Tutuklu Hükümlü Aileleri Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) Başkanı Zübeyde Teker, Akil İnsanlar Komisyonu'nun "Doğu Anadolu Grubu"nda yer alıyor. Teker, Komisyon ile ilgili görüşlerini, itirazlarını ve bulunma gerekçelerini açıkça ifade ettiğini belirterek, bu şekilde çalışacağını söyledi. İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan ise bazı eleştirilerin yersiz olduğunu belirterek, hükümetin sadece çalışmaları kolaylaştıracağını ve çeşitli bazı güvenlik tedbirleri alacağını, onun dışında herhangi bir çalışmaya dahil olmayacağının altını çizdi.

Komisyonda yeraldığını Beşir Atalay'dan aldığı telefonla öğrenen Teker, federasyon ve BDP ile konuyu görüştükten sonra heyete dahil olmayı kabul ettiğini belirtti. Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın Dolmabahçe'de komisyon üyeleriyle yaptığı toplantıya katılan Teker, 2 aylık çalışma içinde haftada 4 gün illere giderek STK'lar, kanaat önderleri, üniversite öğrencileri ve halkın katılımıyla toplantılar yapacaklarını söyleyerek, "Talep ve beklentileri dinleyip raporlaştırıp kamuoyu, hükümet ve muhalefet ile paylaşmayı hedefliyoruz" dedi. ANF'ye konuşan Teker, Malatya ve Elazığ'ı kapsayan 4 günlük programın startını bugün başlatacaklarını belirtti.

Taraflar farklı rol biçiyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Akil İnsanlar Komisyonu'nu 1999 yılından bu yana dile getirdiğini hatırlatan Teker, "Akil İnsanlar Komisyonu, çözüme yönelik demokratik düzenlemeler, olası bir çekilmenin sağlıklı sürdürülmesi, sonrası süreçlerin sağlıklı yürümesi için aktif görev alıp, iki tarafın uzlaşamadığı konularda taraflarla iletişim sağlayarak uzlaşma koşullarını yaratmak gibi misyonları olması gerekirken, katıldığım toplantıdan edindiğim bilgi ve planlamalardan ortaya çıkan sonuç hükümetin Akil İnsanlar Komisyonu'na biçtiği rol sadece kamuoyu yaratmaya yönelik toplantılar yapan, halkın barıştan beklentilerini kamuoyu ve taraflara ileten bir nevi raportörlük görevi ile sınırlandırılmış bir komisyon" diye konuştu.

'Hükümetin bakış açısı eril'

Hükümetin komisyona bakış açısının eril olduğunu ve bu konudaki eleştirilerini Başbakan Erdoğan'a da ilettiğini söyleyen Teker, şöyle konuştu: "Çıkıp meydanlarda analardan destek isteyip kurulan komisyona dahil edilmemelerinin bir çelişki olduğunu ve kadın temsiliyetinin asıl muhatabı olan kadın hareketlerinin bu sürecin dışında bırakılmasının doğru olmadığını, bütün bu eksik yaklaşımlara ek olarak şu anki kadın sayısının yetersiz olduğunu ifade ettim. Sosyal politikaları ile kadını sosyal yaşamın dışında bırakmayı hedefleyen bir hükümet gerçekliğinde hükümetin kadın-barış ilişkisini doğru kurgulamasını beklemek çok gerçekçi bir talep ve yaklaşım olmaz. BDP'nin bu konudaki hassasiyetini ve ısrarını bile dikkate almayan bir hükümet pratiği ile karşı karşıyayız."
Komisyonda kadına verilen özel bir rol olmadığının altını çizen Teker, "Bu konuda hassasiyeti olan kadınlardan biri olarak bundan sonraki sürecin doğru işletilmesi için başta aktivisti olduğum DÖKH olmak üzere kadın hareketleri ve Barış İçin Kadın Girişimi grupları ile ortak hareket etmeyi ve onların komisyondaki sesi olmayı esas alacağım" dedi.

