
Akil İnsanlar Komisyonu “Doğu Anadolu” heyeti, Malatya, Elazığ, Hakkari, Yüksekova ve Van’da temaslarda bulundu. Komisyon Sekreteri Ayhan Ogan, Komisyon Üyesi (Sivil Dayanışma Platformu Başkanı) Avukat Mehmet Uçum, Kürt illerinde geçirdikleri 10 günün izlenimlerini DİHA’ya anlattı. Komisyon için temasların çok önemli olduğunu kaydeden Ayhan Ogan, özellikle Hakkari’de ateşin ve acının en fazla hissedildiğini belirterek, burada her eve ateş düştüğünü dile getirdi. Bu nedenden dolayı bölgedeki insanların sürece ilişkin kanaatlerinin kendileri için çok önemli olduğunu söyleyen, Ogan, “Biz burada yaptığımız temaslardan çok memnun kaldık. Bize ilk defa burada ‘barış elçileri, umut insanları’ dediler. Çok verimli toplantılar yaptık, bizi çok hoş karşıladılar. Kadim Kürt misafirperverliğinin çok güzel örneklerini sundular. Bütün heyet üyeleri çok memnun kaldı. Süreç ile ilgili çok önemli öneriler sunuldu” dedi.
Dipten gelen dalga
Herkesin süreç ile ilgili beklenti, kaygı, kuşku ve sıkıntılarının olduğunu vurgulayan Ogan, “Biz herkesin gözünde sorunların aşılması için ciddi bir kararlılık gördük. Bu sefer kimse bu kararlılığı bozamayacak ve bozmaya gücü yetmeyecek. Bu adeta bir dip dalga. Ben de bu toplum kendi geleceğini konuşarak, demokratik usuller ve hukuk sistemi içerisinde yeniden düzenleyip oluşturarak başaracağı kanaati pekişti. O açıdan umutlu ve sevinçliyim” diye konuştu.
‘Öcalan’ın özgürlüğü kesin’
Görüşmelerde “Sayın Öcalan’ın özgür bırakılması çok kuvvetli bir şekilde ön plana çıktı“ diyen Ogan, “Fakat bunu barışın bir koşulu olarak sunmak süreç açısından uygun bir koşul olmayabilir. Ama ben şuna inanıyorum ki; Türkiye’de birkaç yıl önce bunları konuşmak, dile getirmek bile sıkıntıydı. Bu beklentilerin zaman içerisinde aşılacağına inanıyorum. Adeta kesin olarak görüyorum. Bunlar karşılanmayacak beklentiler değil” dedi.
‘Yenidan inşaa edeceğiz’
Bu tür süreçlerin sonuçlarının genelde bu şekilde neticelendiğini ifade eden Ogan, sözlerine şöyle devam etti: “Yani bu konu ile ilgili mağdur olmuş insanı bir şey söylediği için, insani bir hakkını kullandığı için cezaevine koydular. Bunlar bizim çarpık hukuk sistemimizden, güvenlikçi anlayış ile dizayn edilmiş devleti merkeze alan hukuk sistemimizden kaynaklanıyor. Yeni bir dönemde bunu inşa edeceğiz. Yeni bir hukuk sistemini inşa edeceğiz. Yeni bir siyasal sistemi beraber inşa edeceğiz. Bunu sadece Kürtler inşa etmeyecek, Türkiye’nin bütün bileşenleri inşa edecek. Şimdi konuştuklarımızın hepsi birkaç yıl sonra gündemden çıkacak.”
‘Destek yüzde 95’
Komisyonun bir diğer üyesi Avukat Mehmet Uçum ise, 4 il ve bir ilçede çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, tüm illere ilişkin izlenimlerini ayrı ayrı aktardı. Uçum, Malatya ve Elazığ‘daki izlenimlerinin 3 başlık altında toplandığını ifade etti. İzlenimlerinden ilkinin “herhangi bir koşul öne sürmeden barış ortamına ilişkin silahların bırakıldığı ve güvenli bir ortam oluşsun” diyenlerin olduğunu söyleyen Uçum, 2’nci başlığın hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması talebi olduğunu belirtti. 3’üncü kategoride yine barışa destek verildiğini; fakat bu kesimin de kaygılı ve endişeli bir topluluk olduğuna işaret etti. Uçum, Malatya ve Elazığ’da toplumun yüzde 95’inin sürece destek verdiğini belirtti.
Yeni siyasal sistem talebi
Hakkari ve Yüksekova’da inanılmaz bir barış iradesinin olduğuna işaret eden Uçum, “Biz buraya barış için geldik ve hem Hakkari hem de Yüksekova’da çok derin bir barış arzusu var. Orada barıştan sonraki süreç yeni siyasal sistem talebi kendisini son derece güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Oradaki genel kanı ise benim izlenimlerime göre; devlet bir tane olsun ama ortak devletimiz olsun. Ortak ülkemiz olsun, bayrak bir tane olacak ama ortak bayrağımız olacak diye. Bütün kimliklerin kendini ifade edebildiği, bütün yaşam tarzlarının kendisini ifade edebildiği yeni bir siyasal yapılanma istiyorlar. Hakkari ve Yüksekova’da demokratikleşme isteği öne çıkan taleplerdi” dedi.
