
Abdullah Gül topyekün savaşın başkomutanı
"Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün topyekün savaşın komutanı olduğu" hatırlatılan AKKH açıklamasında; "Türk devletinin başı olan bir cumhurbaşkanının komando elbisesi giymesinin mesajı net olmuştur. Gül, AKP hükümeti ve devletinin Kürt halkına karşı topyekün bir savaş hükümeti ve devletine dönüştüğünün mesajını vermiştir. Abdullah Gül en son, Türk ordusunun gerçekleştirdiği katliamlara meşru savunma hakkıyla karşılık veren özgürlük savaşçılarına ise ‘bunun intikamı ağır olacak’ diyerek, 22 Ekim’de Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 36 gerillanın kimyasal silahla hunharca katledilmesinin talimatını vermiştir" denildi.
Açıklamada, Abdullah Gül'ün Türk ordusunun başkomutanlığına fiili olarak soyunduğu bu operasyonlarda, gerilların sadece kimyasal silahlarla katledilmekle kalmayıp, uzuvlarının dahi parçalandığı belirtildi. Legal siyasal zeminde kendini ifade etmek isteyen Kürt ve Türk aydın-demokrat ve yurtseverlere dönük siyasal soykırım-tutuklama ve bastırma girişimlerinin ve Van'da yaşanan deprem felaketinde Kürt halkına uluslarararası kamuoyunun yapmak istediği yardımların engellenmesi, Kürt halkına karşı topyekün savaş aşamasının pratikleşmesi olarak değerlendirildi.
Ulusal birlik ruhunu hedefliyor
Türk devletinin Ortadoğu’da bölgesel bir iktidara soyunduğu belirtilen açıklamada, Batılı güçler tarafından kendisine atfedilen rol gereği Kürdistan’da topyekün savaş ve soykırım, Ortadoğu’da ise derinleştirilmiş istikrarsızlıkla uzun vaadeli savaş zeminini açmayı hedeflediği belirtildi. Türk devletinin Güney Kürdistan’a işgal tehdidi savurarak, sağlanan ulusal birlik ruhu ve beraberliğini hedeflediği kaydedildi.
AB, AK ve BM üç maymunu oynuyor
Açıklamada, Türk devletinin soykırım saldırıları karşısında Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi'nin sessiz kaldığı belirtilerek, yükümlülüklerini yerine getirmediği dile getirildi. Türk devletinin kimyasal silah kullanımını yasaklayan BM antlaşmasını imzalamasına rağmen, bu yolla şimdiye kadar 400’den fazla insanın katledildiği belirtilen açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın gayri hukuki bir şekilde statüsüz bir rehine olarak tutulmasına, ağır izolasyon ve tecrit uygulamalarına karşı gereken tavrı geliştirmediklerine, adeta üç maymunları oynadıklarına dikkat çekildi.
Sessiz kalmayın!
"Avrupa Kürt Kadın Hareketi (AKKH) olarak AKP hükümetinin vahşi uygulamalarına karşı sessiz kalmayacağız" denilen açıklamada, Avrupa’da yaşayan tüm Kürdistanlı ve demokrasiden-özgürlükten yana olan tüm duyarlı kadınların, Türk devletinin düşmanlığına karşı AB’ye üye devletlerin yanısıra Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve demokratik kamuoyunun harekete geçirilmesi için mücadele çağrısı yaptı.
HABER MERKEZİ