'Başbakan dili değiştirilmeli'

Türk Başbakan Erdoğan'ın kullandığı dili de eleştiren Teker, bu hususa toplantıda da dikkat çektiğini belirterek, şunları söyledi: "İlk olarak Başbakan'ın özellikle vurguladığı 'terörizmi bitirmek için barış' söyleminin halkta ciddi rahatsızlık yaratacağını, halkımızın devlet ile duygusal kopuş yaşadığını ve devlete güvenin de ciddi anlamda zedelendiğini, Başbakan'ın söylemi sonrası halka gidip ikna etmenin mümkün olmadığını, tam tersine tepkiye dönüşecek bir duruma zemin yarattığını, bu konuda üslubuna dikkat etmesini ve dilini değiştirmesine yönelik bir çalışma yapması gerektiğini ifade ettim."

'Barış reklam kampanyası değil'

Toplantının bazı katılımcılarının komisyon çalışmasını ‘PR’ (Public relations – Halkla ilişkiler) olarak ele aldığını ve buna itiraz ettiğini ifade eden Teker, "Barış, reklam kampanyası olarak ele alınamayacak kadar ciddi bir konu" dedi. Teker şöyle konuştu: "Toplantıda, bunun farkında olmayan komisyon üyeleri olduğunu, bunu hükümetin reklamına dönüştüğünü hissettiğimde ve ayrıca halkımı yanıltan herhangi bir bilgilendirme söz konusu olduğunda bu çalışmadan çekilebileceğimi beyan ederek dikkatli davranılmasının önemine dikkat çektim. Eleştirdiğim bir nokta da oluşturulan gruplara başkan, başkan yardımcısı ve sekreterliğin baştan atanmasının irade kırmaya dönük bir izlenim yarattığını, hükümetin güvenlikçi bir anlayış ve sürekli kontrol altında tutma isteğine dönük bir yaklaşım olarak yansıdığını ve bağımsız bir komisyon iddiasına gölge düşürdüğünü ifade ettim."

'Hükümet ciddi yaklaşmalı'

Sürecin çok değerli ve çok hassas olduğuna dikkat çeken Teker, hükümetin bunun farkında olmasını istedi, "Hükümet barışa yakışacak ciddiyette bu sürece yaklaşmalı" dedi. Teker, "Şunu herkes iyi biliyor ki, bu süreç başarıyla sonuçlanmazsa bizi 'kıyamet' bekliyor. Hükümet yetkilileri bunu bir saniye bile aklından çıkarmamalı. Bu nedenle barışa ciddiyet ve samimiyetle yaklaşmalıyız" diye konuştu.
Öcalan'ın "demokratik çözüm" olarak ortaya koyduğu projenin halkta büyük bir heyecan yarattığını vurgulayan Teker, "Biz her dönem olduğu gibi halk olarak Önderliğimizi esas alıyoruz ve gelinen noktada demokratik çözüm için halk olarak dönemsel görev ve sorumluluğumuzun bilincinde olarak dönemi karşılamaya hazırlanıyoruz. Umuyoruz ki bu konuda devlet, hükümet ve muhalefet de gerekli samimiyeti gösterir de, özgür vatanda eşit birliktelik temelinde bir barışı hep birlikte inşa ederiz" dedi.

