
Akil İnsanlar Heyeti üyesi olan ve İzleme Kurulu için de ismi geçen İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, hükümetin, özellikle 28 Şubat Dolmabahçe deklarasyonuna uygun davranmadığını dile getirdi.
Statü kazandırılmalı
“Türkiye’de bir yönetim krizi yaşanıyor. Cumhurbaşkanı farklı bir şey söylüyor hükümet ürkek başka bir şey söylüyor” diyen Türdoğan, Başkanlık sistemini getirmek için yapay krizler çıkarıldığını dile getirdi. Türkdoğan şunları dile getirdi: “Önemli olan görüşmelere bir statü kazandırılmasıdır. Öcalan ile yapılan görüşmelerin bir statüsü yok. Kürt tarafının temsilcisi olarak bu görüşmeleri yürütüyorsa, buna statü kazandırmanız lazım. AKP’nin yol haritası yok. Kürtler olmadan bu işi çözemezsiniz. Bu iş ancak muhatabınızı kabul ederek ve ona statü kazandırarak yapacaksınız. Öcalan’ın gayretleri üzerinden süreç bu noktaya geldi, gayretleri suistimal edilirse süreç farklı bir noktaya gelir.”
Hükümet netleşmelidir
Akil İnsanlar Heyeti’nin bir diğer üyesi olan Lami Özgen de hükümetin demokratik çözüm sürecine ilişkin ikiyüzlü bir yaklaşım sergilediğini ve meseleyi zamana yaydığını belirtti. Özgen, “Seçim takviminin başlamasıyla cumhurbaşkanı klasik inkar politikalarına yöneldi ve bu farklı bir mecraya götürdü. Hükümet netleşmelidir, bunun sorumluluğu hükümettedir” dedi.
Kezban Hatemi ise, yaşanan durumu ilişkin, gelinen aşamada sürecin bitirilemeyeceğini belirterek, “Bunu bitiren bunun sorumluluğundan kurtulamaz. Bu süreci bitirecek kişi daha doğmadı” değerlendirmesinde bulundu.
Sivil toplum örgütleri: Öcalan’a statü
Diyarbakır’daki sivil toplum örgütü temsilcileri de Erdoğan’ın söyleminin şiddet zemini yarattığı uyarısında bulunarak, sürecin devam edebilmesi için hükümete Öcalan’ın statüsünü tanıma çağrısı yaptı.
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, “Sorunlar bir masa etrafında çözüme kavuşur. Masa olmaz derseniz o zaman silahlar devreye girer. Bunların olmaması için de çözüm süreci barışçıl bir şekilde yürütülmesi gerekir” dedi.
Doğu Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu ise şunları dile getirdi: “Cumhurbaşkanının ayrıştırıcı, çözüm sürecine zarar veren söylemlerine karşı tüm kesimlerin tepki göstermesi gerekir. Öcalan halk nezdinde önemli bir statüye sahip, hükümet ve devlet de bunu kabul edip yasal zemin hazırlamalıdır”
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Cengiz Günay da “Cumhurbaşkanının bu açıklamaları süreci sulandırmaktan başka bir şey değildir. Hükümetten sürece bir an önce yasal zemin kazandırması ve Öcalan’ın statüsünü kabul edip, barışın önünü açmasını bekliyoruz” dedi.
Öcalan ve heyetin sürecin geliştirilmesinde büyük hassasiyet gösterdiğini ifade eden İHD Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici ise, hükümet ve Cumhurbaşkanının sürekli tersi bir tutum sergilediğine işaret ederek, “Cumhurbaşkanın bu söylemlerini Türkiye halkları da, biz STK’lar da kabul etmeyeceğiz. Öcalan’ın siyasi statüsünün kabul edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye belirtti.
Aydın ve yazarlar: Erdoğan seçimlere oynuyor
Heyetin açıklamasına gazeteci, aydın ve akademisyenlerden de destek geldi.
Celal Başlangıç (gazeteci): “HDP’nin parti olarak seçime girme kararı alması, arkasından barajı aşacağının belirginleşmesi Erdoğan’ın 7 Haziran’a kadar oynayacağı barışçılık ve çözümcülük oyununu bozdu. Kurulması muhtemel masayı seçimden erken devirdi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin masayı son ana kadar terk etmeyeceği kesinleşti. Böylesi bir kriz AKP’ye Türkiye halklarından büyük oranda kabul görmüş çözüm sürecine bedel olur.”
Ali Bayramoğlu (yazar): “Yaşanan durumun konjonktürel bir kriz olduğunu ve seçimlerden sonra aşılacağını düşünüyorum. Sürecin koparılmaması ve elde edilmiş kazanımların sindirilmesi son derece önemlidir, iki taraf açısından.”
Prof. Dr. Baskın Oran: “Erdoğan, seçimlere oynuyor. Onun için milliyetçilik yapıyor. Seçimi falan bir kenara koyun, TSK’yle flört amacına yöneliktir. Çünkü Latin Amerika tipi başkan (diktatör) olmaya taktı ve o tip diktatör asker olmadan ayakta duramaz. Mesele budur.
Hakan Tahmaz (Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü): “Taraflar arasında böylesi bir mutabakat durumunda Cumhurbaşkanı’nın bu yaklaşımı ve tavrı, ciddi bir güven problemi oluşturuyor. “