Can, şöyle konuştu: “Cezaevlerinden ölümler gelebilecek. Çok sıkı gelebilecek. Seçime doğru giderken, Türkiye demokrasi açığını kapatmaya çalışırken, 300 insan açlık grevi içerisinde ciddi bir hal alması gibi bir durumu beraberinde yaşayacağız. Leyla Güven’in başlattığı eylem 303 insanla sınırlı kalacak kanaatinde değilim. Daha da katılım olacak. İstemediğimiz halde, belki ölümler de olacak” ifadelerini kullandı.

Türkiye bunu kaldıramaz

 Hükümete açlık grevi eylemlerinin taleplerinin karşılanması için çağrıda bulunan Can, şunu vurguladı: “Bu direnişin talepleri karşılanmalıdır. Türkiye ölümleri yaşamamalıdır. 21. yüzyılda açlıktan ölen insanları, bir milletvekilinin ölümü yaşanmamalıdır. Tutsakların cezaevlerinde ölümünü yaşamamalıdır. Türkiye bunu kaldıramaz. Çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkar.”

Açlık grevi eylemlerinin temelinde Kürt sorununun çözümsüzlüğü olduğu değerlendirmesinde bulunan Can, şöyle konuştu: “Kürt sorunu da ciddi bir hal almaya başlar. Bir an evvel bunun aşılması ve sorunun çözülmesi gerekiyor. Leyla hanımın tekrar sürdürmeye çalıştığı hayata daha güçlü bir şekilde katılımının sağlanmasını istiyoruz. Bu sorun bir an önce çözülmelidir. Kamuoyu bu soruna sahip çıkmalıdır. Türkiye daha kötü bir noktaya sürüklenmekten kurtarılmalıdır.”  AMED

 

Çocukların kafasına silah

Aslan Ailesi’nin evine baskın düzenleyen polis, aile fertlerini darp edip, küçük çocukların kafasına silah dayadı.

Amed’in merkez Bağlar ilçesine bağlı 5 Nisan Mahallesi’nde bulunan Aslan Ailesi’nin evine polislerce baskın yapıldı. Muş Cumhuriyet Savcılığı tarafından hakkında başlatıldığı belirtilen bir soruşturma doğrultusunda evine baskın yapılan baba Sedrettin Aslan (58) gözaltına alındı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen şeker, tansiyon ve kalp hastası Aslan’ın buradan Muş’a götürüleceği belirtildi.

Gözaltına alınan Sedrettin Aslan’ın kardeşinin eşi Adalet Aslan (42), yapılan baskınla birlikte bir üst katında bulunan kaynının evinde yaşananları şöyle anlatttı: “Barbarca eve girdiler. Kaynımın evine gittiğim zaman onu yere atmışlardı. Hakaret edip, darp ediyorlardı. Kaynımın gelinini de dövdüler. Evi darmadağın ettiler. Benim ve kaynımın çocukları 13 yaşındalar. Çocuklarımızın başına keleş dayamışlardı. Çocuklar korkuyordu. Yanlarına gitmek istediğimde içlerinden biri bana da ‘konuşma kadın, başını kaldırma, beynini ezerim’ dedi. Beni yere yatırmışlardı. 6 kişi üzerime basmıştı. ‘Konuşmayacaksınız’ diyorlardı.”

Çocukların yaşadıkları o anlar nedeniyle kapının önüne bile çıkamaz hale geldiğini dile getiren Adalet Aslan, tepkisini “Yeter artık bu yaptıkları. Şunu bilsinler ki biz hiç korkmuyoruz. Ne kadar çok üzerimize gelseler biz de o kadar onları teşhir edeceğiz dünyaya karşı. Onlardan korkmuyoruz” sözleriyle gösterdi.

Kardeşi Salih Aslan (47) da polislerin ağabeyinin ailesi ile birlikte  yaşadığı evin ve binanın kapılarını kırarak içeriye girdiğini belirtti. Polislerin girdikleri evdeki herkesi, küçük çocukları dahi yere yatırıp, kafalarına silah dayadığını, hakaretlerde bulunduğunu söyleyen Aslan, “Ağabeyimi, yeğenimi ve gelinini dövmüşler. 6-7 yaşındaki torununu da dövmüşler” dedi.

Ağabeyinin gözaltına alınmasının ardından polislerin evin kırılan kapısını çilingir çağırtarak değiştirdiğini aktaran Aslan, baskın sırasında yaşadıkları nedeniyle özellikle yeğenlerinin psikolojilerinin bozulduğunu ifade etti.  AMED