Türkiye Cumhuriyeti, 1915’te bir milyondan fazla Ermeni’yi, Kürdü, Asuri’yi katleden İttihat Terakki’nin Beyaz Türkçü kadroları tarafından kuruldu. Ulus-devlet merkeziyetçiliğinin 90 yıllık cumhuriyet tarihine damgasını vurmuş olması da kuruluş zihniyetiyle bağlantılıdır. Türkiye’de bugüne kadar devleti yönetenlerin hepsi bu ulus-devletçi, ırkçı zihniyet sahibi olanlar oldu. 2002 yılından bugüne Türkiye’de değişim sloganıyla hükümet olan AKP de ulus-devletin tekçi zihniyetinin son versiyonudur. AKP geride kalan 14 yıllık hükümeti sürecinde bunu açık bir şekilde hem de birinci ağızdan bağırarak ilan etmiştir.

Bugünkü AKP’nin istibdat süreci bittikten sonra tarihçiler Türkiye’de geniş bir araştırma inceleme imkanına sahip olacaklardır. Zaten son 14 yılda incelenmesi gereken o kadar malzeme var ki. AKP’nin İttihatçı yönü belki de bunlardan sadece bir tanesi olacaktır. Ama 2000’li yılların Türk devlet gerçeğinin anlaşılması açısından AKP’nin iktidar olduğu tüm bir dönem ve kullandığı argümanlarla geliştirdiği siyaset ve politikalar incelenmek durumundadır. 

1900’lerin başındaki Osmanlı ve 1923’lerin Türk devlet paradigması nasıl ki İttihat Terakki’den kopuk ele alınamayacak ise 2000’li yılların Türkiyesi açısından AKP’nin yeşil Türk faşizmi de benzer önemdedir. Son dönemlerde yeşil-beyaz Türk faşizmiyle yaratılmak istenen yeni Türk İslam sentezi de apayrı bir araştırma, inceleme konusudur. 

1920’li yıllardan başlayarak 1990’lara kadar, hatta 2000’li yıllara kadar nasıl ki Türk devlet zihniyetinde egemen zihniyet tekçi ulus-devleti şekillendiren beyaz Türk faşizm ise, 2000’li yılların başında yeşil Türk faşizmi resmi olarak yerine ikame edilmiş, son 1-2 yılda ise ikisinin sentezinden (tabi sentez sadece sözle değil, aynı zaman somut ortaklaşmayla da yapılmaktadır.) yeni bir faşist sistem inşa edilmeye başlanmıştır. 

Dolayısıyla saf ırk yaratmak için 20. yüzyıl boyunca Anadolu ve Mezopotamya halkların sindirmede soykırım ve tehcir politikalarını temel yöntem edinen faşist beyaz Türkçülük irdelenmeden nasıl ki devletin kuruluşu felsefesi ve sonraki uygulamaları doğru analiz edilemeyecek ise, 2000’li yılların beyaz ve yeşil Türk faşizminin sentezinde ortaya çıkarılan yeni devlet paradigması ve uygulamaları da anlaşılamayacaktır. 

Birçok kişi ve kesim, AKP’nin iktidarının bir kesitinden sonra değişim yaşayarak, özünden saptığını ve giderek diktatöryal bir evreye kaydığını belirtiyor. Kuşkusuz iktidarın kirleten, ucube duruma dönüştürerek canavarlaştıran bir özelliği vardır. Fakat değişim, ancak var olanın özünden tümden saparak yeni bir şeyleşme durumuyla açıklanabilir. Ancak, eğer bir şey kendi can damarları üzerinden, yapısal gerçekliğinde değişim yaşanmadan daha da büyüyorsa orada değişimden söz etmek zordur. AKP gerçeği bana göre bu teze daha yakındır. 

Keza 21. yüzyılın İttihat Terakkisi olması da bununla kaynaklıdır. Değişen belki de beyaz Türkçülük yerine yeşil Türkçülüğün ikamesi olarak izah edilebilinir. Zira, AKP, yıllarca kendi dışında kalan tüm kesimleri İttihat Terakki zihniyetinin ürünü olmakla eleştirdi. İktidarını “yeni Türkiye” sloganı üzerinden inşa ederken en fazla saldırdığı kesim beyaz Türk faşizmi oldu. İşin özünde sistem içindeki tüm güçlerin sırtını dayadığı gerçeklik de buydu. Ancak beyaz Türkçü sağ siyasetin merkezinde olan siyasi güçler böyle iken, AKP farklı bir zemine dayanmıyordu. Hatta ve hatta AKP de bu zihniyetin dışında ya da karşısında olmak bir yana tam da merkezindeydi. Yine, İttihat Terakki’nin ortaya çıkış koşulları, dönemsel siyasetleri AKP’ninkiyle oldukça benzerlik arz ediyordu. AKP’nin suçlamaları da sadece suyu bulandırıp bulanık suda balık avlamadan ibaretti. Ancak uzun süre bu siyaset tuttu. 

AKP giderek bu zemin üzerinde palazlandı. Bu palazlanma öyle bir hal aldı ki, tek şef dönemini hiç bir kural ve kaide tanımadan yeniden hayata geçirdi. AKP’nin bugün referandumla hayata geçirmek istediği de tam da budur. Türkiye’deki tüm etnisitelerin, inançların tek bir kişinin, tek bir inancın, mezhebin, kültürün tekeline girmesi. Böyle giderse tek şef dönemine rahmet okutacaktır. 

Yerimiz kalmadığı için haftaya devam edelim.