Akdeniz Grubu yarın toplanıyor

Akdeniz Bölgesi Grubu'nda yer alan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Komisyonun programını heyetin kendisinin belirleyeceğini belirterek, her grubun kendi toplantısını yapacağını söyledi. İlk toplantılarını 7 Nisan'da yaptıklarını ifade eden Türkdoğan, "Çalışma yöntemlerimizi, ziyaretlerimizi, takvimimizi, çalışmalarımızda nasıl bir dil kullanacağımızı bütün hususları ayrıntılı bir şekilde tartıştık. Kendi içimizde teknik bir komite kurup, konuştuğumuz konuları planlama yapma noktasında onlara bir görev verdik. Ve Perşembe günü yani 11 Nisan'da toplanıp çalışma yöntemimize son şeklini verip ve start vereceğiz. Aşağı yukarı bütün gruplar bizim gibi yapacaklar. Dolayısıyla Akil İnsanlar'ın çalışmaları tamamen kendilerinden sorumludur. Bu açıdan heyete yönelik bazı eleştirilerin karşılığının olmadığını özellikle belirtmek istiyorum" dedi. Türkdoğan, hükümetin sadece çalışmaları kolaylaştıracağını ve çeşitli bazı güvenlik tedbirleri alacağını, onun dışında herhangi bir çalışmaya dahil olmayacağını dile getirdi.

Sürece katkı sunacak

Çalışmalarının 2 aya yakın süreceğini aktaran Türkdoğan, "Akdeniz bölgesinde 8 il var. Çok sayıda büyük ilçe var. Dolayısıyla biz nerden baksanız belki 15-20 civarında yeri ziyaret etmek zorunda kalacağız. Bütün bunlardan sonra bir rapor oluşturacağız. Tespitlerimizi, gözlemlerimizi, önerilerimizi, süreçle ilgili kaygılarımızı, beklentilerimizi hemen hemen her şeyi raporlaştıracağız ve bunlar hükümete sunulacak. Ve inanıyorum ki hükümet bizim bu raporlarımızdan çok şey öğrenecek. Yine sürecin ilerlemesi konusunda katkı sunacağını düşünüyorum" dedi.
DİHA'ya konuşan Türkdoğan gidecekleri bölgelerin özgünlüklerini gözönünde bulunduracaklarını ifade ederek şöyle konuştu: "Hepimizin amacı Türkiye'nin şiddet ortamından çıkması, kalıcı çatışmasızlığın sağlanması, daha doğrusu Abdullah Öcalan ile hükümet arasında devam eden müzakerelerde varılan prensiplere uygun hızlanmasını sağlamak. Yani tarafların ortaya koydukları irade gayet açık. Bizim bu noktada bu iradelerin ön gördüğü amaçların gerçekleşmesine katkı sunmak. Dolayısıyla toplumun tamamını bu sürece katmak gerekiyor. Ayrıca toplum bu konuda ne düşünüyor. Toplumun değişik çevreleri neler diyor. Onların düşüncelerini öğrenmek ve kendi düşüncelerimizi onlara aktarmak. Tabi bir diğeri de Türkiye'nin demokratikleşmesini istemek. Türkiye'nin hızla demokratikleştiği bir noktaya gelmesini sağlamak. Kürt sorunu aynı zamanda bir demokratikleşme sorunudur. Esasen yeni bir anayasa ile birlikte çözülecek bir sorundur. Tabi her şeyden önce tarafların ortaya koyduğu güçlü iradeyi destekleyerek çözülebilecek bir sorundur. Dolayısıyla bütün bu hususlarda gideceğimiz illerde, yerlerde, kasabalarda ziyaretlerimizi yaparken tüm bunları aklımızda tutarak gideceğiz."

Amed'de bugün toplanıyor

Akil İnsanlar Heyeti'nin "Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu" ise bugün Amed'de toplanacak. Heyet üyelerinin Amed'de iki gün ziyaretler gerçekleştirecekleri ve bu ziyaretler kapsamında, sivil toplum kuruluşları, farklı inanç ve mezhep grupları ile savaştan zarar gören insanlarla görüşmesi bekleniyor. 11-12 Nisan tarihleri arasında ziyaretler gerçekleştirecek heyette, M.Emin Ekmen, Yılmaz Ensaroğlu, Kezban Hatemi, Murat Belge, Fazıl Hüsnü Erdem, Yılmaz Erdoğan, Etyen Mahçupyan, Lami Özgen ve Ahmet Faruk Ünsal yer alıyor.

HABER MERKEZİ