‘Güven duygusu tesis edilmeli’
Van’da da çok ciddi bir şekilde barış isteği gördüklerini ifade eden Uçum, “Burada barışa karşı çıkan sesler hiç duymadık. Ama endişeleri ve kaygıları var, bunları bize ilettiler. Temel mesele şu; Kürt halkının barışa ikna edilmesi gibi bir problem yok. Çatışmaların yoğun olduğu dönemde de burada barış isteği yoğundu. Burada Kürt halkının hırpalanmış, param parça edilmiş, güven duygusunu yeniden tesis etmeye ihtiyacı var. Güven duygusunun tesisinde somut adımlar son derece önemli. Aslında bir ikna faaliyeti olacaksa da batıda bu sürece karşı çıkan insanların eğitilmesi, doğuda güvenin tesis edilmesi ile sürecin ilerleyeceğini ön görüyorum” diye konuştu.
‘Siyasetin meşruluğu kalmaz’
Uçum, gelinen aşamayı ise şöyle özetledi: “Barış, bu sürecin ilk aşamasıdır. Birlikte yaşama kültürümüzü, birlikte yaşama hukukuna dönüştürme aşaması da ikinci aşamadır. Bu aşamada da yeni anayasa son derece önemli rol oynuyor. Ankara siyaset üretirken bu toplumsal iradeyi esas alacak. Aksi takdirde Ankara’da üretilen siyasetin meşrutiyeti tartışılır. Toplumsal meşrutiyete dayanmayan siyasetin bundan sonra meşru olma şansı yoktur.”
Temaslarında toplumun genel olarak Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü istediklerini aktaran Uçum, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan’ın özgürlüğü ileriye dönük konular olarak ele alınmalı. Sayın Öcalan kendisi de şu an bunu bir ön şart olarak öngörmüyor. Arka planda neler konuşulduğuna dair bizler muvakkıf değiliz. Sayın Öcalan deklarasyonunda da ifade ettiği gibi Türkiye’nin geleceğini birlikte kurmaktan ve örmekten söz ediyor. Demokratik, çağdaş, çoğulcu ve çok kimlikli bir siyasal yapı proje var. O ilerlediği zaman bu tip konular daha sonra gündeme gelecek. Bu konuda şu aşamalarda ısrarcı olmamak gerekiyor. Gelecek bizim için 21. yüzyılda laik ve çağdaş bir sisteme kavuşmamız şeklinde gerçekleşecek.”
Ailelere ziyaret
Polis kurşunuyla yaşamını yitiren Şerzan Kurt'un babası Ömer Kurt, Akil İnsanlara, "Eğer yaraya iyi bir merhem sürülmez, tedavi iyi yapılmazsa, bundan sonraki kaoslar daha acı olacaktır" dedi.
Akil İnsanlar Komisyonu "Güneydoğu Bölgesi" heyeti, Amed, Mardin ve Şırnak'ın ardından Batman'a geçti. Heyet Başkanı Yılmaz Ensaroğlu ve heyet üyeleri Kezban Hatemi, Mehmet Emin Ekmen, Fazıl Hüsnü Erdem, Lami Özgen, Ahmet Faruk Ünsal kentte ilk olarak 12 Mayıs 2010'da Muğla'da polis kurşunuyla yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şerzan Kurt'un ailesini ziyaret etti. Baba Ömer Kurt, başlatılan sürece destek verdiğini belirterek, şunları dile getirdi: "Toplantılarınız, yaraların kaşınmasıdır aynı zamanda. Eğer yaraya iyi bir merhem sürülmez, tedavi iyi yapılmazsa, bundan sonraki kaoslar daha acı olacaktır. Adalet ve vicdanın su yüzüne çıkmasını istiyoruz. Adaletsizliği kim yapıyorsa hak ettiği cezayı almasını istiyoruz. Toplumun eskisi gibi yan yana gelmesini istiyoruz. Biz çocuklarımızı kaybettik. Çok kişinin canı yandı. İşkence, eziyet görüldü. Bu bölgede bu sorunlardan etkilenmedim diyen hiç kimseyle karşılaşamazsınız. Tek mesele; Kürt sorunundan kaynaklanıyor. Bu sorunun artık çözülmesi gerekiyor."
Anne Nejla Kurt ise, sürecin devam etmesi, sonuca gitmesi ve hiç kimsenin bir daha evlat acısı çekmemesini diledi. Anne Kurt, "Bizim de aslında bu sürece katkımız olmalı. Tam bizim zıttımız durumda olan bir polisin, bir askerin annesiyle kucaklaşmaya hazırım. Yaşamını yitiren asker ve polislerin annelerini de Kürt annelerinin yanında görmek istiyoruz" dedi.
Heyet 'KCK davası' kapsamında tutuklu bulunan Batman Belediye Başkanı Necdet Atalay'ın eşi Devrim Atalay'ı ziyaret ettikten sonra, 2010 yılında Hasankeyf yolu üzerinde bulunan Meymuniyê köyü yakınındaki patlama sonucu yaşamını yitiren Av. Sedat Özevin'in ailesini ziyaret etti.
HASAN YOLDAŞ / DİHA/VAN