
Öcalan'ın uzun süredir ısrarla dile getirdiği bu talepler kamuoyunda da destek görüyor. Akil İnsanlar Heyeti üyeleri, Öcalan'ın önelerine destek verirken, sürecin yasala zemine oturtulmasının önemine vurgu yaptı.
Özgen: Hükümet oyalıyor
KESK Genel Başkanı Lami Özgen, yapılan görüşmelerin nihai çözüme evirilebilmesi için hukuki adımların atılması gerektiğini ifade etti. Yasal, demokratik zeminin hazırlanması gerektiğinin altını çizen Özgen, hükümetin mevcut durumunu, "süreci oyalamak ya da çözümü engellemek" olarak yorumladı. Özgen şöyle konuştu: "Hükümet 'ama'larla bir oyalamaya gidiyor, hala tereddütlü davranıyor. Bu tereddütlü davranışları, sadece Kürt hareketinin ve halkların aleyhine değil, aynı zamanda hükümetin aleyhindedir. Hükümet, bu sürecin siyasal sorumluluğunu daha fazla hissederek, daha güçlü ve etkili adımlar atmak zorunda. Demokratik usullerin bir an önce hayata geçmesi lazım."
Demokrasi güçleri müdahil olmalı
Görüşmelerde şu anda devlet ve Kürt tarafının olduğunu belirten Özgen, "Bunu da Öcalan yürütüyor ama bu iki tarafla beraber Türkiye'de toplumsal kesimlerin ve demokrasi güçlerinin müdahil olması lazım ki bu sorunun bütünlüklü olarak ele alınması ve çözümü paylaşılabilsin. Bu bağlamda artık bu görüşme süreçlerinde Türkiye'nin değişik kesimlerinin müdahil olması ve olanaklarının yaratılması gerekiyor" dedi.
Uçum: Müzakere masası genişlemeli
Çözümün siyasi zeminde müzakereler ile mümkün olduğuna vurgu yapan Avukat Mehmet Uçum, hukuki düzenlemelerin bununla birlikte geleceğini kaydetti. Müzakere heyetlerine sivil toplum kurumlarının da katılmasının önemine işaret eden Uçum, "Zaten siyasi açıdan BDP'nin, HDP'nin, AKP'nin, hükümetin devrede olduğu bir müzakere süreci var. Dolayısıyla bu daha da zenginleştirilebilir. Sivil toplum alanı ve medyanın rolü açısından zayıflıklar var. Sivil toplum ve medya rolü üzerine yoğunlaşılarak, müzakere evresine dahil edilebilir" diye konuştu.
Ünsal: Müzakere grupları oluşturulmalı
Demokratik çözüm sürecine uygun bir ciddiyet içinde olunması gerektiğini dile getiren MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Meclis'te kurulan çözüm komisyonunun müzakere için çok işlevli olmadığına dikkat çekti. Bunun için daha işlevsel olacak, belli konu başlıkları üzerinde çalışacak müzakere guruplarının oluşturulmasının önemli olduğunu ifade eden Ünsal, "Bu çatışmanın büyüklüğüne ve ciddiyetine uygun çözümün ancak müzakere grupları ile çözülebilecek bir konu olduğunu düşünüyorum. Öcalan'ın yaptığı öneriye de katılıyorum" dedi.
Medine Sözleşmesi güncellenmeli
Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan'ın "Demokratik sözleşme hukukunun oluşturulması" önerisinin de yerinde bir öneri olduğunu ifade eden Ünsal, "Bu çatışmanın oluşturduğu bazı alanlar var. O alanlar ile ilgili çalışma grupları oluşturularak, o çalışma grupları mutabakat metinleri oluşturabilir. Demokratik sözleşmesi dediğimiz şey bu mütabakat ile oluşur" dedi. Demokratik sözleşme hukukunun Medine Sözleşmesi'ndeki gibi eşitliği hedefleyen bir hukuk olarak içeriğinin doldurulması gerektiğini ifade eden Ünsal, bununla doğru yol ve yöntemi bulmanın mümkün olacağını söyledi.
Can: Talepler karşılanmalı
78'liler Girişimi Türkiye Sözcüsü Celalettin Can, Öcalan'ın hükümetin sıkıntılarını dahi aşan geniş bir perspektif ile yaklaştığını belirterek, Başbakan'ın Akil İnsanlar Heyeti'nin hazırlamış olduğu rapor doğrultusunda bir açılım yapması gerektiğini söyledi. Ancak hükümetin bunu dar bir 'demokratikleşme paketi' ile sınırladığını aktaran Can, "Sayın Öcalan'ın 8 komisyonun kurulması önerisi vardı. Yine bu komisyonların meclis bünyesinde oluşturulması ve bu şekilde sorunun Meclis'e taşınması vardı. Bunlar da sadece söylemde kaldı" dedi.
Hükümetin tutumunu eleştiren Can, "Hükümet yeterli adımlar atmadığı gibi Silivri çevresi ile ilişki geliştirmeye çalıştı. Silivri çevresi de bundan cesaret alarak Öcalan'ı itibarsızlaştırma kampanyası başlattılar. Hükümet bu kampanyayı başlatın çevrenin baro başkanı ile irtibat kurdu" ifadesini kullandı.
Demokratik çözüm sürecinin Cemaat ve AKP çatışmasının önüne geçmesi gerektiğini ifade eden Can, "Bu yapılmadığı takdirde Türkiye büyük bir kaosa sürüklenir. Çünkü Kürtlerinde sabrı bir yere kadardır. Talepler biran evvel karşılanmalıdır, hatta geç bile kalınmıştır" diye konuştu.
Türkdoğan: Süreç fiili yürümez
Kürt sorununun çözümü noktasında başlayan diyalog sürecinin müzakere ile devam etmesinin ve bunun bir hukukunun olması gerektiğinin önemine işaret eden İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, "Çünkü müzakerede tarafların hakları vardır ve bunun bir yasal alt yapıya kavuşturulması lazım. Bu, fiili olarak yürüyebilecek bir süreç olamaz" dedi. Öcalan'ın önerdiği "Demokratik sözleşmede bir hakem kurulu" fikriyatını da desteklediğini belirten Türkdoğan, böylesi bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti. Türkdoğan, "Bu kapsamda Sayın Öcalan'ın belirttiği hususların gerçekliği ifade eden hususlar olduğunun altını çizmek gerekiyor. Aksi takdirde bu, tek taraflı yürüyecek bir süreç olacak. Yani hükümet kendi inisiyatifini kullanacaktır, ne kadar isterse o kadar süreci götürecektir. Bu durum ise problemlere sebep olacaktır. Oysa ki bu sorunun tek tarafı değil, iki tarafı vardır. Dolayısıyla iki taraf ancak uzlaşarak süreci ilerletebilir" diye konuştu.
Türkdoğan, "Sayın Öcalan 'demokratik sözleşme yapmak lazım' diyor. Bu sorun nihayetinde anayasal değişiklikle çözülebilecek bir sorundur. Mevcut anayasa ile Kürt sorunu çözülemez. Mutlaka bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Fakat anayasa değişikliğinde giden süreçle ilgili atılacak adımları içinde müzakerenin yasal alt yapısının, izleme heyetinin oluşturulması ve bu süreçle beraber nihai olarak demokratik bir anayasaya gereksinim vardır" dedi.
DİHA/ANKARA